BAŞKENT’DE VE YAŞAMDA SANAT: Ressam Neş’e Erdok’un Korona Resimleri

Hatice Kumbaracı Gürsöz

 Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

Ressam

hkgursoz@gmail.com

Biraz daha sabır,

Biraz daha inat…

Kapının arkasında bekleyen,

Ölüm değil hayat.

Nazım Hikmet

Türk resim sanatının en önemli temsilcilerinden  Neşet Günal’ın  Atölyesi’nde okurken 1969 yılında atölyede kısa süreli asistanlık yapan Prof. Neş’e Erdok’un  Yapı Kredi Bomontiada’da  sergilenen koronavirüs konulu  eserlerinden  bahsetmek istiyorum. Bu arada sanatçının Akaretler’de Sıraevler’de düzenlelnen Artweek İstanbul’da da eserleri yer aldı.

Neş’e Erdok titiz, disiplinli, mesleğine kendisini adamış bir sanatçıdır. Kendisini tanımayanlar için kısa bir özgeçmişini sizinle paylaşıyorum:

Resim atölyesi öğretim üyesi ve ressam. İ.D.G.S.A. Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi’nden mezun oldu. 1965- 66 yıllarında Madrid’ de Escuela Eutral de Idromas’ ta ve Eseuela Diplomética ‘ da İspanyol Dili, Edebiyatı, Uygarlığı ve Sanat Tarihi üzerine çalışmalar yaptı. Millî Eğitim Bakanlığı hesabına Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne öğretim üyesi yetiştirilmek üzere Fransa’ya gönderildi. Paris’te Ecole Nationale Supérieure des Beaux-Arts’da Prof. Chaplain Midy ve Prof. Pierre Matthey de Etang yanında resim çalışmaları yaptı. 1981 yılında profesör oldu. Aralarında; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Norton Simon Müzesi’nin de bulunduğu, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda resimleri bulunan sanatçı, bugüne dek 100’ü aşkın karma sergide yer almıştır.

Ödülleri

2017 Aydın Doğan Ödülü

2006 16. Artist İstanbul Sanat Fuarı, Onur Ödülü

1986 Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar  Ödülü  (Füreya Koral ile birlikte)

1981 “Yurtta Sulh Cihanda Sulh 1981”, Vakko Resim Yarışması Büyük Ödülü

1980 14. DYO Resim Sergisi, Mansiyon

1979 “Yeni Eğilimler Sergisi”, Başarı Ödülü (İ.D.G.S.A. Osman Hamdi Salonu)

Medya Neş’e Erdok’un son sergileri nedeniyle onun sanatçı kimliğine çok fazla yer ayırdı. Kitap Sanat dergisinde Ertan Aktuğ ve Hürriyet gazetesinde İhsan Yılmaz’ın yazıları bu konuda iki örnek… Pandemi dolayısıyla ve Ankara’da yaşadığım için sergiyi izleyebilmem sadece internetten olabildi. Eskiden bu tür sergileri hiçbir zaman kaçırmazdım. Neş’e Erdok sanatın iyileştirici yönünü o kadar güzel anlatmış ki, eğer içinizde sanat aşkı varsa insan her koşulda resim yapabilir. Zaten insanın görsel hafızası özgün yapıtlar üretmeye sebep olabiliyor.

Sanatçı resim tutkusunu şu sözleriyle ifade ediyor: “Resim yapmazsam eğer yokmuşum gibi. Uzun bir hastane süreci geçirmiştim. Hastaneden çıkıp eve geldiğimde hastalanmadan önce başladığım bir göç resmi vardı, yarım kalmıştı. Onu bitireyim dedim fakat sağ kolumu kaldıramıyordum, yürüyemiyordum. Bir yandan fizik tedavi gördüm, bir yandan da sol kolumla sağ koluma destek olarak o resmi bitirdim. Sonra da aşağı yukarı her ay bir resim yaptım. Ama eve kapalı olduğum için değil. Ben zaten resim yaparken kapanırım, buna alışkınım. Belki resim yapmasaydım çok kötü olabilirdim, bir de o var. Hep söylerim, resim yapmazsam kendimi yokmuş gibi hissediyorum, koronavirüs olsun olmasın”.

Ben de 52 yıllık sanat hayatımda 40 kişisel sergi, 200 karma sergi, bienaller, fuarlar derken iki bileğimden Carpal Tunnel ameliyatı geçirdim. Ama bu meslekte ne rapor ne de izin alabiliyorsun. Çalışarak sanatın iyileştirici yönünü eserlerinize katıp, sanat aşkıyla paletim hiç kurumasın diye dua ediyorsunuz….

Neş’e hoca Bomontiada’da açtığı sergide Koronavirüs başyapıtı ile pandemi sürecinde ürettiği eserleri hüznü ve kendine has dramı içinde barındırıyor. Konuları, insan yaşamı belki de Nazım Hikmet’in sözüyle yaşamdan insan manzaraları. Göçler, mültecilerin dramı, yolculuklar ve  hiç sahip olmadığı ama her eserinde var olan kedi figürleri kompozisyonlarında yer alıyor.

Neşet Günal’da var olan insan figürleri Neş’e Erdok’un resimlerinde de mevcut, ama onun tarzı,  konuları farklı. Konturların belirginliği, daha ziyade pastel renklerin konuya hakimiyeti, şehir hayatının insan manzaralarıyla birleşip sanatçının desen konusundaki ustalığı pentüre renk ve leke armonisi ile bir bütünlük kazandırıyor. Espasdaki derinlik eserlere başka bir anlam veriyor. Tabii sanatçı hakkındaki yorumları yapmak belki öğrencisi olan biz sanatçılara düşmez. Yorumları rahmetli Neşet Günal hocadan dinlemek olayın önemini artırırdı.

Sağlık sorunlarının aşkla bağlandığı, sanatın iyileştirici yönüyle harmanladığı bu eserler Türk resim sanatının değerli ustasını bize anlatıyor. Gitme imkanınız yoksa, internetten inceleyebileceğiniz bu kıymetli eserleri zihninizin bir yerinde bulundurun. Hayatın gerçeklerini yanısıtıyor.

Değerli hocama sağlıklı ve sanat dolu günler dilerim. Bu kıymetli eserleri bizimle paylaştığı için teşekkür ederim.

Başkent’ten şimdilik bu kadar. Koronasız sağlıkla sanat dolu günler dilerim. Sevgiyle kalın. 

Bir Cevap Yazın