Bulutlarla Birlikte

Seçil Güven

Sanatın bulutlarla birlikte yükseldiğine, bulutlarla birlikte sanatsal yeteneğin geliştiğine inanıyorum. Şiir, benim için daha ortaokul yıllarından beri vazgeçilmez bir gerçeklik olarak algılandı. Duygularımı ancak şiirle ifade ediyordum. Hala öyle. Kendimi bildim bileli şair olarak tanımladım ve gerek Türk gerekse de yabancı şairleri hep okumaya çalıştım.

Bu sabah da yine diğer günler gibi erkenden kalktım. Salah Birsel’in, Gülten Dayıoğlu’nun yaptığı gibi ben de şiir, sanat peşinde koşuyorum. Mühendislik okumuş olmama rağmen şiir benim için yaşamımı demirlediğim liman. Erken kalkmak Oktay Rifat gibi bana da iyi geliyordu. Her odada şiiri, her kitapta sanatsal bir sözü arayan Salah Birsel gibi yine ben de hayata şiir açısından bakıyordum. Şiirin de özlü sözü, yaratıcı, felsefi bir ifadeyi, kısa bir öyküyü kapsadığını; kısa, en kısa yazının, ki bu düzyası bile olsa ‘şiir’ olduğunu, düşünüyorum ben.

Baudleare’den Orhan Veli’ye, Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e Paul Eluard’dan günümüz şiirlerine.. özellikle İlhan Berk, Edip Cansever, Cemal Süreya, Murathan Mungan gibi şairlere, Yenibütüncü şiire ve günümüzde edebiyat dergilerinde yayınlanan şiirlere kadar.. onlarda hep, özgün bir betimleme, yeni bir buluş ve ifade arayarak, ancak şiirde zaten özgün ve kalıcı bir betimlemeyle, felsefi bir niteleme, özgün bir kalıcılık olduğunu, olabileceğini düşünüyorum.

Erken kalktım. Şiir her zaman baştacım. Kahvaltıyı yaparken, evi temizlerken, işe, gidip gelirken, sokakları dolaşırken, ki yürümek en büyük zevkim.. yürürken çünkü düşündüğümü, özgür hissettiğimi kendimi, düşünürüm.. Bol bol şiir kitapları okurum. Bir de kısa öyküler.. Şiirde ve kısa öykülerde gerçek şiirin, şiirsel buluş ve anlatının olduğunu, düşünürüm..

Bulutları somut olarak da her gün hissediyorum. Ve, onların bol bol fotoğraflarını çekiyorum. Bulutlara, sonra deniz dalgalarına bakarak da şiirler yazmaya çalışıyorum. Doğadan, insandan, kaldırımlardan, ağaç dallarından, duvardaki çividen bahseden. Genel şeylerin yanında, özel, detay şeylerden de bahseden şiirler yazıyorum. Nesnelerin en küçüklerin bile, aslında insanın hallerini yansıttığını düşünüyorum.

Erken kalkmayı, kahvaltıyı erken yapmayı.. sabırsızlıkla bir şiir kitabına, kısa öykülerden oluşan öykü kitaplarına, güncelere, anlatı ve anılara yöneliyorum. Şiir üzerine yazılan denemelerin de ki Hilmi Yavuz’un bu konuda güzel, anlamlı denemeleri vardır.. derin anlamlar taşıdığını, düşünüyorum.

İnsanların deneme kitabı okumaktan da, (bir zamanlar herkesin şiir yazdığı bir ülke iken, şimdilerde kimsenin şiirle uğraşmaması, ayrıca beni rahatsız etmektedir..) uzaklaştığını düşünüyorum..

Bulutlar bulutlar.. Şiirin kendisi olarak varlar…

Bir Cevap Yazın