Resimler Arasında

Leyla Pınar

Farklı farklı resimler var. Onlara bakınca kendimle ilgili düşler görüyorum. Yolları, ormanları, ağaçları, elleri, gövdeleri görüyorum. Sonsuza gibi bakan gözleri ve gözlerin içindeki boş bakışları.

Atölyedeyim. Bir ressamın atölyesi burası. Okuldan mezun olduktan sonra, daha okul yıllarında kendini tamamen resme vermiş, resimden geçinmeyi düşünmüş, resimden başka da bir şeyle ilgilenmemiş bir ressamın atölyesi. Hala yakınıyor, ressamlığın meslek sayılmadığını söylüyor. Yakınıyor, yazarların yazarlığı güç bela kabul edildi ama, ressamların ki meslek olarak kabul edilmedi diyor. Üzülüyor tabi. Üzülüyor ama, yaşadığı toplumu ben de tam tanımadığını düşünerek, kelli felli bu adamın durumuna üzülüyorum. Ressamlık meslek olarak kabul edilse ne olur, edilmese ne olur..

Resimlere bakıyorum atölyedeki. Birbirinden farklı resimlere.. Bu resimlerin bu ressamın elinden çıktığına inanmak zor. Hepsi farklı teknikle yapılmış gibi. Konularının da farklı olması doğrusu kafamı karıştırıyor. Yine de resmin yaşamsal gerçeklikten farklı, ayrıcalıklı olduğunu, insanın gelişiminde ve basamak atlamada önemli bir entellektüel alan olduğunu, düşünüyorum.

Boy boy resimler. Bütün duvarlar, şovaleler resim dolu. Bazıları ters çevrilmiş. Boyalar her tarafta, dolaplar da bile türlü türlü boyalar var. Türlü şişelerde, kutularda. Ben de resim yapmayı seviyorum ama, her resim yapana da ressam demek doğru mu o da ayrı bir mesele..

Bu ressam arkadaşım. Okulda okurken tanışmıştık. Ben iletişim okuyordum, o da resim okuyordu. Bir gezi etkinliğinde tanıştık. İyi biriydi. Resmi gerçekten seviyordu. Tanıştığımızda doğa yorumlamaları yapıyordu. Sonra sonra demek ki çalışmalarını soyuta doğru yönlendirmiş. Niye böyle diyorum, olur, diyor. Her şey değiştiği gibi, ressam da değişir ve doğal olarak konuları da tarzı da değişir, diyor.

Haklı haksız ben ona bakmıyorum. Duvarlardaki resimlerin bir tutkunun eseri olduğunu biliyorum. Ressamın meslek olarak kabul edilip edilmemesi de pek umrumda değil. Zaten sanat benim için para karşılığı yapılan bir şey değil.

Duvarlarda tablolar.. natürmortlar, peyzajlar, soyut, figüratifler.. Atölyede yaşamdan, sokaktan kopuk başka bir yaşam beliriyor. Estetiğin yaşamı belki de bu. Kendine özgü kuralları, değerleri olan…

Bir Cevap Yazın