Yürüyüş

Esin Çağrı

Yürüyüşleri seviyorum. Sabah akşam yürümek gelir içimden, çoğu zaman bunu gerçekleştiremesem bile, yürümek bana coşku verir, mutlu eder, rahatlatır..

Yürümeyen insanların kilolu, göbekli olduğunu görüyorum. Yürüyen insanlar daha fit oluyorlar, kendilerini daha sağlıklı hissediyorlar.. Yürüyen insanlara gıptayla bakıyorum. Ben de onlardan biri olduğum için kendimle gurur duyuyorum.

Bu pandemi zamanlarında bile durmaksızın yürüyorum. Geçen hafta bir tatil beldesine gitmiştik. Orada insanların yiyip içip, yan gelip yattıklarını görünce doğrusu üzülmüştüm. Deniz kenarında, kumların içinde yan gel yatlar o kadar artmış ki.. Bir de pandemiye rağmen dip dibe, iç içe oturmalar.. Ne sanıyor bu insanlar.. Pandemi ortadan mı kalktı?..

İç içe yaşamaktan mutlu olan insanlar toplumuyuz biz.. Bakıldığında yine vakalar durmadan artıyor. Bunun savrukluktan, başıbozukluktan kaynaklandığını hala insanlar anlamıyorlar mı.. anlamak mümkün değil..

Bakıyorum her yerde, içerde ve dışarda dipdibe olmaktan adeta zevk alıyorlar, mutlu oluyorlar insanlar.. Bizim toplumumuza özgü bir durum mu bu, yoksa bütün dünya toplumları bu başıboş durum ve tutuma mı sahip, anlamak mümkün değil..

Nerden nereye.. Ben bunlardan ziyade, yürümenin sağlığa, güzelliğe ve en önemlisi bana verdiği mutluluk ve huzura değinecektim.. Ama hepsi iç içe değil mi.. Sağlık, mutluluk, spor, sanat.. Yine medeni toplumların, bilinçli, akıllı ve kültürlü toplumların daha önem verdiği alanlar değil mi.. Bizim toplumumuz maalesef medeniyet seviyesini ıskalamış görünüyor.. Bir başıbozukluk, kendini beğenmişlik, vurdumduymazlık söz konusu.. Giderek spordan, sanattan, beslenmeden uzak bir hayat sürüyor.. Bütün bunlar da kaliteyi etkiliyor tabi.. Yürümeyi de etkiliyor…

Yürüdüm yürüdüm.. Yürürken ağaçların daha renkli, daha yeşil ve birçok yeşili içinde barındırdığını, gördüm.. Sonra ağaç gövdeleri ve dal ve yaprakları da çok farklı birbirlerinden.. Ağaç uzmanı değilim ama, her ağacın adeta bir karakteri var. Hiç biri bir diğerine benzemiyor. Bitkilerin hepsi farklı. Bulutların da öyle.. Orhan Veli’nin dediği gibi; “Gökyüzünün mavi olduğunu öğrenmek..” benim için de geçerli.. İnsanların ne de az şükrettiklerini, yaşamın çeşitliliğini tam kavrayamadıklarını, gördüm..

Deniz kenarı çeşitliliğini, hatta insanların giyim kuşamlarından, bakış ve duruşlarından bile, ne kadar farklı ve özgün olduklarını bir kez daha kavradım. Ne düşünüyordu insanlar otururken, konuşurken, yürürken, telefon ederken, doğrusu merak ediyordum.. Konuşurken, telefon ederken, başka şeyler düşünebilir miydi insan?.. Veya, düşündüklerimiz, duyduklarımız, hissettiklerimiz birbirinden farklı mıydı?

Yürümeyi hep sevdim, seviyorum. Hayatı daha yakından tanımak için de yürümeyi herkese tavsiye ediyorum…

Bir Cevap Yazın