HALİÇ’in ALTINLARI

Nusret Karaca

Geçtiğimiz aylarda  bir televizyon kanalının ana haber bülteninde “Haliç’in Altınları” konulu bir bağlantıya tesadüfen denk geldim. Sürdüğü yerden itibaren sonuna kadar izledim. Ben Haliç’te büyümüş, Haliç’in her iki yakasını karış karış solumuş, aşağı yukarı son yıllardaki değişim ve dönüşüm sürecini yine metre metre yaşamış bir Haliçliyim. Elbette olacak, zaman ve koşullar gereği. Ancak bir de madalyonun öbür yüzü var. “Mağduriyet ve Rant olmamalı.”  “Ben Haliç’in Çocuğuyum”, “Bir Tadımlık Haliç” ve “2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi” kapsamında “Ben Haliç” kitaplarının yazarıyım. Ayrıca bir tarih öğretmeniyim. Öğretmenliğimin ilk yılları da Haliç Kıyıları’nda geçti. Tıpkı öğrenciliğim gibi. Aslında çocukluğumdan beri diyelim. Bildim bileli “Haliç’in Altınları” hep konuşulur.

İstanbul üç imparatorluğa başkent olmuş bir metropol, bir tarih hazinesi. Geçmişten günümüze neler yaşamış neler görmüş. Şu sıralarda bile kazdıkça tarih fışkırıyor. Zaten bir ülkenin sahip olduğu en büyük zenginlik tarih. İşte size altın değerinde bir armağan. Ancak Haliç şu aralar gerçekten “altına hücum”u yaşıyor. Niçin mi? Çünkü arşivimde 2000 yıllarında bir gazete yazısı saklı. “Haliç’te ranta hücum”. Bir zamanlar sel baskınları, gecekondu yıkımları ve fabrika işçilerinin direnişleri ile fabrika dumanlarının kokusundan kimsenin pek uğramadığı, önemsemediği bir tarihi mekân iken hızlı, biraz da acımasız bir değişim ve dönüşümle adeta bir altın madeni oldu. İşte size “Haliç’in altınları.”.

Örnek mi? Ali Bey Deresi’nin iki kıyısını birbirine bağlayan çok eskilerden kalma, semt dokusunun bir parçası olan  bir köprünün yıkılması ve Silahtarağa’nın iki yakasını birbirine bağlayan o yolun kapatılması. Yıllardır koskoca  Emniyettepe Mahallesine caddeden taşıt ve yaya ulaşımını sağlayan bir başka yolun satılıp semt halkına kapanması, hızla ve acımasızca gerçekleşen değişim ve dönüşüm… Örnekler o kadar çok ki…

Ben bir zamanlar bataklık olan Haliç’in dibinde kaldığı düşünülen altınların gerçekte olabileceğini çocukluğumdan beri duyuyorum. Olabilir de… Çünkü müthiş bir kentte yaşıyoruz. Benim konum “Haliç’in şimdiki altınları”. Bunların sahibi kim sizce?

Bu aralar altını kim buldu dersiniz Haliç’te?

Not:” Sanat Yaprağı Dergisi Nisan 2014 sayısı’ndaki bir yazımdan…düzenlenmiş, ekli yeni hali”

Bir Cevap Yazın