BEKLENTİ

Sadık Tura

Bir beklenti içindeydim. Başarılı olacağımı düşünüyordum. Cenazeye katıldığım zaman da aklımda bir beklenti vardı. Başarı beklentisi. Sonra imam açıklamalar, dünyanın gelgeçliğinden, ölümlülüğünden, iyi insan olmaktan, hırstan arınmaktan, bahsedince.. anlamın da, beklentinin de anlamının kalmadığını.. öylesine orada bulunduğumu, düşünmeye başladım..

Bir beklenti içindeydim. Başarıyı, terfiyi, iyi para kazanmayı ve statüyü, bekliyordum.. Ama cenazeye katılmam, düşüncelerimi değiştirmeme sebep oldu.. Özellikle imam’ın kalkıp anlamı olmadığını söylemesi dünya hayatının.. ve, iyi insan olmak için gayret göstermenin her şeyin önünde olduğunu, söylemesi.. benim de düşüncelerimi etkiledi doğrusu..

Yürüyerek geldim. Okula, girerken kartımı gösterdim, ama ilk okuma da çarkları dönmedi kapı dönemecinin.. Öyle bekledim.. Sonra, tekrar okuttum.. okudu ve içeri girdim.. içeri girerken de yine bir hocamızı gördüm.. o da cenaze için geldiğini, söyledi.. Hoca, dedi, vefat etti.. Cenazesine gidiyoruz.. sen de gel, dedi.. Tamam, hocam dedim.. Ben de onlarla birlikte rektörlüğün önündeki topluluğa katıldım.. Hoca arkadaşları mevtanın anlattılar.. anlattılar.. ne de değerli, iyi, yardımsever biri olduğunu söylediler…

Ölüm var.. Ölüm!.. Kolay değil yani bu.. Bunu duyunca bugün, neşem ortadan kalktı.. Akademik kariyerimi filen düşünmez oldum. İyi insan olmak için gereken gayreti göstermek en önemli şey olmaya başladı.. İçimde fırtınalar koptu. Cenazesine, birikmiş insanlara, imam efendinin konuşmalarına, amin’lere, iyi dileklere ve dualara bakınca.. gerçekten de her şeyin değişken ve anlamı olmadığına bir an karar verir gibi oldum.. Sonra unutmak.. Belki o işe yarayacaktı.. Bir meşgale bulmak.. Zaten ona gayret ediyorduk. Hep unutmaya çalışıyor ve unuttukça da mutlu oluyorduk..

Mutluluk, belki de unutmakla ilgili bir şeydir.. Unutmak.. Geçmişi, geleceği, çevreyi, sorumlulukları.. kazanımları, kazançları.. unutmak.. Unutmak belki en büyük zenginlik ve hazinedir. Unuttukça da mutlu oluyoruz işte.. Sonunda ölüm var ve bu bütün beklentileri boşuna çıkarıyordu.

İmam efendi’nin dediği gibi; iyi insan olmak. Temel olan belki de buydu.. İyi insan olmak. Ama nasıl olacaktı bu. Nasıl iyi insan olacaktık..

Kafamı kurcalıyordu meseleler.. Gittim, katıldım.. Sonra ayrıldım ordan.. Kalabalığa karıştım.. Işıklardan geçtim. Binaların arasından, köşk vardı, beyaz köşk köşede.. Kimdi acaba zamanında ve kimler yaşamıştı zamanında. Hep merak ediyordum bu köşkleri ve buralarda yaşayan insanların nerelere gittiklerini, nerelere defnedildiklerini ve nasıl insanlar olduklarını çok merak ediyordum.. Cenazeden sonra bir gün benim de öleceğimi düşünmeye başladım..

Günler geçip gidiyor ve beklentilerin de boş olduğunu daha iyi anlamaya başladım…

Bir Cevap Yazın