F Sanat Galerisi’nde ZAHİT BÜYÜKİŞLİYEN Sergisini Ziyaret

Ümit Gezgin

F Sanat Galerisi’nde küratörlüğünü ressam Figen Batı’nın yaptığı Zahit Büyükişliyen resim sergisini ziyarete gittim. Füsun Aydoğan’ın sahibi olduğu F Sanat Galerisi, altı yıldan fazla bir zamandır sanat dünyasının içinde nitelikli sergilere ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor.

Galeri, Ressam Figen Batı’nın sanat danışmanlığında emin adımlarla sanatsal hedeflere ulaşır ve her adımda yeni aşamalar kaydederken; bu aşamaların bir halkasını da, yine küratörlüğünü Figen Batı’nın yaptığı Zahit Büyükişleyen’in ‘Alexandrette 1921-İskenderun 2021″ adlı sergisi oluşturuyor.

Ümit Gezgin, Figen Batı ve Füsun Aydoğan

Sanatçı bu başlık altında İskenderun’un geçmişten günümüze yüz yıllık tarihini mercek altına alarak, fırçasının karakteristik özelliğiyle yansıtıyor. Sergi ile ilgili broşürde yazdığı gibi, Büyükişliyen yapıtlarında; “…yaşamı anlamlandırma ihtiyacını, insanın dünya ile ilişkisini sorgulayan bir anlayış ele alıyor. ‘Durmadan çözülüp toparlanan ve ikinci kez ele geçmeyen’ yaşamı, ancak kendisine dışarıdan bakarak kavrayabilen, acılar çeken, başarıyı, huzuru, sevilmeyi ve güven duymayı özleyen insanın öyküsünü soyut anlatımlarla ortaya koyuyor. “

Bir şehrin tarihini, tarihsel sürecini, mekanlarını, doğal olarak mekanların kendine özgü zamanını ve çağdaş zamanlara uzanan sürecini ele alıp değerlendiriyor. Bu değerlendirmeyi her bir tabloda, kendine özgü öyküleri de içeren, katmanlı görsel anlatımlarla ortaya koyuyor. Tarihsellik, yüzey değerlendirmelerini ona göre düzenlenerek değerlendirilirken, daha çağdaş zamanlar, aradaki farklılıkları gösteren görsel dille yeniden tanımlanıyor.

Eleştirmen Ümit Gezgin, Zahit Büyükişliyen sergisinde

Bu sergi bir şehre ağıt niteliği de taşıyor bir boyutuyla.. Bir sanatçının çocukluğunun geçtiği, yaşamının belli bir zaman dilimini geçirdiği şehrin, yüz yıllık dilimi içinde yeniden hatırlanması kadar, yeniden tanımlanması ve anlaşılmaya gayret edilmesi üzerine kurulu..

Sergi aynı zamanda sanatçıların mekanla, zamanla ve şehirlerle ilişkilerini ortaya koyması bakımından da önemli. Giderek çocukluğumuzun unutulmaz sayfalar şeklinde belleğimize yerleştiğinin de işareti olarak karşımızda duruyor..

Figen’le ve galeri sahibi Füsun hanımla konuşurken, sanatın süreklilik isteyen bir var oluş hikayesi olduğunu dile getirmiştik. Bu sergide de mekanla, zamanla, şehirle özdeşleyen bir var oluş hikayesini okudum. Ve, anladım ki her sanatçının kişisel tarihi ve çocukluğunun geçtiği mekanlarla, şehirle, kasabayla kopmaz bağları, algılamaları, hatıraları var…

Bir Cevap Yazın