Kaya Özsezgin ve Kitabı “Yorum ve Anlam” Üzerine

Doç. Dr. Ümit Gezgin

Bilge bir insandı Kaya Özsezgin. Diğer değerli eleştirmen Abdülkadir Günyaz’la ayrılmaz ikili gibiydiler. Birçok ortak noktaları vardı; bunlardan biri Fransızca’ydı. Ortak ilgileri, ortak sevdiği konuları vardı. İkisi de gezmeyi, dolaşmayı, sanat eserlerini incelemeyi, galerileri takip etmeyi, sanatçılarla diyalog kurmayı severlerdi. Gerçek birer eleştirmendi her ikisi de.. Kaya hocanın akademik yönü ağır basarken, Abdülkadir Günyaz daha halka seslenen, daha gazetecilik diline yakın bir anlatımı yeğlemişti.

Kaya Özsezgin, (ayakta); Akademi’deki bir sergi kritiği öncesinde; Sezer Tansuğ ve Bülent Özer ve diğer sanat tarihçileriyle birlikte..

İkisi de benim eleştirmenlik ve yazarlık maceramda önemli mihenk taşlarındandır. Keza rahmetli Hamit Kınaytürk de.. Sanat Çevresi Dergisi’nin sahibi olarak hep bizi yazı yazmaya özendirmiş, Özkan Eroğlu’nu, Ayşegül İzer’i, beni eleştiri konusunda hep cesaretlendirmiştir.

1983 yılında Akademi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nü kazandığım andan itibaren, Akademi’nin duayeni, her dönem Rektör danışmanı ve Akademi’nin yayın organı gibi de aynı zamanda çıkan Sanat Çevresi’nin sahibi Hamit Abi; Akademi’ye, onun bütün değerlerine, hocalarına ve öğrencilerine tutkuyla bağlı bir Donkişot’tu.. Gerçek bir İstanbul Beyefendisiydi aynı zamanda.. Her ay yüz küsur sayfa bir dergiyi çıkarmak, adeta sanat camiasının nabzını tutmak, kolay olmasa gerek…

Söz nerden nereye geldi.. Bizler de artık anılar yazacak, hatıraları anlatacak yaşa başa geldiğimiz için belki de bunlar.. Kaya Özsezgin hocamızın “Yorum ve Anlam” kitabından yola çıkarak geldi bunlar aklıma. Rafta gözüme takılınca bu düşünceler sükun etti.. Tuncay Takmaz’ın sahibi olduğu Çekirdek Sanat Yayınları basmıştı kitabı. Tuncay yetenekli bir genç olarak başladığı sanat dünyasında, rotasını sonra yayıncılığa kırarak, sanatçılıktan vazgeçti.. Oysa, başlarda güzel, iddialı resimleri vardı. Nedense terketti, iddiasını sürdürmedi sanatçılığının…

Evet, kitapta birçok deneme, yazı var. Önemlisi İsmail Tunalı’nın Kaya Özsezgin hakkında yazdığı giriş yazısı… “Sanat Eleştirisi ve Kaya Özsezgin” başlığını taşıyan yazı, önemli tespitler ve yorumlar içeriyor.

Şöyle diyor Tunalı: “…Türk sanat eleştirisine bakarsak, eleştirmen olarak yirmi beş yıldır başı çeken Prof. Kaya Özsezgin’i görmekteyiz. Özsezgin, ilkin özellikle Türk resim sanatı üstüne yazdığı kitap ve yazılarıyla kariyer sahibi değerli bir sanat tarihçisi, bu anlamda bir bilim adamıdır. Ama bunun yanı sıra, yine yirmi beş yıl önce içinde birlikte jüri üyesi olarak bulunduğumuz resim yarışmalarında, beğenisiyle, bir yapıtın estetik değerlendirmesinde daima üstün bir değerlendirme performasyon göstermiştir. Özsezgin’in tüm eleştiri yazılarında bu nitelik kolayca görülebilir. Bu performansın kaynağı kanımca, Özsezgin’in her eleştiri yazısında yukarda dile getirmiş olduğum, bir yapıtın estetik değerlendirilmesinde bilimsel objektiflik ve beğenide somutlaşan duyarlığa dayalı subjektifliğin bir sentez halindeki varlığıdır. Özsezgin’in her eleştiri yazısında bu sentez yalnız bir ilke olarak bulunmaz, aynı zamanda bir gerçeklik olarak da bulunur. “

Kaya Özsezgin, yaptığı yorum ve değerlendirmelerle doğru tespitler yapmıştır; doğru ve kalıcı tespitler.. Mesela; “Ferruh Başağa düşünerek üreten bir sanatçıdır” demiştir haklı olarak. Yine yaptığı değerlendirmede; “.. Akademi’de Zeki Kocamemi’nin biçimci görüşünden etkilenmekle, Cezanne resminin soyutlamacı yönünü araştırmakla başladığı bu sürecin, 1940’lı yıllarda salt soyutçu bir anlayış düzeyinde sürmesi.. Sürekli olarak geometrik bir yalınlık düşüncesinin peşinde olmuştur Ferruh Başağa..” diyor.

Kitaplar ufuk açıcı nitelikleriyle yol gösterirler. İçindeki denemeleri ve yazılarıyla Yorum ve Anlam da böylesi bir derinliğin kitabı…

Bir Cevap Yazın