Kadıköy Yazılarımdan: Müjdat Gezen: “Olacağı Buydu!”

Nusret Karaca

….

Müjdat Gezen… Anlatmaya gerek var mı büyük usta’yı! Kendini sanata adamış, gençlere kol kanat germiş, onlara yürek olmuş bir duayen. Kadıköy Ziverbey’de bulunan, kızımın da piyano eğitimi aldığı, konserlerine çıkmaktan ve okul belgesine sahip olmaktan gurur duyduğu MSM’nin kurucusu bir güzel insan. Yine çocuklarla, yine gençlerle, yine sanatseverlerle kucaklaşıyor yılmadan, usanmadan hiç tükenmeyen idealizmi ile…

….

Arada bir uğrar, oradaki çalışanlarla sohbet eder, her zaman ikram ettikleri çaylarını yudumlarım büyük bir keyifle. Kızımın kursları bitse de gönül bağım vardır MSM ile. Evim gibi hissederim.

….

2021

Bu sezon yine bir duyurusu geçti elime Kızıltoprak öğretmenevinde. Konservatuar, sinema ve televizyon oyunculuğu, dublaj, akşam okulu, kış okulu, yaz okulu, diksiyon ve etkili konuşma… Özetle sanata dair, her yaş grubuna eğitim büyük bir hızla sürüyor…

….

Müjdat Gezen’in yazdığı bir çocuk kitabını tanıtmıştım daha önceleri Gazete Kadıköy’de. Şimdi elim yine usta ile ilgili kâğıt ve kaleme gitti. Ne yapayım, dayanamadım.

….

Bakınız neler söylemiş Kadıköy’de 2006 yılında kendinle ilgili… Daha önce kendisi ile ilgili yazdığım ve yayımlanan, arşivimde sakladığım  bir yazıda da yer vermişim.

MSM tanıtım broşürüne almış bu söylediklerini. Kısa bir kesit sizler için.

….

“On yaşında bir çocuğu sahneye atarsanız olacağı budur. Bana bunu yaptılar. Daha ilkokulun üçüncü sınıfındaydım. Beni yakan ilk öğretmenim oldu. Tiyatro yüzünden sınıf kalmalardan tutun da babadan ağır azarlar işitmeye kadar hep bu iş yüzünden oldu. Hangi boş dükkânın önünden geçsem “Acaba burayı bana verirler mi tiyatro yapayım” der oldum. Öyle ki yazlıktaki evimin alt katını kırmızı koltuklu bir tiyatro salonu yaptım. İki okuluma küçükte olsa bir salon yapıverdim. Aradan kırk altı koca yıl geçti. Kısmet bu güneymiş. Borcunu ödemeye üç yıl devam edeceğim bir tiyatro salonum oldu. Altmış üç yaşından sonra. On yaşında bir çocuğu sahneye atarsanız olacağı budur. Bitmek tükenmek bilmeyen bir tiyatro aşkı. İlk öğretmenim Nadide hanım. Bir gün yanına geldiğimde iki elini de öpeceğim. Beni sahneye atan ilk kişi sen olduğun için. Babam, sana da şükran. Bana’ iyi ki tiyatrocu oldun’ dediğin için. Karım sana da teşekkür ediyorum beni taşıdığın için. Öğrencilerim hepinize hiç ayrım yapmadan teşekkür ediyorum. Seyirciler.. sizlere gelince ..Ben size kendimi borçluyum. Bana verdiklerinizi size geri döndüreyim diye çekmediğim kalmıyor. Artık yakamı bırakın(!).İki eliniz birbirine vursun. Biz en çok o sesi seviyoruz. Gerisi iki kalas bir heves…

….

Evet!16/06/2018… Bayramın ikinci günü. Saat 10.27…

Elimde kağıt kalem Müjdat Gezen ile ilgili yazmak istedim…içimden geldi.

Ben de bu arada bana tiyatroyu sevdiren Eyüp Lisesi’nden rahmetli Turgut Cimcoz öğretmenimi anımsadım yine… İlk götürdüğü oyun Şemsi Belli‘nin “ANAYASO”adlı oyunuydu. Koca Mustafa Paşa da Türk Yazarları Tiyatro Sahnesi’nde izlemiştik arkadaşlarımla.

İyi ki onları tanımışım…

Onlar sayesinde, sanat sayesinde daha derin soluk alıyorum sanki…

Onlar sayesinde at gözlüğüyle bakmıyorum çevreme…

İyi ki!

Bir Cevap Yazın