Bir Şair, Bir Ressam, Bir Masada

Şaban Taraklı

Güzel bir gündü. Hava sıcaktı ama bunaltmıyordu. İki çocukluk arkadaşı sahilde bir çay bahçesine oturdular. Aylardır birbirlerini görmüyorlardı. Evlenmiş barklanmış, çocuk çocuğa karışmışlardı. İkisi de sanatın farklı alanlarında kulaç atıyorlardı. Yıllar çabuk geçmiş, zaman saçların ak düşürmüş, şair olanı serbest meslekte, ressam olanı öğretmenlikte emekliliklere gelmişlerdi.

-Nasılsın, nasıl gidiyor çalışmalar?

-Valla Rıdvancığım biliyorsun.. Gidiyoruz geliyoruz. Başka bir şey yaptığım yok. Öğretmenlik.. Emeklilik geldi çattı. Emekli olayım mı olmayayım mı, diye düşünüyorum kara kara.. Senin nasıl gidiyor şiir miir yazıyor musun?

-Hiç aklıma gelmiyor.. Biliyorsun, gençken aklımız fikrimiz sanattaydı.. Şimdi ne sanat kaldı hayatımızda ne manat.. Bazen dükkanda oturduğum yerde aklıma çok güzel mısralar geliyor, bir yerlere yazıyorum ama.. kaybolup gidiyor.. Aslında bir şiir kitabı çıkarabilsem.. Hiç değilse çocuklara hatıra olarak kalır, diye düşünüyorum..

-İyi düşünüyorsun.. Artık çocuklar var ve onları düşünmemiz lazım.. Benim de yüzlerce resmim var. Ne olacak onlar bilmiyorum.. Öyle evin ardiyesinde durup duruyor.. Tuval olanlarını kasnaklarından çıkardım, üst üste koydum..

-Hatırlıyor musun? Gençken ne kitaplar okur, ne yazılar yazardık. Sen durmadan resimler yapardın.. Şimdi nasıl devam ediyor musun eski heyecanla?..

-Yok be, nerde.. Ne eski heyecan kaldı, ne de ressamlık.. Ara sıra bir şeyler çizsem de beğenmiyorum.. Üslup geliştiremedikten sonra ressamlık olmaz.. Şiir için de öyle değil mi?.. Elbet iaşeni kazanacaksın. Bir şekilde de kazanırsın.. Ama sanatkarlık için üslup şart. Ben resimde üslubu çok önemsiyorum.. Şiirde de öyle olsa gerek…

Hava güzeldi. İki arkadaş, daha çok geçmişten konuşmaya devam ettiler. Vapurlar gidip geliyor, bir sürü insanı indiriyor, bindiriyordu.. Gençlik başka şeydi… Kıpır kıpır, sanat doluydular.. Hüzünle onlara baktılar bir müddet…

Bir Cevap Yazın