KURUTULMUŞ HİKAYELER

Nusret Karaca

Kadıköy Bahariye…11 Ocak 2022

Çiseleyen yağmur altında yürüyorum.

Seviyorum böyle lodoslu, hafif yağmurlu havaları…

Hafiften bir yağış başladı mı yüzünüze hafiften vuran ılık rüzgar kesilir ve botlarınızla kaldırımda biriken sulara bastığınızda çıkardığı sesler bile bir hoş gelir insanın kulağına…Takvimdeki Mevsime mi özgüdür, sizin içinizdeki mevsime mi bilemiyorum!

Yürüyüşe devam…

Süreyya Oprera Binası önünde programa bakış, Halk Eğitim Merkezi’ndeki  dostlar arasında bir iki bardak çay, halk oyunları, Kafkas ekibi, müzik, provalarını izlemek, yazılarımı yazmak, eğer açılmış bir sergi varsa haberini oracıkta yapıp dergilere göndermek…

Sonra ver elini Caferağa Spor Salonu…

İşte oraya giderken kısa bir mola daha!..

Kadife Sokak köşesi’nde bir bölümü sessizliğine bürünmüş bir binaya çevrilir yüzünüz…

Sokakların da  sessizliğe büründüğü bu yağmurlu günde eliniz telefonunuza gider…

Bir kare fotoğraf eski REXX’ten.

Beyninizde dalgalanmalar, içinizde burukluk. Bu eski sinemanın önünde takılır kalırsınız.

Yolda yanınızdan tek tük geçenler.

Bir çoğu yüzünü bile çevirmez sizin baktığınız yöne. Arada bir iki kişi istisna…

Zamanda yolculuk benimkisi.

Festivallerin bilet kuyrukları, her Cuma günü yeni vizyona giren filmler için heyecanlı bekleyişler…bir buluşma noktası…

Etrafı çevrili, Afife Jale büstü  yalnızlığa mahkum sanki! Sinema salonu kapanmadan Kadıköy Life sayfalarındaki yazılarıma göz atıyorum google’dan…

“…Rexx Kapanmamalı” ve “Kadıköy’ü Besleyen Sanat Damarları’ndan…” başlıklı yazılarım.

Fotoğrafları çekip içinden alıyorum…

Kimsede ”  Sinemamız tadilat olacaksa sonrası, ya da yeniden bir sözleşme gerekiyorsa halledilsin ve  açılsın ” gibi bir düşünce de hakim değil gibi.

Elbette benim gibi düşünenleri ve aynı duyguları paylaşanları ayrı tutuyorum.

Şimdi bu yağmurlu günde “Kurutulmuş Bir Hikaye’nin içinde buluyorum ansızın kendimi.

Dayanamayıp yazıya döküyorum öylesine!

Bana bilet kesen, yer gösteren güzel insanlar ve Rexx çalışanlardan bir hanımefendinin oğlu İstanbul Kadıköy Lisesi’nden  öğrencim Yağız’ı da anımsayarak…

Ve en önemlisi 7. sanat denilen sinema sanatına ve Rexx’e vefa olarak.

Haliç’te semt sinemalarında başladı bu aşk bizde!…

Sanat adına da o aşk donattı, besledi…

“Sizi besleyen damarlar neyse siz o sunuz.”derim.

Ve hiç unutmazsınız bazı şeyleri!

Unutamazsınız!

Tıpkı şu an da Kadıköy’de dolaşırken bile aklınıza gelen ve şimdilerde Haliç Silahtar/Emniyettepe’de yurt olarak hizmet veren  Mehtap Sinemasını unutmadığınız, unutamadığınız gibi!

Yanından geçtiğiniz Rexx sinemasının bulunduğu binayı mı görmezden geleceksiniz!…

Bizde böyle!

Beslenmeye devam!

Kurutulmuş hikayeleri gün yüzüne çıkarıp, anımsatmak bizim işimiz!

Çok ta iyi yapıyoruz!

Bir şeyler eksiliyor hayatımızda yavaş yavaş!

Kent belleğine biraz katkımız oluyorsa ne mutlu!

Bir Cevap Yazın