LEYLA SABAH Sergisini Ziyaret

Ümit Gezgin

Türk resminin önemli simalarından biri Leyla Sabah. Tanışıklığımız ve arkadaşlığımız çok eskilere dayanır. Resmi bir yaşam felsefesi haline getirmiş insanların başında gelir Sabah.

Her bir resim bir şiir yazmaya benzer. Şairlerle bu yüzden benzerlikleri vardır ressamların. Ressamlar da şairler gibi ilhamla çalışır. Bazen dur durak bilmeden devam eder çalışmaları. Bazen kısa süren ilhamlarla tıkanır fırçanın, çizginin, rengin büyüsü..

Birlikte tek tek resimlerini inceledik sanatçının. Yine birlikte fotoğraflar çekindik resimlerin önünde. “An’la Oynaşım” başlığını taşıyordu bu kişisel resim sergisi Leyla’nın.. An’ı değerlendirme bilinci, resmin an içinde ortaya çıktığını bilen, hisseden bir ruhun anlatımları olarak da okunabilir bütün resimleri.

Zaten sanatı, belli kelimelerle tarif etmek zor. Hissetmek, dokunmak, üzerinde düşünmek gerekiyor. Her sanatçının kendine özgü anlatımı, referansları, giderek özgünlüğü var. Sanatını anlayabilmek için bütün bu ayrıntıları bilmek, onun ötesinde kavramak gerekiyor. Bu da birdenbire olacak bir şey değil, zaman ve emek isteyen bir süreç.

Sanat da bu yönüyle an’la bütünleşmiş bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Belki her şey an’la buluşuyor ama, bir sürece doğru da yürüyor. Bitmiyor resim. Şiirler gibi bitmeyen bir türküyü dillendiriyor, görselleştiriyor..

Zaten sanatçı da sergisi için hazırladığı bültende bunu açıkça söylüyor. “Ben bir yolcuyum” diyor. Sanatın bir süreç, bir yolculuk, giderek bir gözlem olduğunu dile getirmek istiyor.

Leyla ile bunları da konuştum sergi içinde. Toplumumuzda sanatın gelişmesi için bu ve benzeri sergilerin daha sık yapılması gerektiğini, söyledik karşılıklı olarak. Son yazdığı kitabının söyleşisini de yine, Bahariye Sanat Galerisi’nde yapacaktı.

Resme Bakmak Kendimize Bakmaktır

Resme bakmak kendimize bakmaktır. Leyla Sabah’ın önemli mottolarından biri bu. Resmi bir ayna metaforu olarak görmek. Böylece her çizgi, renk ve biçimde kendi içimize, ruhumuza, ruhumuzun derinliklerine doğru yolculuk yapmak, yapabilmek.. Zaten tuvali, resmi, rengi.. Resme ait bütün değerleri ayna olarak görebilirsek.. o derinleşmeyi de sağlayabiliriz.. Oysa günümüz genç sanatçısının derdi aynayla değil, piyasayla olduğu için.. O üretimini kendi özgürlüğünü keşfetmek veya kendinde derinleşmek için değil; piyasa koşullarının gereklerini yerine getirmek için yapıyor.. Böylece ne doğru düzgün sanatçı olabiliyor, ne de özgürlüğün tadına varıyor…

“Resim okumak, varoluşu okumaktır” diyor yine Leyla Sabah. Bir anlamda resmin filozofu olarak, resmin resim ötesi anlamlarının ve değerlerinin olduğunu, söylüyor.. Dahası zaten resimleriyle de bunu ifade ediyor.. Çok katmanlı bir resim diline sahip zaten. Soyutun zengin, iç içe geçen katmanlarından oluşan bir kozmosa sahip.

Onun resmi çok boyutlu. Bu bakış kültürü de gerektiriyor. Onun resimlerini anlamak ve değerlendirmek, resmi sevmekle de ilgili. Çünkü o resmin herkese açık bir toplumsallık barındırdığını, düşünüyor. “Her isteyen kendine has resmi yapar” diyor çünkü. Bu ressamın saltanatını da tahtından indiren bir söylemdir. Demek ki insana yöntemi bildirdikten, biraz öğrettikten, belki de hiç öğretmeden, herkes kendi resmini yaparak, üslubunu da ortaya koyabilir. Çünkü resim görsel bir öge olarak zaten katmanlardan oluşur. İçinde bir hikayesi, anlamı ve derinliği vardır.

Sonuç olarak Leyla Sabah sanatı bir bütün olarak algılıyor. Varoluşun zorunlu bir algılaması, özgürlüğün tanımlanmasından öte yaşanması olarak. Ve, bütün resimlerinde, yazdığı kitaplarda da bunu fazlasıyla kanıtlıyor…

Bir Cevap Yazın