Herbert Read’ın “Sanatın Anlamı” Kitabı’dan…

Ümit Gezgin

Bazı kitaplar hepimizin üzerinde derin izler bırakır. Benim de öyle başucu kitaplarım, yazarlarım var. Dönüp dönüp okurum onları rastlantısal olarak. Herhangi bir sayfasını açarım ve okurum. Bazen başlar, bitiririm ve dönerim yeniden, en başından itibaren okurum.

Sanat kitaplarından da Herbert Read’in “Sanatın Anlamı” kitabı, benim yine dönüp dönüp okuduğum, ilham aldığım, öğrendiğim, yorumlarına katıldığım metinlerden oluşan kitaplardandır.

Bazı kitaplar baştan sona okunur, bazı kitaplar rastgele herhangi bir sayfasından itibaren de okunabilir. Okuyana yine bir mutluluk, zevk ve bilgi verir. İçini açar ve ufkunu, her okunuşta bile biraz daha geliştirir. İşte Herbert Read’in bu kitabının da böylesi yeri ve özelliği vardır.

Herbert Read’in iddiaları önemli. Okudukça yeni altını çizeceğim konular buluyorum. Bunlardan biri mesela; “Bütün sanatlarda musiki haline gelme isteği olduğunu ilkin Schopenhauer söylemiştir.” sözüdür. Önemli ve enteresan bir tespit. Schopenhauer’den bir alıntıyla bu yorumu yapıyor yazar. Yine kitapta; “…Ressam çok defa görülen dünyanın resmiyle kendini anlatır. Sadece besteci hoşa gitmekten başka bir amacı olmaksızın kendi iç dünyasıyla bir sanat eseri yaratmakta tamamen serbesttir. Fakat bütün sanatçılarda aynı istek vardır: hoşa gitmek isteği, sanatın en basit ve kullanılan tanımı hoşa giden biçimler yaratmak gayretidir. Bu biçimler bizim gündelik duygumuzu okşar ve güzellik duygumuzu okşayan da duyularımız arasındaki biçim bağlantılarının birliği veya ahengidir.”

HER KİTAP BİR DÜNYADIR

Orhan Pamuk; Bir kitap okudum, hayatım değişti” demişti, “Yeni Hayat” romanında.. Gerçekten de öyle kitaplar vardır ki, onlar hayatımızı değiştirir, düşüncelerimize yön verir ve bizi mutlu eder. Özgün düşüncelere, yorumlara ve anlatımlara sahiptirler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kitapları böyledir. Keza, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın da.. Şimdilerde Gürpınar’ın kitapları tekrardan, açıklamalarla birlikte basılmaktadır. Aslında bütün Tanzimat Dönemi yazarlarının kitaplarının basılması gerekmektedir. Yeni nesillerin bilinç düzeyinin ve kültürünün artması noktasında buna ihtiyaç vardır.

Kitap okuma oranlarının, teknolojinin yaygınlaşması neticesinde iyice düştüğü ülkemizde, kitap okumaya teşvik ilkokul, ortaokuldan başlayıp geliştirilmelidir. Özellikle Türk Klasikleri’nin yaygınlaştırılması çok önemlidir. Ömer Seyfettin’den Ahmet Rasim’e ve Sait Faik’e kadar bütün eski yazarlarımızın kitaplarının okunması için elden gelen bütün teşviklerin ve desteklerin verilmesi gerekmektedir.

Kitapları yaşamımızın başucu gerçekliğine dönüştürmemiz gerekiyor. Ama bu nasıl olacak? İlkokuldan beri kitaplarla bir ilişkimiz yok. Bu bağlantıları kurup, geliştirmemiz gerekiyor. Hiçbir şey geç değildir. Bunu böyle düşünmek gerekiyor.

Herbert Read kitabında; “..Güzellik duygusu hoşa giden bağlantılar duygusudur. Çirkinlik duygusu da bunun tersidir. Bazı insanlar eşyanın fizik görünüşündeki ölçülerin tamamen farkında olmayabilirler.”

Bir kitap zengin çağrışımlar, anlatımlar, orjinal tespitlerle doludur. Ki, Read’ın kitabında ben bunu ziyadesiyle gördüm. Sanatçılar hakkında da iyi çözümlemeler yapar Read. Mesela; Renoir hakkında; “.. Renoir sakin ve yalnız bir hayat yaşadı. Bahçesi ve ailesi ona yetiyordu. Yine de geçen yüzyılın hemen hiçbir ressamı devrinin hayatını ve özünü onun kadar iyi belirtemiyor. (…) Renoir devrini en iyi gösteren ressamdır. “

Sonuç olarak Herbert Read’in kitabı sanat ve sanatçılar konusunda ufuk açıcı tespitlerin kitabı olarak karşımızda duruyor…

Bir Cevap Yazın