Zaman Mekan Algılaması

Burcu Birtek

Zamanı ve mekanı algılamak çok önemli benim için. Sürekli mekan içinde yaşıyoruz. Sürekli çevremizde insanlar ve nesneler var ve kurtulamıyoruz bunlardan. Dünyadan kurtulamıyoruz. Çevremizde sürekli bu şeylerin, değişken yapıların ve insanların olması, nesnelerin, nesnelerin içinde ağaçların, kuşların, kedilerin ve köpeklerin olması.. Hep bildik yampirik kaldırımlara çıkmamız, bozuk kirli beyaz vapurlara binmemiz ve aynı reklam panosu otobüs duraklarında beklememiz, doğrusu tüm bu monotonluklar beni sıkıyor artık.

Bekliyorum.. Sadece ben değil, elbet herkes bekliyor ama, beklemeyi yaşayan sadece benim. Evet, çevremdeki insanlardan kaçıyordum. Kafelere oturuyordum ama tek başıma. Çevreme bakıyordum uyumsuz uyumsuz. Nesnelerle, insanlarla ilişkim sorunluydu. Kimseyle, hiçbir şeyle tam ve iyi anlaşamıyordum.

Zaman ve mekan algılaması sürekli değişiyor. Sürekli farklılaşıyoruz. Geçenlerde Tanpınar’ın dediği gibi; ‘her otuz yılda her şey değişir..’ sözüne tamamen katılıyorum. Ama bence otuz yılda bir değil, her dakika her şey değişiyor. Gökyüzündeki bulutlar, insanların kaygıları, korkuları, sürekli değişiyor.

Ben de değişiyorum. Her gün uğradığım marketlerdeki insanların bile zaman zaman değiştirildiğine şahit oluyorum. Keza, gittiğim kafelerde de çalışanların değiştiğini görüyorum. Sürekli personeli değiştiriyorlar bu kafelerde. Aslında belki de iyi.. Aynı kişileri gördüğümüz esnaf kafelerinde işler ilkel bir şekilde ağır aksak işliyor. Oysa Starbucks’larda Caffe Nero’larda daha sistematik, değişime açık, yeniliğe yönelik işler oluyor.

Statik, değişime kapalı yapılar sıkıyor beni. Aslında şehir sıkıyor. Şehir dinamik, değişken gibi görünüyor ama, aslında öyle değil. Müthiş bir durgunluk ve benzerlik var. Yollar, kaldırımlar, alışveriş merkezleri, marketler.. her yer birbirine benziyor.. insanlar bile birbirine benziyor.. yürüyüşleri, davranışları, konuşmaları, giyinişleri hep birbirine benziyor..

Çevremde ne gaste okuyan görebiliyorum artık, ne de kitap okuyan. Okuyan bir toplum olmadı hiçbir zaman. Şimdilerde dışarda, otobüste, kafelerde, okullarda kimseyi görmüyorum okuyan olarak. Okuma uçup gitti. Herkes bir koşturma bir telaş içinde.. Bir yerlere gidiyorlar, bir yerlerden geliyor insanlar.. Sokaklara, caddelere bakıyorum. Vızır vızır araçlar, motorlar geçip gidiyor. Herkeste bir karamsarlık, bir koşturma.. Her yerde bir koşturma durumu.. Nereye koşturuyor bu insanlar?.. Anlamıyorum.. Bu kadar telaş bir durgunluk, bir ölgünlük olarak geliyor bana. Değişim ve farklılık göremiyorum.

Geçenlerde deniz kenarına inmiştim. Çöp toplayanları da gördüm. Biri gidiyor, biri geliyordu. Bütün çöp kutularına bakıyorlar, hepsini araştırıyorlar ve durmadan yeni bir şeyler arıyorlar çöplerde, işe yarar bir şeyler arıyorlar..

Zaman, mekan algılamaları sürekli değişiyor. Sürekli farklılaşıyor her şey. Ve ben mekan içinde anlam arıyorum. Zamanın ve mekanın ne anlama geldiğini soruyorum kendi kendime…

Bir Cevap Yazın