Türk Görsel Sanatlarının Geleceği Üzerine

Yiğit Burakoğlu

Türk görsel sanatlarının bir türlü evrenselleşememesinin temel sorunlarından biri, genel olarak dünyayı kavramayla ilgili görünmektedir. Zaten bakıldığında evrensellik olgusu gelişmiş toplumların sanatlarının bir ayrıcalıklı konumu gibi durmakta, bu da sanatın ve sanatçının elinde olan bir durum olmadığı gerçekliğini ortaya koymaktadır.

Nuri İyem

Ama herhalde sadece ülkelerin gelişmişlik düzeyiyle de sınırlı değil bir sanatın, görsel sanatların; resim, heykel, seramik vb. gibi alanların evrensel kabul görmemesinin sorunsalı. Türk plastik sanatları tarihsel süreci içinde hep evrensel temalara, zaman zaman da otantik, yerel olana yönelmiş, ve belki bu Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Nuri İyem’le başlayan tercine, geriye dönüş olgusuyla popülerleşen ve gerileyen sanat olgusu, evrensellikten de kopuşu doğurmuştur.

Doğal olarak gelişmiş toplumlar ve onların sanat merkezleri; Paris, Berlin, Londra ve Newyork gibi.. sanatı kendi merkezlerinden yönlendirmeye çalışmış ve doğal olarak da kendi sanatçılarına daha fazla hak ve imkan vermekle birlikte, kendi dışında, ‘öteki’ olan değerlerin kendi otantik, yerel kimliklerine yönelmelerini teşvik etmiştir. Böylece evrenselliği kendi tekeline alma hakkına sonsuza kadar sahip olmuştur.

Bu kıskaca saplanan Bedri Rahmi, Nuri İyem ve benzeri, Türk resminin evrenselleşmesi olgusunun otantik olmasıyla olası olacağı yanılgısına düştükleri için, Türk resminin tarihsel gelişim sürecini baltalamış ve resmin gerilemesine, çözülmesine sebep olmuşlardır.

Yine bugün de bu yanılgı devam etmektedir. Türk plastik sanatları ve onun öncü alanı resim kolu otantiklik kıskacı, yerellik açmazı içindedir. Aslında bu otantikliğin ve yerelliğin ne olduğunu da tam çözümleyememiştir. Modern ve postmodern yapıların ve yönelimlerin bilinçli kavrayışlardan ziyade, öykünmeyle sınırlı olduğunu biliyoruz. Bu da gelişmiş bir topluma dönüşsek bile görsel sanatların bu açmazları kıramayacağı ve doğal olarak bir türlü evrenselleşemeyeceği, hiçbir uluslararası müzede, gerçek galeri ve sergilerde, fuarlarda ön sıralarda yer alamayacağı, hep ikinci sınıf, dünyanın zenci sanatçıları olarak sanatçılarımızın görüleceği anlamlarına gelmektedir.

İşin komik tarafı da bu konunun üzerinde ciddi olarak duran ne bir sanatçı ne de yazar var günümüzde…

Bir Cevap Yazın