Ruşen Eşref Yılmaz’ın “Benim Bahçelerim” Resim Sergisini Ziyaret

Doç. Dr. Ümit Gezgin

Çağdaş Türk resminin önemli temsilcilerinden birini ziyaret etmek benim için önemliydi. Ruşen Eşref Yılmaz, Türk sanatı içinde çok yönlü kimliği ve ortaya koyduğu resim, yazı ve şiirleriyle kendine özgü bir yer edinmişti.

Onun sergisi Cağaloğlu’ndaki Bağımsız Sanat Vakfı Sanat Galerisi’ndeydi.. Bağımsız Sanat Vakfı Başkanı Hülya Yazıcı ile de bir araya geldik. Sanat, kültür üzerine konuştuk. Sanata, kültüre katkı konusunda onun büyük desteği var. Yaptığı sanatsal organizasyonlarla birçok projeyi başarılı bir şekilde gerçekleştirdi, gerçekleştirmeye devam ediyor…

Ruşen Eşref Yılmaz

Ruşen Eşref Yılmaz’ın, Bağımsız Sanat Vakfı Sanat Galerisi’ndeki “Benim Bahçelerim” başlığıyla düzenlediği sergi kataloğuna yazı yazan, yazar ve sanatçı Hülya Küpçüoğlu, onun sanatı hakkında şunları yazıyor: “Ruşen Eşref Yılmaz, resimlerinde doğayı dolaysız yorumlayan ve onların hakikatini arayan sanatçılarımızdan. Sanatçı sadece nesnelerin, doğanın özünü vurgulamak üzerine kurgulamıyor resimlerini, aynı zamanda kendi tinsel varlığını yansıtmanın bir olanağını da sorguluyor. ‘Benim Bahçelerim’ adlı sergisinde sanatçı, zihnindeki doğanın da izlerini sürüyor ve doğanın derinliğini, imgelerindeki doğa ile bütünleştiriyor.”

Ümit Gezgin, Hülya Yazıcı, Ruşen Eşref Yılmaz

Resim, aklın ve sezginin ortak noktasında gelişiyor. Ruşen Eşref’in doğa, çocukluk ve ruh dünyasından süzülen resimleri, doğaya karşı değil, doğayla birlikte yürüyen resimler. Van Gogh gibi o da doğadan çıkıp, kendi doğasına, ‘kendi bahçesi’ne ulaşmaya çalışan bir iç yolculuğun içinde.. Sonsuz bir döngüyü arıyor Yılmaz.

Resim, sanatçının kendi doğasını arayan bir iç yolculuktur. Ruşen Eşref de bu iç yolculuğu akıl ve sezgi birlikteliğiyle yapıyor. Sezgi ve tinsellik daha ağır basıyor onda. Spontan gelişmeler, coşkusal bir ritme dönüşüyor. Bir ritim evet, içten kaynaklanan, ruhsal tınısı yüksel bir tinsellikle ilerleyen bir ritim. Şairliğiyle desteklenen yüksek bir görsellik şöleni aynı zamanda onun resmi.

Ama, yine onun resmini salt bir lirizm ve görsellikle sınırlı anlatım, bir görsel estetik olarak göremeyiz. İlginç bir şekilde görsellik ve kavramsallık iç içedir onun resmi bütünlüğünde. Sergiyi Ruşen’le birlikte gezdikçe, bilgiler, yorumlar ve değerlendirmeler aldıkça, gerçekten de ‘Benim Bahçelerim’ konseptine ne kadar uygun olduğunu, düşündüm sergideki çalışmaların. Zaten, bir ayna olarak her resim sanatçının iç doğasını yansıtmaz mı? Evet, bütün resimler onun bahçelerini oluşturuyor.. O bahçeler geniş bir doğa gerçekliği olarak oluşuyor.. Çocukluğunun geçtiği Van’ın, doğası.. varlığı, somut görselliğiyle, onun şair tabiatında aldığı biçim, anlam ve kavram.. bir sarkaç gibi ilerliyor…

Zengin doğa, ekilmiş topraklar, sonsuz, sarı ufuklar.. gökyüzüyle bütünleşmiş varoluş hikayesi..

Tek tek, irili ufaklı tabloları dolaşıyoruz. Resmin küçüğü büyüğü olmaz, biliyorum. Evet, diyoruz birlikte.. Önemli olan resmin hakikati. Estetikle, sanatla, sanatçıyla bütünleşmiş yapısı. Sonuçta resim bittikten sonra, sanatçısı da bir izleyici, yorumcu.. Her resim yapan bunu bilir..

‘Son Çıkış’ tablosunda o gökyüzüyle bütünleşmesi tarlaların. Sonsuz verimin, devinimin bütünlüğe ermesi.. Dahası sanatçının imgelemiyle, çocukluğunda, gençliğinde kalmış yaşanmışlıkları.. İşte, şimdi estetik bir değer olarak varsıllaşıyor, özgünlüğe ve yaratıcılığa taşınıyor. Keza bu, ‘Fırtınalı Sabah’, ‘Beyaz Düşünülmüş’, ‘Sarıya Uyanmak’.. tablolarında da özgün bir kimlikle anlamını buluyor.

Diğer tablolarından bazıları olan; ‘Rüzgarlı Gün’, ‘Toprağın Zamanı’, ‘Bahar Böyle Başladı’, ‘Güneşte Buluşma’, ‘Mavi ve Beyaz’.. isimli tablolarında da doğanın ritmine katılma heyecanı gizli…

Ruşen Eşref Yılmaz’ın sergisi her sanatsever için bir ufuk çizgisidir. Çağdaş Türk resminin bu önemli temsilcisini kutluyor, nice sergiler diliyorum…

Bir Cevap Yazın