Sanat ve Antika Fuarı’nın Son Günü…

Ümit Gezgin

Fuara Cumartesi günü gitmeyi düşünüyordum ama, aşırı sis bütün Boğaz ulaşımını engellemiş ve bizi de fuara ulaşmaktan mahrum etmişti. Pazar hava biraz açılınca, yürüyerek geldiğim Kadıköy’den tarihi iskele binasında bindiğim Beşiktaş vapuruna, İstanbul’un tarihi yapılarını seyrede ede Beşiktaş’a ulaştım.

Son gündü bugün. Fuara ulaştığımda herkeste bir toplanma telaşı vardı. Hızlıca tekrar fuarı gezmek, görmediğim eserleri ve sanatçıları görmek için bir telaş hızlıca fuarın üst kat rahat ortamında dolaşmaya başladım.

F Galeri’de; Yıldız Yılmaz Kaçar, Figen Batı ve Ümit Gezgin

İlkönce Kızıltoprak Sanat Galerisi‘nde galeri sahibi Tülay Hanım‘a uğradım. Bir telaş toplanıyorlar, sonra son dakika gelenlerle ilgileniyorlar.. Baktım, kapıdan girenler de vardı.. Onlar da ellerinde telefonlar, bir taraftan fotoğraf çekiyor, bir taraftan da resimlerin ve sanat eserlerinin kendilerince önemli olanlarının peşinden koşuyorlar, alelacele eserlere bakıyorlardı.

Herkesi bir toplanma telaşı sarmıştı. Kırmızı noktaları fazla olan galeriler ve sanatçılar hallerinden memnundu. Az olanlar veya hiç olmayanlar ise biraz buruk, hatta küskün.. Kimiyle selamlaştım, kimiyle usulen yumruklaştık, kimiyle fotoğraf çekindik.

Doruk Art Project‘de değerli ressam Gülten İmamoğlu‘yla bir araya geldik. Özgün ve güzel soyut eserleri fuarın en iddialı çalışmaları olarak stantta yerini almıştı. Uzun yıllardır takip ettiğim bir sanatçı olarak onun yaratıcı enerjisinin farkında olmak önemli. Buradaki çalışmaları da yine kendine özgü soyut ve soyutlamanın farklı tanımları olarak karşımızda duruyor, hem bizi hem de fuar izleyicilerini etkiliyordu.

Bayram Gümüş ve Selahattin Yıldırım’la

Daha sonra Hakan Esmer‘i gördüm, onlar da yine toplanmış, eserlerini arkadaşlarıyla birlikte indirme telaşındaydılar. Merhabalaştık. Ayaküstü sanatçılarla konuştum. Sonra yoluma devam ettim. Alt kata inerken, Greyart’ın başında Mustafa Albayrak ve arkadaşlarını gördüm. Ressam Ekrem Kahraman da oradaydı. Ayaküstü sohbet ettik. Sanat çalışmalarının nasıl gittiğini, sordum. Devam, dedi. Sanat bitmeyen bir yoldur.. Haklıydı. Sanatçı için sanat bitmeyen bir yoldur.

Alt kata geçerken, ara koridordaki galeriyle fuara katılmış olan Bayram Gümüş’ü ve ressam Selahattin Yıldırım‘ı gördüm.. Ayaküstü sohbetin yanında birer fotoğraf çektirip, yanlarından ayrıldım… Alt kattaki galeriler, insiyatifler, dernekler, vakıflar ve kişisel sanatçı katılımıyla var olanlarda da yoğun bir son dakika telaşı vardı. Bu telaş keza antikacılarda da vardı.

F Sanat Galerisi‘ne uğradım, orada da yine değerli iki sanatçı dost vardı. F Sanat Galerisi Sanat Danışmanı ve ressam Figen Batı ve heykeltraş Yıldız Yılmaz Kaçar. Oturduk masada hem fuar hakkında, hem eserler ve gelen izleyiciler hakkında konuştuk.. Figen Batı sanatını yenileşme ve devinim içinde özgün bir kimlik anlatımı boyutlarında gerçekleştiriyordu. Çağdaş Türk Resmi içindeki sağlam duruşu ve yeniliği hak eden tutumuyla, özgün yol alışına devam ediyordu. Keza Yıldız Yılmaz Kaçar’ın figüratif heykelleri de çoklu anlatım noktasında kendine özgü bir gerçekliğe sahipti… Memnun olup olmadıkları, sordum. Fuarların devam etmesi gerektiğini, yeni fuarlar açılması temennisinde bulunduk.. Herkes hem bir yanda toparlanmaya çalışıyor, hem de gelenleri, arkadaşlarını ve diğer sanatçıları ayaküstü ağırlamaya, görüşmeye, konuşmaya, belki ‘bir eserim satılır’ umudu yaşıyordu…

Bir sanat fuarı daha sona eriyordu. İstanbul gibi bir metropolün aslında birçok sayıda sanat fuarına ihtiyacı vardı. Geniş katılımın olduğu, herkese imkanların sunulduğu fuarlar. Darısı diğer olası fuarların başına diyerek ben de bir iki kişiyle de selamlaşarak, fuardan ayrıldım…

Bir Cevap Yazın