Zeki Kocamemi Resmini Anlamak

Ümit Gezgin

Ressamları anlamak, sadece onların resimlerini incelemekle olası değil. Dahası yeterli değildir sadece onların resimlerine bakmak. Hayat hikayelerini, resme konu olan değerlerini, kültürlerini, hatta psikolojilerini de bilmek ve anlamak gerekmektedir.

Sevdiğim ressamlar zaman zaman değişir. Daha çok elbet kendi resimsel kültürüme yakın duran ressamları severim. Ama eleştirmen yanım, bütün ressamlara karşı da eşit mesafede olmam gerektiğini söyler bana. Zeki Kocamemi’nin kübizme yakın duran tarzının, ruhsal, düşünsel yapısının uzantısı olduğunu, bu tarzın da bir iç disiplin gerektirdiğini bilirim.

Zeki Kocamemi Osmanlı döneminde 1900’de Fatih’te doğmuş bir sanatçı. 1916’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydoldu. Orada da Hikmet Onat’ın ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. Resimlerine bakılacak olursa, ne Hikmet Onat’a ne de İbrahim Çallı’ya benzer.

Onun resimleri kübizme yakın duran, ama geometrik resmin katı yapısından da uzak bir rahatlığı ve anlatımın şiirselliğini hedeflemiş bir şekilde ilerler. Hikmet Onat’ın tuş zenginliği, içinde disiplinle ilerleyen, Empresyonist geleneğe oturur. Bir tür Türk Empresyonizmidir Hikmet Onat’ınki.. Keza, İbrahim Çallı resmi de çok farklıdır. Yine Zeki Kocamemi, ne Hikmet Onat gibi, ne de İbrahim Çallı gibi detaylara yönelik bir üslupsal bütünlüğü hedefler.

Kocamemi’nin resmi, özellikle doğaya açık olan resmi; hem çizgisel hem de lekeseldir. Ciddi bir konstrüksiyon, yapı kurar bu rahat anlatım içinde Kocamemi. Kendine özgü bir dünyası vardır. Çünkü gerçek bir ressam tavrı ve anlatımına sahiptir. Hiç bir resmi zorlama değildir. Hissettiği gibi, plan ve sezginin biraradalığıyla oluşur.

Farklı bir dünya ve farklı bir doğa anlatımı vardır Zeki Kocamemi’nin. Resmi bir saygınlık uyandırır. Lirik değil, akılsal bir resim üretir. Doğa onda yerli yerine konulmuş, fakat reel olandan da uzaklaşmış bir boyuttadır. Detaylara değil, genele ve bu genelin üslupsal anlatımına kendini adar. Zeki Kocamemi Türk resminin en özgün anlatımcılarından biridir.

Zeki Kocamemi 

1900’de İstanbul Fatih’te doğdu. İlköğrenimini Hadika-i Meşferet Mektebi’nde tamamladı. Ortaöğreniminin ardından 1916 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydoldu. Önce Hikmet Onat daha sonra İbrahim Çallı’nın öğrencisi oldu. 1918’de askere gitmek zorunda kalınca öğrenimine bir süre ara verdi. 1919’da okula geri döndü ve 1922 yılında mezun oldu. Akademi’de öğrenci olduğu sırada 2. Galatasaray Sergisi’ne katılarak; hocalarıyla birlikte eserlerini sergileme olanağı buldu. Yeni Resim Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer alarak; ileride kurulacak olan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliğinin de ilk temellerini attı. Ancak, Cumhuriyet ruhunun heyecanını yansıtan ve sanat ortamına farklı bir soluk kazandırmayı amaçlayan bu girişim tek bir sergiyle sınırlı kaldı. Topluluk üyelerinin her birinin burslu olarak yurt dışına gitmesiyle son buldu.

1922 yılı Aralık ayında, Türk Ocağı’nın sanatçıya vermiş olduğu bursla Münih’e gitti. Ondan birkaç ay önce Münih’e giden Ali Avni ÇelebiRatip Aşir Acudoğlu ve Kenan Yontunç’un yaptığı gibi, ilk olarak Heinemann’ın özel atölyesinde resim dersleri almaya başladı, yaklaşık bir yıl sonra Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nin sınavlarına katılıp, başarısız olunca bu kez Hans Hofmann’ın özel atölyesinde resim dersleri almaya başladı. Sanat eğitimine Münih’te başlayan Hans Hofmann, modern akımların çeşitlenip biçimlendiği 20. yüzyılın ilk yıllarında Paris’e yerleşti. Henri Matisse ve Robert Delaunay’in sanatlarından etkilenen ressam kübist ve dışavurumcu anlayışta eserler üretti. Sanatçının Hofmann atölyesinde gerçekleştirdiği Saksılı Tabure, Poz Veren Çıplak ve Otakçılar adlı çalışmalarından başka, bugün Mimar Sinan Üniversitesiİstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi koleksiyonlarında bulunan 1926 tarihli “Gazete Okuyan Çıplak”” adlı deseni de büyük olasılıkla bu dönem çalışmalarının bir örneğidir. Kübist ve heykelsi anlayışıyla bu desen, Kocamemi’nin nü konusuna ilgisinin de ilk örnekleri arasında yer almaktadır.

1928 yılında Trabzon Lisesi’nde resim öğretmenliğine atanan Zeki Kocamemi, yaklaşık bir yıl bu görevde kaldı. Onun lise öğretmenliği döneminde öğrencisi olma şansını yakalayan Bedri Rahmi Eyüpoğlu, hocasıyla ilgili anılarını şöyle ifade etmektedir: Hiç unutmam Kocamemi ilk derse bir Cezanne kitabı ile girdi. Bize birkaç reprodüksyon göstererek: ‘Bakın çocuklar nasıl dönüyor.’ dedi. Bize ünlü Fransız ressamının anlayışını (çepeçevre dönüyor) diyerek anlatmak istiyordu. Bununla ne demek istediğini daha sonra, lise son sınıf öğrencilerinin oynadıkları Eşber Piyesi için yaptığı dekorları görünce anladık. Tiyatro dekorlarının bel kemiğini kuran kale, burçlar, ağaçlar fırıl fırıl dönüyorlardı. Kocamemi’nin fırçasından çıkan bütün nesnelerin önü, yanları, üstü arkası vardı. Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı. Resimde dört başı mamur heykel anlayışına bundan daha güzel örnek olamazdı.

Sanatçı, Yurt Gezileri kapsamında 1938 yılında Rize’ye gitti ve daha sonra, yurt gezileri neticesinde toplanan eserlerin Anadolu’da dolaştırılması nedeniyle 1944 yılında Konya‘yı ziyaret etti. Bu dönemde yaptığı Rize’de Çay Ziraati adlı resmi, teknik olarak daha çok Cezanne’ın peyzajlarını anımsatmaktadır.

Zeki Kocamemi, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği ile katıldığı I.Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde ise Atatürk’ün Cenaze Töreni ya da (Atatürk’ün Naşı’nın Gülhane Parkı’ndan Sarayburnu’na Götürülüşü) adlı resmiyle birincilik ödülü aldı. Bu resim, Mekkare Erleri ile karşılaştırıldığında daha klasik bir etki bırakmaktadır. Arka planda manzara ile perspektifin verilişi ve mekanın kurgulanışı 15. yüzyıl Rönesans sanatçılarının resimlerini anımsatmaktadır.

Müstakiller ile birlikte pek çok sergiye katılan sanatçı, 1947 yılında D Grubu’na katıldı. 1951’den 1959’a dek resim yapmaya ara veren sanatçı, ölümünden bir süre önce yeniden resme başladı ancak, 3 Mayıs 1959 yılında ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti.

Bir Cevap Yazın