BAŞKENT’DE VE YAŞAMDA SANAT: Gür Dalkıran: Sanata Adanan Bir Ömür

                             

Hatice Kumbaracı Gürsöz

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

Ressam

 hkgursoz@gmail.com

Uluslararası Bilkent Sanat Festivali’nde (13-20 Ekim 2021) Onur Sanatçısı Ödülü’nü  alan değerli arkadaşım ve okuldaşım Gür Dalkıran’ın 70.yıl kişisel sergisindeydim. Birbirinden değerli eserleriyle Festival’e başka bir boyut kazandırmıştı. Gür’ü tanımam eski yıllara dayanır. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde ben Yüksek Resim Bölümü’nde okurken, o da Yüksek Mimarlık Bölümü’ndeydi. Kendisi ile ancak okulda karşılaşırdım. Eşimin görevi dolayısıyla uzun süre kaldığım yurtdışından  Ankara’ya döndüğümde, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunları Derneği Ankara Şubesi’nde yolumuz tekrar kesişti. Değerli eşi Nihal Dalkıran ile açtıkları Transparan Sanat Galerisi adeta biz Akademililerin ikinci evi olmuştu.

Gür Dalkıran’ı tanıtmak için kısa bir özgeçmişini paylaşmak istiyorum.

1940 yılında Ankara’da doğdu. 11, 13 ve 17 yaşlarında resim sergileri açtı. Bu dönemde yurt içinde 5, yurtdışında 2 resim yarışmasında birincilik ve çeşitli ödüller aldı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nden 1969 yılı Şubat döneminde birincilikle mezun oldu. Çeşitli mimari proje ve inşaat aktiviteleri sonrasında 1995’de eşiyle kurduğu Transparan Sanat Galerisi’ndeki atölyesinde resim çalışmalarını sürdürmekte ve resim dersleri vermektedir.

Sergileri :

– 1951 – 2018 yılları arasında yurt içinde 16 kişisel sergi ; Ankara, İstanbul ve İzmir’de Sanat Fuarı ve Bienal’ler, Bulgaristan ve Karacasu Çalıştayları,     

– 2013’de Hollanda-Lahey’de kişisel sergi,

– Kazakistan, Fransa, Yunanistan, Rusya, Kosova, Bulgaristan ve Kırgızistan’da karma sergiler.

Uzun süre derneğimizin başkanlığını yapan Gür Dalkıran’a ben de Genel Sekreter olarak yardımcı oldum,  birlikte uluslararası projelerde çalıştık. Bir dönem sonra da Dernek Başkanlığı’nı devraldım. Ben bir sanatçının, sanatçı kimliğinin onun iyi insanlığıyla beslendiğine inanırım. Gür bu vasfı fazlasıyla taşıyan bir kişidir.

 Gür resimlerinde, Anadolu Medeniyetleri’ni aynı zincirin halkaları olarak görmekte ve yapıtlarında arkeolojik  figürleri kullanarak ülkemizde yaşamakta olduğumuz haksızlık ve ihanetlere resimleriyle karşı koymaktadır. Anlatımlarında hiciv, espri, nükte ve benzetmeler yaparak eserlerini günümüz insanına ve gelecek nesillere “ders alınmak üzere” protest bir biçimde sunmaktadır.

Eserlerini çok titiz bir çalışmayla yaratarak, izleyenlere hiper realist akımın bir temsilcisi olduğunu kanıtlıyor ve sizi eserlerinin içinde yaşamaya davet ediyor. Eserlerinde yarattığı temayla Anadolu Medeniyetleri’ne bağlılığını, mitolojik hikayelerin felsefesini Anadolu kültürünü sembolize ederek  yarattığı hüzün ve protest duruşuyla  tanrıların suskunluğunu bozuyor.

Nihal ve Gür Dalkıran

Sanatçının  eserlerinde Kibele ve Artemis figürlerini çokça görebilirsiniz. Eserlerindeki mesaj insanları doğruluğa ve dürüstlüğe çağırıyor. Natürmortlarında dahi mitolojik felsefi temaları görebilirsiniz. Adeta Anadolu, halkını küçümseyen Batı Medeniyeti’ne karşı protest bir tutum alıyor.  Anadolu mitolojisini, kültürünü alıp günümüzdeki olaylarla harmanlıyor. Resimlerindeki renk ve leke armonisi, perspektifteki hassasiyet figüratif sanatının inceliklerini yansıtıyor.

Ben onun resimlerini izlerken klasik bir müzik dinleme ihtiyacı duyuyorum. Her sanatçının bir başyapıtı vardır. Gür’ün Gezi Olayları’nı yansıtan tablosu (170X200 cm) hepimizin şahit olduğu, uzun süre Türkiye’ye damgasını vuran aydın ve laik Türk halkının düşüncesini ifade eden bir eser. Bu eserinde, Gezi Olayları’na karışan kişilerin kendilerini korumak için sığındıkları, şimdi rahmetli olan iş insanı Mustafa Koç’a ait Divan Otel’inin içini gösteriyor. Gür burada şehit edilen yedi genci, Anadolu Mitolojisi’ndeki tanrıların hüznüyle harmanlıyor. Adeta bu gençler hâlâ yaşıyor. Tablodaki ana tema, hüzün olmakla beraber, bir iş insanının  verdiği kararla gençler üzerine bir koruyucu kalkan oluyor. Bu eser adeta  bir ütopya.  

Rönesans devri sanatçılarının  klasik eserlerinde, eserin hikayesi pentür ile bütünleşir. Hiper realist akımın örneklerini  tarihe damgasını vuran bu sanatçıların eserlerindeki gizemli anlatımlarda görürüz. Uzun süre yurtdışında yaşadığım için önemli müzeleri ziyaret ederek, sanatçı rehberler eşliğinde  araştırmalar yaptım. 

Yurtdışında sanatseverler sanatçının tablosunu anlatmasını isterler, sanatçı da anlatır. Bizde ise, sanatçıdan eserini anlatması istenmez, eserin kendisini anlattığı kabul edilir.  Bence sanatçı, eserini yaparken yaşadıklarını ve eserini izleyiciyle paylaşmalı. Çünkü eserler yaşanılan zamanı yansıtan bir belgedir. Gür de bunu yapıyor ve Kızılcagün TV’deki röportajında  eserlerini en ince teferruatına kadar anlatıyor.

Eminim Gür bize daha çok  değerli eserler sunacak. Temennim paleti hiç kurumasın. Transparan Sanat Galerisi’ndeki atölyesinde verdiği derslerle yıllardır hocalık yapıyor. Kıymetli sanatçı Gür Dalkıran’a kendisini ve sanatçıları her an destekleyen değerli eşi  Nihal  Dalkıran’a  sağlıklı, sanat dolu günler dilerim.

Şimdilik Başkent’ten bu kadar. Koronasız sağlıklı sanat dolu günler dilerim. Sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın