Sert Rüzgar Esiyor

Selda Pürsoy

Kadın masaya oturur oturmaz, kalkalım, diyordu. Oturanlara bakıyordu çay bahçesinde oturan insanlar. Kızlar vardı, yaşlı kadınlar, başörtüleri uçuşuyor, derme çatma masada da zaten örtü mörtü yok, uçuşup kaçışmış.. Birbirlerine bakıyor çay bahçesindeki insanlar. Bazıları kaçamak bakıyor, bazıları daha dik bakıyor, ürkerek bakanlar da var.

Karanlık ama tam karanlık da değil. İlerde, denizin üzerinde, karada, yol var ilerden başlayan, sonra çay bahçesine doğru gelen, hep ışıklandırılmış. Rüzgar o kadar sert esiyor ki, masalar, sandalyeler parçalanmaya yüztutmuş, ağaçlar yamulmuş, elektrik direkleri eğilmiş ve lambalar çatlamış, kırılmış..

Çocuklar var kendi aralarında okey oynuyorlar. Gürültülü bir oyun bu. Bir köpek geliyor hımbıl, uzun tüylü, sarı, dili dışarda.. sevimli bir köpek. İri sevimli bir köpek. İnsanlara yaklaştıkça kuyruğunu daha kuvvetli sallıyor.

Kadın, saçlarını elleriyle düzeltmeye çalışırken, kalkalım, sıkıldım kalkalım. Burası canlı değil, kalkalım, diyor durmadan. Çocuklar bakıyor, ilerki kısım erkekler kısmı herhalde, zaman zaman gürültülerin dozajı artıyor.. Okey, tavla oynuyorlar yeşil çuha masalarda erkekler ve televizyon seyrediyorlar geniş geniş..

Dışarda dalgalar, koyu renkler, elektrik direklerindeki lambaların beyaz ışıkları, iki üç katlı yazlık evlerin bazı pencerelerinden sızan ışığın, büyük ışıklarla buluşması.. Güzel bir karmaşa, karmaşanın estetiği ve kendine özgü uyumu var. Çay bahçesinde insanların uzaktan bakıldığında soyut bir tablo gibi halleri, uyumu, kompozisyonu var. Hantal ama sevimli, uzun sarı tüylü köpekcağız, kuyruğunu sallaya sallaya masadan masaya dolaşıyor.. Seviyor insanlar da onu.. Özellikle çocuklar, kızlar…

Rüzgar sert esiyor, dalgalar, kumdan kıyıya sert vuruyor, ağaçların dalları öyle bir dalgalanıyor, kıvrılıp, çözülüyor ve karanlık gökyüzüne uçacakmış gibi duruyor ki.. Kadın hala kalkalım, sıkıldım, kalkalım, diyor…

Bir Cevap Yazın