Eylül’de Dalgalar Daha Yoğun

Ayşenur Gülistan

Daha yoğun Eylül’de rüzgar. Gökyüzü ağladı ağlayacak gibi. Bulutlar toplanıyor toplanıyor, tam ağlayacaklar, sonra dağılıyor. Martılar da bulutlarla birlikte toplanıyorlar gibi. Onlar denizlerin ortalık yerinde balıklar için toplanıyor gerçi. Ama balık yok. Bakıyorum sahilden. Balık yok. Martılar çığlık çığlığa, balıkçı motorlarının çevrelerinde dönüyor. İlerdeki adaların arka kısımlarına toplanmış koyu bulutlar ürküntü veriyor bana da.. Oraya doğru ilerleyen vapurların benek benek beyazlıkları bir mavi tabloda beyaz lekeler gibi veya martı kanatları gibi duruyor. Hareket halinde onlar da martılar gibi.

Eylül’de git gide daha fazla rüzgar çıktı. Ağustos böyle değildi. Sıcaklar yakıyor, mahvediyordu bizi. Bir yere oturmak, güneşte yürümek adeta imkansızdı. Ben de tek başıma yürümekten ve oturmaktan hoşlandığım için o Ağustos sıcaklarında şapkasız dışarıya çıkmıyor, bir yere oturduğumda da elimdeki kitabı doğru düzgün okuyamıyordum.

Sahilleri, denizi nedense çok seviyorum. Dalgalı denizleri özellikle. Bıraksalar saatlerce denize, dalgalarına, dalgaların kıyıya vuruşlarına bakarım. Allah’tan bu cep telefonları var da, dönüp dönüp çevremizde gördüğümüz şeylerin fotoğraflarını çeki çekiveriyoruz. Sonra onlara müsait zamanda bakıyor, düşünüyorum. Çok güzel fotoğraflar çekiyorum. Tepeler, denizler, dalgalar, kayıklar, yelkenliler, yatlar. Deniz kenarlarının, Boğaz’ın, ada kenarlarının dalgaları, mavinin içinde deviniyor. İnsanlar bu devinime eşlik ediyor.

Geçen gün yine Bostancı civarlarında bir kafeye oturdum. Kalabalıktı. Güzel kızlar, bakımlı erkeklerin, orta yaş civarı insanlar ve ailelerle birlikte, kafenin önünden geçen çöp toplayanlar, kafenin önünde su ve simit satan sabit büfeler vardı. İnsan tek başına olunca düşünmeye başlıyor onu anladım. Başkasıyla birlikte olunca insan düşünemiyor. Onun için ben genelde tek başıma takılmayı tercih ediyorum. Daha özgürce düşünüyorum. Sonra çevremi daha iyi algıladığımı düşünüyorum. İnsanları daha iyi anladığımı düşünüyorum. İnsanın tek başına kalmasıyla, tek başınalığı tercih etmesi farklı şeyler.

Dışarıda maskelerini üstünkörü takmış insanları görünce doğrusu rahatsız oluyorum. Her insanın dünyayı ve çevresini başka başka şekillerde gördüğünü, algıladığını, düşünüyorum. Ben de başka şekilde görüyor ve düşünüyorum. Nasıl gördüğümü ve çevrem hakkında nasıl algıladığımı doğrusu zaman zaman da merak ediyorum.

Eylül ayında dalgaların daha şiddetli kıyılara vurduğunu görüyorum. Dalgaların sesleri uzakta olsam bile kulaklarımda çınlıyor. Adalara gitmeye çalışan, dalgalarla mücadele eden vapurları görüyorum. Ağır ağır gidiyorlar. Martılar da ağır ağır uçuyor. Kargaların uçuşları daha seri, daha hareketli.

Eylül ayını daha çok seviyorum. Rüzgarlı ama ne fazla sıcak ne de soğuk. Bulutlar biraz daha fazla Ağustos sıcakları düşünüldüğünde. Kendimi daha rahat, daha mutlu hissediyorum Eylül’de..

Eylül’de dalgalar daha şiddetli ama, mutlu ediyor beni…

Bir Cevap Yazın