BAŞKENT’DE VE YAŞAMDA SANAT

Kim Yong-Moon’un Seramiklerinde Toprağın Ateşle Dansı

Hatice Kumbaracı Gürsöz

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mezunu

Ressam

 hkgursoz@gmail.com

Koreli Seramik Sanatçısı Kim Yong-Moon’un Arcadium AVM’de açılan sergisine gittim. Sanatçı orada olduğu için görüşme fırsatım oldu. Pandemiye rağmen Galeri M’nin uzantısı olan sergi mekânında çok sayıda  meraklı sanatsever vardı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Yüksek Resim Bölümü’nü Neşet Günal Atölyesi’nde bitirdikten sonra şimdi aramızda olmayan kıymetli hocamız Sadi Diren Atölyesi’nde seramik eğitimi aldığım için bu sanata ilgim çok fazladır. O yıllarda yaptığım iki parçalı balıklı panom benim için çok kıymetlidir.

Seramik “Toprağın Ateşle Dansı”dır. Seramik sanatı Uzakdoğu’da oldukça öne çıkmıştır. Ayrıca, sanatçı seramik çalışmalarının yanında akrilik boya tuval üzerine yaptığı resimlerde fırça yerine parmaklarını kullanarak belki de seramikte ellerinin çamurla temasından ötürü bu stili oluşturmuştur. Aşık Veysel’i odak noktasına koyarak yaptığı tablosu çok vurgulayıcıdır.

Balıklı Pano

            12 yıldır  Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nde   konuk profesör olarak çalışmakta olan Kim Yong-Moon, 1956 yılında Kore’nin Osan şehrinde doğmuştur. 1982’de Kore’deki Hong İk Universitesi Seramik Bölümü’nden mezun olmuş ve 1985 yılında aynı üniversiteden yüksek lisans diploması almıştır. 1998- 2020 yılları arasında 50’den fazla kişisel sergi açmıstır. Kore, Çin ve Türkiye’de, yaratıcısı olduğu “Macsabal” sempozyumlarını 22 kez organize etmiştir. Macsabal İpek Yolu adlı beş farklı kitabı basılmıştır. Arjantin’de 4.Seramik Karo Yarışması’nda, 2009 da Eskişehir’de Seres09’da ve Anadolu Üniversitesi GSF Seramik Bölümü Muammer Çakı Seramik Yarışması’nda jüri üyesi olarak görev almıştır. 2018 ve 2019 yıllarında  Ankara’daki Kore Kültür Merkezi ve Hacettepe Üniversitesi GSF Seramik Bölümü tarafından organize edilen ve kendisinin yaratıcı olduğu Uluslararası Geleneksel ve Fantastik Macsabal Yarışması’nın başkanıdır.. Kore kültüründe yaşamın bir parçası olan macsabalı (çanak), 22 yıldır düzenlediği sempozyumlar ile dünyaya tanıtmaktadır. Macsabal, kelime anlamı olarak günlük yaşamda yeme-içme amacıyla kullanılan el yapımı seramik çanak anlamına gelmektedir. Birbirinden farklı sır kombinasyonları ile sırladığı çanaklarını (macsaballarını), parmaklarıyla çizdiği desenlerle sonlandırıp, kendi inşa ettiği ve 1300 dereceye çıkabilen fırınlarında pişirmektedir. Bu özgün fırınlarına da “macsabal fırını” adını vermektedir. Bu fırınların biri, 2010 yılından bu yana çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’ndedir. 2020 yılında onuncusu düzenlenecek olan Hacettepe Üniversitesi Uluslararası Macsabal Odun Pişirimi Sempozyumu ve 2021 yılında Kore ve Çin’de düzenlenecek olan sempozyumlarla Kore-Türkiye ve dünya kültürü, çağdaş seramik sanatıyla bir kez daha buluşacaktır. Son yıllarda seramik karolar üzerine uyguladığı sır çeşitlemeleri ve parmaklarıyla çizdiği desenler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu resimleri, çok renkli doğa soyutlamalarından oluşmaktadır. Renkli seramik resimlerinin yanında, geleneksel Kore kağıtları üzerine siyah mürekkeple uyguladığı, fırça darbeleriyle oluşturulmuş soyut dağ, ağaç, ağaç dalı ve gövdelerinden oluşan biçimler yer almaktadır. Kendisi yıllardır tornada çektiği çanaklar ve elle şekillendirdiği totemlerin yanında 2020 yılında hem Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ve Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde açtığı ve teması enerji olan renkli akrilik resimlerle Ankaralı sanat severlerle buluşmuştur.

Kim Yong-Moon’un akrilik çalışmaları 40 yılı aşkın bir süre önce  çanak çömlek ve macsaballarla başlıyor.  Çanak çömleği sırladıktan sonra, parmak çizimi yaparak resme dönüştürüyor. Tüm boyama tekniklerini seramik üzerine uyguladıktan sonra, benzer işleri tuval üzerine de yapıyor. Bunlar dinamik resimlerin ifadesidir. Sık kullandığı konular dağ, ağaç, çimen, kuş, balık gibi hayvan görüntüleridir. Ellerinde uzun süredir kök salmış olan doğa imgesi birdenbire dışarı süzülüyor. Hiç eskiz yapmadan, becerikli elleriyle eserini yaratıyor. Tuvale her zaman yeni bir hayal gücünü yansıtıyor. Özgürce meditasyon yapan bir arayışcı gibi…

Sanatçı eserleriyle “Barış için Sanat Var” mesajını vermektedir. Eşimin mesleği itibariyle Koreli ve Japon çok arkadaşlarım oldu. Özellikle Pakistan’da Origami ve Bonzai kurslarına gittim. Almanya’da uzun süre Güney Afrikalı arkadaşımdan klasik porselen bebek yapma dersleri aldım, ama seramikle çok fazla benzerliği yok daha hassas bir çalışma gerektiriyor. Sanata gönül verirseniz ve meslek olarak görürseniz sanat derya deniz bir alan. Bir ucundan tutsanız bırakamazsınız. Şiir, edebiyat, müzik sanatı besler. Sanatla diplomatik engelleri yıkarsınız. Barış ve özgürlüğü solursunuz. Ben bunları 52 yıllık sanat hayatımda hep yaşadım. Onun için bir yabancı sanatçı olan Kim Yong-Moon’un hislerini ve kendini kanıtlama çabasını hissedebiliyorum. Ona kucak açan Hacettepe Üniveristesi’ne ve eski bölüm başkanı okuldaşım Prof. Dr. Nazan Sönmez’e, şu anda bölüm başkanlığını yürüten Doç. Dr. Mutlu Başkaya’ya teşekkür etmemiz lazım.

Yaşamında Taocu felsefeye yön veren sanatçı, yani yol, yöntem, temel, akış anlamına gelen bu felsefe evrendeki düzendir. Nesnesiz, cisimsiz olan akıldır. Yokluk demektir. Varlığı yokluğa indirgediği için bu görüş bir tür nihilizm olarak görülür. Sanatçı’nın eserlerinde belki ilk bakışta göremediğimiz bu felsefenin formları, renk ve leke armonileri “Toprakla Ateşin Dansı”nı ifade ediyor.

Dışişleri Bakanlığı  Suna Çokgür Ilıcak Sanat Galerisi’ni Müsteşar Yardımcısı Ahmet Erozan’la birlikte kurup küratörlüğünü üstlendiğimde,   Galeri’nin  Heykel ve Seramik Bölümü’nde “Genç Yorum Seramik Sergisi”ni,  “Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Elemanları Seramik Sergisi”ni ve  Akademi’deki öğrencilik yıllarımda  Seramik Bölümü Asistanımız olan Prof. Beril Anılanmert’in kişisel sergisini açmıştım. Yabancı diplomatlar eserleri hayranlıkla izlemişti. Sanatçı Kim Yong-Moon’un  eserleri de hayranlıkla izlendi. Kendisine bu uzun ve zor sanat yolunda başarılar dilerim. Ayrı dilden, ayrı dinden de olsanız sanat sizi tek yolda buluşturur.

Şimdilik Başkent’ten bu kadar. Sağlıklı sanat dolu günler dilerim. Sevgiyle kalın.

Bir Cevap Yazın