Beklenti ve Umut

Pınar Turan

Yollar, sokaklar birbirinin benzeri.. insanlar da öyle.. Kuyubaşı’ndayım ve oraya oturacağım. İnsanların arasında insanlardan uzak duracağım, kendi dünyam içinde başka dünyalara dalacağım.

Yollarda insanlar, trafik, ışıklarda duran araçlar, yeşilde geçen insanlar.. Yaşlılar, gençler, çocuklar.. Otobüs durağında bir sürü insan otobüsün gelmesini bekliyor.. Kadıköy’e gidecekler. Orada oturacaklar, gelip geçeni seyredecekler.. Seyirlik bir toplumuz zaten. Herkes herkesi seyrediyor. Seyretmediği zamanlarda da cep telefonlarına bakıyor.

Gitmek istiyorum buralardan. Bir yerlere gitmek istiyorum. Şehrin dağdağasından uzak bir yerlere gitmek.. Oralarda sonsuza kadar kalmak ve yaşamak istiyorum. Ama bunu yapacak cesaretim olup olmadığını tam olarak bilmiyorum. Böylece kalakalıyorum ortalık yerde.. Bir yere gidemiyorum. Dönenip duruyorum şehrin belli bölgelerinde.. Bakıyorum. Çevreme, çevremdeki insanlara bakıyorum. Hepsi beklenti ve umut içinde. Alışkanlıklarımıza göre yaşıyoruz. Değiştiremiyoruz alışkanlıklarımızı. Adeta alışkanlıklarımıza esiriz. Aşamıyoruz bir türlü alışkanlıklarımızı. Aşacağımız da yok.

Ben de bir beklenti ve umut içinde yaşıyorum. Daha iyi yazma umudu bu.. Her gün daha çok okumak ve daha güzel yazmak istiyorum. Dünyanın yükünden başka türlü kurtuluş çaresi yok. Yazmak, her şeyin önünde benim için. Her gün notlar tutuyorum. Her gün günlükler yazıyorum. Okuduklarımı, düşündüklerimi, hissettiklerimi yazıyorum günü gününe.. İnsanları gözlemliyorum. Nasıl olduklarını, nasıl yürüdüklerini, nasıl düşündüklerini, neyi düşünüp, hissettiklerini anlamak istiyorum. Birbirine benzer davranışlar, düşünceler içinde olduklarını insanların gözlemliyorum. Çevremde çok farklı insanlar yok. Daha çok birbirine benzer insanlar var. Bu insanların birbirinden farklı yok. Tek tip insanlar adeta. Robot gibi insanlar..

Kurtulmak, dünyanın ağırlığından kurtulmak için yazıyorum. Daha iyi anlamak, daha iyi gözlemlemek ve gözlemlediğimi daha iyi anlamak için yazıyorum. Aslında okumak istememin de sebebi bu. Okuduğum şeyleri de anlama değil, yorumlamak için okuyorum.

Bu yüzden hep beklenti ve umut içinde yaşıyorum. Daha iyi yazmayı bekliyorum. Daha iyi yazmak için de hiç değilse şehirde sürekli dolaşmaya çıkmam lazım. Bu yüzden sürekli mekan mekan dolaşıyorum. Bol yürüyorum, bulutlara bakıyorum, bol fotoğraf çekiyorum. Sonra fotoğraflara bakarak hayatı anlamak ve yorumlamak istiyorum. Yorumluyorum da..

Hayat ne? Bu bulutlar, bu evler, semtler, farklı sosyal tabakalar, farklı insan tipleri.. Hatta yollar, parklar, bahçeler.. Hayat tüm bunların ortasında şekilleniyor.. Beklenti ve umut da zaten böyle şekilleniyor…

Bir Cevap Yazın