Füsun Aydoğan Sanatında “Kadın ve Gül” İmgesi

Ümit Gezgin

Kadın ve Gül imgesi tarih boyunca birçok ressama ilham kaynağı olmuştur. Bu iki imge, kah abartılmış ve olduğundan farklı gösterilmiş, kah gerçekliğin, sevgiyle, var oluşla algılanan realiteler katında tekrar ele alınıp çoğaltılmıştır.

İki temel ve hassas imge, gerçeklik. Her konu ve giderek nesne, yaşamsal olduğu kadar, düşünce ve yaratı için mutlak gerekli varlıklardır. Bu Füsun Aydoğan için de geçerlidir. Bir sanatçı niye belli imgelere bağlanır, onları çoğaltır, estetiğinin konusu haline getirir? Kolay çözülebilecek bir mesele değildir bunlar.. Sanatın kolay çözülemediği, yaratının tanımının tam yapılamadığı, sanatsal varoluşun anlamının tam ifade edilemediği gibi…

Füsun Aydoğan ve Ümit Gezgin

Yazar ve ressam Hülya Küpçüoğlu, Füsun Aydoğan sanatı hakkında şunları söylüyor: “Füsun Aydoğan’ın resimlerinde kadın, duruşlarıyla bize cesur ve kendine güvenen bir kadın olduğunu hissettirir. Kadınların yüzlerini görmeyiz veya nerede durduklarını da bilmeyiz. Mekan sanatçı tarafından bilinçli bir şekilde sunulmaz…”

Atölye ziyaretinde, Füsun Hanımla oturduk konuştuk. Küpçüoğlu’nun dediği gibi; “Kendine güvenen kadın..” realitesini, sanatçının sadece resimlerinde değil, aynı zamanda kişiliğinde de gözlemledim. Resme tutkuyla bağlı. Resimlerinde güçlü kadınlar var evet, ve bu güçlü kadınlar resmin ve tuvalin zerafeti içinde bir varlık kazanıyor.. Dahası ‘gül’ motifiyle birlikte, ortak bir var oluşa dönüşüyorlar. Bir imge, bir kompozisyon değeri ve anlatım gerçekliği olmaktan çıkıyorlar ve adeta yaşama katılıyorlar. Yaşamı yeniden var ediyorlar.

Sanat, yaşamı yeniden ve durmaksızın var etme gücü değil mi aynı zamanda.. Sanatçı, kendi güç ve güçsüzlüğünün ortak noktasındaki sarkaçta ilerleyen bir varlıktır. Sanatçıdaki bu çağdaş kadın formları, bir resimsel imge olmanın ötesinde bir anlam kazanıyor. ‘Gül’le de ortak bir değere ulaşıyorlar.

Gülle kadın imgesinin bütünlenmesi ve yorumlanması anlamlı bir estetik realite oluyor sanatçı için. Nedir bu realite? dediğimizde Bunun mistik bir güç ve algıyla birlikte bütünleştiğini görüyoruz. Gül’ün tüm kadim kültürlerde mistik bir ifadesi, dahası ifadenin ötesinde gücü, değeri ve anlamı vardır. Kadın realitesi ve imgesiyle kompoze edilmesi; zerafet ve kimlik imgesinin bütünleşmesi olarak karşımıza çıkıyor, giderek ejderha imgesiyle de gücün ve ayakları üzerinde durmanın var oluş bütünlüğüne eriyor…

Füsun Hanımın resimsel tutkusu, ifade etme, anlatma cesareti ve iştahı, davranışlarında ve anlatım çeşitliliğinde zaten ortaya çıkıyor. Onu her anlamda takdir etmek gerekiyor…

Bir Cevap Yazın