Kemal Sayar’dan “Özgürlüğün Baş Dönmesi” Kitabı Üzerine

Rıdvan Akkuş

Bir anlamak, bir kitabı anlatmak kolay olmasa gerek. Herkes kendi bakışaçısına, duruşuna sahip. Doğal olarak evreni, çevreyi, şeyleri ve kitapları da kendimize göre algılar, anlamlandırırız. Kitapların bahsettikleri şeyler okuyucuya göre değişir. Doğrusu, kitap bittikten sonra, resim gibi, yazarı ve ressamı için de bir ötekidir o şey olarak kitap ve resim..

Kemal Sayar

Okuduğum kitaplar üzerine yazı yazmak adeta hobim. Okumanın yeniden düşünmek, yazı veya kitaplar üzerine yazmanın da yaratıcı bir aktivite olduğunu düşünürüm.

Kemal Sayar’ın da hem akademisyen hem de popüler kültür yazarı olarak takdir ettiğim yazarlardan. Psikiyatri gibi zor ve karmaşık bir meseleden yola çıkarak insanı anlamak ve anlamlandırmak konularında çok güzel kitaplar ve makaleler yazıyor. Keza bu kitabı da benim merakla okuduğum kitaplardan biri. Zaman zaman okuduğum kitaplara tekrar döner ve onların belli yazılarını tekrar tekrar okurum.

Özgürlüğün Baş Dönmesi önemli bir kitap. Arka kapağında zaten şunlar yazıyor: “İçinde yaşadığımız endişe çağına yönelik yazıları ruha ilaç gibi gelen Kemal Sayar, Özgürlüğün Baş Dönmesi’nde bizi bu çağa getiren gelişmelerin perdesini aralıyor. Görünen o ki hep peşinde koşulan özgürlük, bir ucundan yakalandığında baş dönmesine yol açıyor. Küreselleşmenin, postmodern dönemin, internetin bireye etkilerini ele alan; derinlikli bir anksiyete incelemesi sunan, kaos kuramına dokunan bu makaleler, günümüz için adeta bir ‘hal tercümesi'”

Bir kitabı elbet arka kapak yazısı, hatta yazarın önsözü bütün boyutlarıyla açıklayamaz. Satır aralarında anlatılanlar, başka yazarlardan alıntılar, giderek yazarın zaman zaman getirdiği yorum ve değerlendirmeler, farklı konu başlıkları ve yazarın onları ele alma biçimleri ve bütün bunları yaparken kullandığı dil hep farklı boyutlarda anlamların, anlam katmanlarının oluşmasına sebep olur. Bu da bir kitabı katman katman meydana gelen yapı boyutlarıyla oluşturur.

Yazar kitabın başlarında Saint Exupery‘den şu alıntıyı yapıyor: “Yaşamak, yavaş yavaş doğmaktır.” Bu da kitabı zaten çok katmanlı hale getirmenin ilk adımları olarak karşımıza çıkıyor. Evet, “yaşamak” denilen şey, yavaş yavaş doğma, yavaş yavaş olma ve olgunlaşma biçimi olarak karşımıza çıkar. Çünkü sürekli, dönemsel olarak değişir insan. Bebektir, çocuktur, gençtir, orta yaştır, olgundur, yaşlıdır. Farklı meslekler, çalışmalar içindedir. Farklı mekanlarda, ülkelerde bulunur ve bütün bunlar da kişiyi farklılaştırır, olgunlaştırır, değiştirir. Yaşamak, farklılaşmak, değişmek, evet, doğmaktır ve hepsi de ayrı ayrı sancılara ve acı biçimlerine sahiptir…

Yine yazar, kitapta; “İnsanlığın geleneksel, modern ve postmodern olarak özetlenebilecek üç kültürel dönemden geçtiği varsayılıyor.” diyor. Bu nitelendirmeleri kim veya kimler yapıyor bilemem, ama giderek, ‘postmodern’ nitelendirmede kıstas nasıl oluşuyor?, o da tam anlaşılabilmiş değil kanımca.. Buradaki ölçüler nedir, nasıl belirleniyor.. Tam bilinmeyen şeyler bunlar…

Yine yazarın önemli tespitlerinden biri de şu; “Yakın zamana kadar Anadolu kasabalarında dinleyicilerin aktif katılımıyla anlatılagelen Köroğlu hikayeleri yahut Hz. Ali’nin cenkleri, TV’nin yaygınlaşmasıyla birlikte kaybolmaya yüz tutmuştur.”

Sonuç itibariyle sevdiğim kitaplardan biri Kemal Sayar’ın “Özgürlüğün Baş Dönmesi” kitabı

Kemal Sayar

Kemal Sayar, 26 Mayıs 1966 yılında Ordu’da doğmuştur. Hacettepe Üniversitesi tıp Fakültesi mezunudur. Uzmanlığını ise Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ana bilim dalında tamamlamıştır.

28 Kasım 2000 yılında psikiyatri doçenti unvanına sahip olmuştur. 2000-2004 yılları arasında Karadeniz Teknik üniversitesi Tıp Fakültesinde Psikiyatri AD Öğretim Üyeliği yapmıştır.

Kemal Sayar, 2008 yılında profesör olarak Fatih Üniversitesinde öğretim üyeliğine başlamış ve üç yıl sonra Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim dalına geçmiştir.

Kemal Sayar, halen Marmara üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı başkanı olmasının yanı sıra çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapmaktadır. Yirminin üzerinde kitabı olan yazar, edebiyatla da yakından ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın