Birey ve bireyler

Nurcan Azaz

https://nurcanazaz.wordpress.com/

Her insan başlı başına bir evreni içinde taşıyor. Bir diğerinin bu evrende yaşaması mümkün değil; ancak bir pencereden seyredebilir. Kendimizi ne kadar açsak da hiç kimse bu evreni kucaklayamıyor. Aynı şekilde biz de ne kadar çabalarsak çabalayalım, başkalarının iç dünyasına giremiyoruz.

Fotoğraflar: Nurcan Azaz

Herkes kendi duygu ve düşüncelerini yaşıyor; kendi acısını hissedip kendi sevinçleriyle haz duyuyor. Paylaşmak olgusu gerçek ama paylaşmak bu milyonlarca iç dünyalardan, bir bölümünden sadece küçük bir parçasına girebilmektir. En trajik olansa, insanlar birbirlerine yaklaştıkça bir o kadar uzaklaşıyorlar. Dışarıdan mantıklı görünmeyen bu olgu gerçeğin ta kendisi.

Herkes dünyaya kendi gözlükleriyle bakıyor ve bir diğerinin gözlüğünü kullanamıyor. Bunu denediğinde aradaki uçurum beliriyor ve bu noktada  insanların birbirinden uzaklaşması; daha kötüsü, kendini yanlız hissetmesi başlıyor.

Insanların tek başına doğup yine yalnız ölmeleri de sanki bu gerçeği pekiştiriyor. Bir evrenden milyonlarca evren türüyor ama biri diğerine benzemiyor. Bu, organik bir farklılık olduğu kadar, düşünsel ve duygusal tüm insani özellikleri de kapsıyor.

Bütün bu gerçeklere rağmen, en şaşırtıcı olanı, bu farklılık ve aykırılıkların bir arada olmaları; beraber olmadan yapamamaları. İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkların kaynağını yine bu noktada aramak gerekiyor.

Bir yandan tüm bu tek başınalık; diğer yandan diğerine bağımlılık. İşte bu çelişkili yaşam, problemlerin odak noktası…

Bir Cevap Yazın