Yazarlık Hayalkırıklığım

Banu Kırba

Yazmaya çok erken yaşlarda başladım. Sanıyorum ortaokul yıllarıydı, son sınıftaydık. Ve yazdığım bir kompozisyonu Türkçe öğretmenimiz çok beğenmiş ve bana; “Sen yazar olacaksın!” demişti. O gün çok sevinmiştim.. Yazar olmayı çok önemli, çok büyük bir şey sanıyordum. Herkesin alkışladığı, takdir ettiği ve sevdiği bir insan geliyordu aklıma.. Bir de herkesin yapamadığı bir işi yapan insan aklıma geliyordu. Yaratıcı, özgün, kalıcı.. Kitap yazan insan geliyordu aklıma.. Kitap yazmak çok önemliydi.. Çocuk kitapları, büyüklere kitaplar.. Öyküler, romanlar, şiirler, diğer kitaplardan..

İşin böyle olmadığını çok sonraki yıllarda daha iyi anlayacaktım. Yazarlıktan para kazanmanın imkansız olacağını ancak uzun yıllar sonra anlayacaktım. Şimdi daha iyi anlıyorum ve iyi ki sadece yazar olmayı tercih etmediğime de doğrusu seviniyorum. Anlıyorum ki bizim ülkemizde bir yazarın yazarlıktan para kazanabilmesine imkan yok. Kişinin yazar olabilmesine de tam imkan tanınmıyor. Nice gönderdiğim öyküye dergilerden cevap gelmemiştir. Yıllar içinde kaybolup gitmiştir yazdığım yazılar.. Nice yazılar yazdım, öykü, anlatı, deneme, araştırma, gezi.. Hiçbiri dergilerde, gazetelerde yayınlanmadı.. Şimdilerde yine internet edebiyat portallarında da yayınlanmadı..

Şimdi şimdi daha iyi anlıyorum, torpil olmadan, destek olmadan yazar olabilmenin de imkanı yok. İlla biri sizi destekleyecek. Öyle bağımsız bir editör değerlendirmesiyle yazının yayınlanabilmesine imkan ihtimal yoktur. Nasıl olsun ki, bağımsız eleştirmenler ve editörler yok. Dergilerde, gazetelerde zaten belli kadrolar ve yazıyı da sadece onlar yazıyorlar. Ücretli ve kadrolu yazar onlar.. Onlar da başka yazarların yazı yazmasına imkan vermiyorlar..

Yazdığım birçok roman, kitap boyutundaki öyküler elimde kaldı.. Yazabilmek için de sıkıldığım için evden çıkıyor, kafelere, kalabalıkların içindeki masalara, tenha yerlere sığınıyor, okumaya ve yazmaya çalışıyordum. Ki, hala o durumdayım. İnsanların bana kem gözlerle baktıklarını hissediyordum. Onlardan biri değilim çünkü. Farklıyım ve farklılıklar da bizim toplumumuzda kabul edilebilecek bir durum değil..

Yıllar önce başladığım yazarlık hikayeme hala devam ediyorum. Hala tek bir yayınlanmış kitabım yok. Şayet öğretmenlik yapmıyor olsam, para da kazanmama imkan yok. Kimya öğretmenliği yapıyorum, ama edebiyata tutkumdan dolayı aklım fikrim edebiyatta.. Hiçbir edebiyatçımızın da edebiyatından para kazanamadığını, hep yan alanlardan para kazanıp, hayatını ikame ettirdiğini görüyorum, biliyorum. Gençken ki hayallerimiz ve tutkularımız dağıldı gitti. Hayat başka yerde akıyor, biz başka hayaller içinde debelenip duruyoruz..

İyi ki diyorum öğretmenlik yapabiliyorum. Yoksa açta, açıkta kalabilirdim. Herkes asılında Hüseyin Rahmi gibi de şanslı değil veya Orhan Pamuk gibi.. Belki en şanslısı Orhan Pamuk.. Hayatında roman ve edebiyattan başka bir işle uğraşmamış ve onların da meyvelerini çok güzel toplamaya başlamış biri.. Diğer yazarların böylesi bir şansı yok. İçinde yetenek ve cevher olmayanlar da edebiyatın köşelerini tuttukları için, onlar da gerçek edebiyat sever yazarlara kapıları kapalı tutuyorlar. Böylesi bir kısır ortamda nasıl edebiyat gelişecek, o da ayrı bir mesele…

Yazarlık benim için bir hayalkırıklığı oldu. Hiçbir destek bulamadım. Toplum zaten başka havada yaşıyor. Hiçbir şeyi anlamayan, bilmeyen, hayatında hiç kitap okumamış, edebiyat nedir bilmeyen yığınlar toplamı içinde yaşamak elbet üzüntü kaynağı ama, yapacak da başka bir şey yok…

Bir Cevap Yazın