Edebiyatçıların Mekanı: Hatay Restoran

BOSTANCI’DA EDEBİYATÇILARIN ve EDEBİYAT GÜNLERİ’NİN İZ  BIRAKTIĞI BİR MEKAN; HATAY RESTORAN/ M.ALİ IŞIK/CEMAL SÜREYA…SALI ve PERŞEMBE ÜZERİNE

(NUSRET KARACA)

Golden Horn’dan Khalkedon’a ayak basışımın ardından çok kısa bir sürede Türk Edebiyatı içinde önemli yer tutan değerlerle ve onların buluşma mekânlarıyla tanışmam, aralarına katılmam, onların beni ve çalışmalarımı görmeleri, aralarına kabul etmeleri…

Gurur!… Onur!…

Bostancı Hatay Restoran işte bu uğrak mekânlardan biri…

Geçenlerde bir iletisini aldım Sevgili Mehmet Ali Işık‘ın. O iletiyi aşağıdaki satırlarda bulacaksınız.

Ben de bugün yani 5 Eylül 2021 Pazar günü sevgili M. Ali Işık’ın bu içten iletisine bir yanıt vermek istedim. Kısa bir söyleşi için Kızıltoprak Fatma Şadiye Toptani Ögretmenevi’nde rüzgârla kucaklaştığımız bir Eylül günü kalem ve kâğıtla da kucaklaşıyorum her zaman olduğu gibi. Sorular hazır, yanıtlarını bekliyor…Uzun bir süreç.

30 Eylül 2021 Perşembe.

“Leonardo da Vinci,” adlı filmden çıktığım

an iletileri devam ediyor M. Ali Işık’ın.

Salah Birsel.. Hatay Restoran.. (Nusret Karaca objektifi)

Ve nihayet!

….

-M. Ali ve Hatay Restoran?… Neyi ifade ediyor?

*Hatay Restoran, Türkiye’nin aynası demek az olur. Sadece bir lokanta değil, sanatı, edebiyatı, siyaseti içinde barındıran bir mekan, duvarlarındaki yazılarla, resimlerle, fotoğraflarla…

Bizler de oranın bir parçasıyız.

-Peki, Cemal Süreya ve Hatay Restoran?

*Cemal Süreya, Hatay’ın lokomotifi… Cemal Süreya, bana “Hatay’a girince içim açıldı. Hatay hayatımızın önemli bir parçası… M. Ali bu şiirleri birlikte yazdık” diyorsa bu ne kadar sevildiğimizi gösteriyor.

Cağaloğlu’ndaki Gazeteciler Cemiyeti’nde yemek yediğimiz bir gün verdiğim siparişleri ve masa düzenini gören Mehmed Kemal’in “Bir maestro gibi masayı yönetiyorsun,” deyişine Cemal Süreya’nın “Artık M. Ali bizden biri,” demesini de unutamam.

Bir de Hatay Defterleri geleneğini başlatması var ki… Hala sürüyor bu gelenek…

-Salı ve Perşembe Salah Birsel şiir ve Ahmet Miskioğlu Türk Dili Toplantıları?

*Çok güzel ve anlamlıydı. Biraz söz ederseniz…

Cuma günü etkinlikleri Hatay’da Cemal Süreya ile başladı. Cemal Süreya,  Cuma günleri gelirdi. Bir gün Cemal Süreya günlüğünde “Bugün Cuma, Hatay günü ama Nahit Hanıma gidiyorum” yazmıştı. Hatay Restoran, Kadıköy’deyken hemen hemen her Pazar geldi. Cemal abiyi ve Hatay’ı kıskananlar vardı. Hatay, Bostancı’ya geldikten sonra, yeni bir yüz, yeni bir çehre kazandırdım. Edebiyat söyleşileri, İmza günleri, resim sergileri, müzik dinletileri düzenlemeye başladım.   Bütün etkinliklerimiz büyük ilgi gördü. Bu durum da Hatay’a bir ivme kazandırdı.

Cemal Süreya’yı kaybettikten sonra Cuma toplantıları aksamaya başladı. O yıllarda Türk Dili Dergisini çıkarmaya başlayan Ahmet Miskioğlu Perşembe toplantıları yapmaya başladı.

O zaman bir grubun Fıçı’da, Deniz Lokantasında Perşembe toplantılarının yapıldığını duyuyordum.

Sonra Salah Birsel, salı günleri gelmeye başladı, o fazla uzun sürmedi fakat Miskioğlu’nun Perşembe Toplantıları uzun yıllar sürdü, rahmetli olana kadar.

-Pandemi dönemi’nde bir ara oldu. Bir boşluk. Alışık olmadığınız bir zaman dilimi. Nasıl değerlendirdiniz? Yazılar ya da kitap hazırlığı gibi!

*Pandemi dönemi sağlığımızı düşündüğümüz için 15 ay kadar kapalı kaldık.

Hatay Defterleri bizim için çok önemli… İlk olarak, YKY’den Hatay Meyhanesi Defterleri çıktı. Daha sonra şiirlerimden oluşan “Menüde Şiir Var” adlı kitabım yayımlandı. Sonraki süreçte Hatay Meyhanesinin 50 yıllık serüvenini anlattığım, hakkında çıkan yazıların ve fotoğrafların da yer aldığı “Bizim Hatay” adlı kitabım yayımlandı.

Bunca yıl hep Cemal Süreya anıları biriktirdim. Ölümünün 30. yılında da Hatay Defterlerinden yola çıkarak “Cemal Süreya Hasretiyle Otuz Yıl” adlı bir kitabım yayınladı Artshop Yayınları tarafından.

Boş durmuyorum, yeni bir kitap çalışmasına daha başladım. Cemal Süreya ile Hatay’dan gelip geçenleri anlatacağım.

Burası Hatay; burada hayat var, sanat var, dostluk var.

Hatay bizim evimiz…

-Teşekkür ediyorum Mehmet Ali Işık.

Nice etkinliklere…

*Ben de sana teşekkür ediyorum Nusret Karaca. Sevgiyle!

Evet! Bugün Kadıköy “Pandemi Günleri Söyleşileri” arasına M. Ali Işık söyleşisi de katıldı.

Kadıköy de ne yazı biter, ne yazan, ne de yazılacaklar…

Biz de bir ucundan ve tutmaya çalışıyoruz bir şeyleri kaçırmamak, atlamamak için…

Ne kadarına ulaşabiliyoruz artık onu bilemem.

Dostlar, etkinlikler ve bizde de kağıt kalem oldukça devam…

Olduğu ve yetebildiğimiz, ulaşabildiğimiz yerlere kadar.

“Kardeşim insan der ki; Türkiye’nin kitaplı tek meyhanesi Kadıköy’ün gururu Kadıköy Life’ta iki satır bahsediyim.”

..

Evet biz de önce Sanat Tasarım Gazetesi’nde yayımladık. Sürpriz yaptık.. Life’ a da yolladık…

(*)Bu arada M.Ali Işık portresi ile  mekanında kendinin bulunduğu  renkli fotoğrafları bana ileten Sevgili Dost Kadir İncesu’ya teşekkür ediyorum.

Bir Cevap Yazın