Gelenekten Geleceğe METİN KAFKAS Sanatı

Doç. Dr. Ümit Gezgin

Sanat Eleştirmeni

Metin Kafkas’ın sanatı gelenekten geleceğe uzanan bir çizgi içinde şekillenir. Çok yönlü bir atılım içinde geleneği en iyi değerlendiren ve onu kategorize ederek, farklı konu alanlarında değerlendiren bir sanatçıdır Metin Kafkas.

Kaftan Serisi

Aldığı eğitim ve geliştirdiği dinamizme bakıldığında, hem eğitmen ve hem de sanatçı olarak, Geleneksel Türk Sanatı’na kendine özgü üslup bileşeni  içinde yön vermiş ve hem tarzıyla ve hem de ele aldığı konularla, gelenekten beslenen, onu taklit etmeyen, aşan ve kendine göre bir yorum stili geliştiren yapılar ortaya koymuştur.

Amentü Serisi Çalışmaları

Türk sanatının engin birikimi, tarihten gelen deneyimi ve ortaya çıkan büyük ve orjinal yapısıyla birlikte, her zaman sanatı ve sanatçıları etkilediği ve yönlendirdiği, dahası besleyip, zenginleştirdiğini biliyoruz. Metin Kafkas Türk kültürünün, Anadolu’daki, binlerce yıllık birikimin ve Türk-İslam kültürüyle omuzladığı zenginliğin farkında olarak bir sanat ortaya koymaktadır. Gelenekten geleceğe şekillenen yapı boyutunda Kafkas, bu zengin kültürün çeşitliliğini ve derinliğini çok iyi kavramış bir sanatçı olarak, ortaya koyduğu çalışmalarla yeniye açık bir tutum sergilemiştir.

Nazar Serisi

Geleneksel Türk sanatının birikimi, Metin Kafkas’ta da bezeme, hat, tezhib, tuğra, ferman, ebru, çini, kalemişi vb. Türk kültürünün zengin tarihsel bileşimlerini, güncelin özgün bakışaçısıyla harmanlanmış ve giderek bu harmanlanmanın, sanatçının bakışaçısıyla kurgulanmış boyutta buluyoruz.

Eskiye Dair Çalışmalarından

Metin Kafkas’ın sanatı, geleneksel sanatlarımızın da ötesine geçerek, Anadolu kadim kültürünün uzantısı Kibele kültüyle de buluşuyor ve zengin bir biçim-içerik kazanarak estetiğin konusu haline geliyor. Böylece Kafkas’ın sanatı zengin bir yelpaze içinde, geçmiş kültürün, gelenekle harmanlanan bütün gerçekliğini kapsamına alarak, kendi kişisel üslubu içinde sanatsal yoluna doğru evriliyor…

GELENEK VE TÜRK KÜLTÜRÜ İÇİNDEKİ YERİ

Gelenek bütün bir tarihsel birikimimiz aynı zamanda. Kültürü ve sanatı biçimlendiren bütün yapılar bu zengin gelenek içinde yerlerini alırlar. Geleneksel sanatlarımız Türk kültürünün vazgeçilmez bir bileşeni olarak karşımıza çıkar. Biliyoruz ki gelenek olmadan geleceği inşa etme durumu mümkün değildir.

Ana Tanrıça Serisi Çalışmaları

Anadolu kültürünün zengin ve çok çeşitli sanat bileşeni büyük bir değer olarak yaşamaya devam ederken, aynı zamanda kendi kişiliğini kurmuş sanatçıların yaratı dünyasında da kendini yeniden konumlandırıyor. Metin Kafkas, Anadolu kültür ve sanatının, giderek islam kültürünün çok zengin varlığı içinde özgün bir boyut ekleyerek, bu kültürü kendince yorumluyor. Kendi estetiğini, kendi kurgusunu ve görsel dilini oluşturarak sanatı çeşitlendiriyor.

Kapılar Serisi

Bu büyük gelenek kültürü sanatçının her bir eserinde başka biçime kavuşarak varsıllaşıyor. Görsellik, düşünsel anlamla nihayete eriyor. Hem anlamı ve hem de görsel kompozisyonu oluşturuyor onun eserleri. Farklı kategori, adlandırma ve tanımlar içindeki çeşitlilikler, geleneğin ve sanatın birlikteliğini ve zenginliğini gösteriyor…

METİN KAFKAS SANATINDA DÖNEMLER

Metin Kafkas geleneksel sanatı modern bileşenlere götüren bir sanatçı olarak, özgün ve öncü  bir disipline sahip. Gelenekten beslenen bir yapılanma içinde kendine özgü bir üslup ve anlatım çeşitliliğini yakalayan ve yönlendiren bir estetiğe sahip.

Farklı Çalışmalardan

Sanatını birçok boyut içinde sürdüren bir sanatçı olarak Metin Kafkas, geleneği geliştirmenin ve giderek görsel sanatları gelenek merkezinde oluşturmanın çabası içinde olduğunu bizlere göstermektedir.

KAFTAN SERİSİ ÇALIŞMALARI

Kaftan, önemli bir geleneksel giysi olarak özellikle Osmanlı’da önemli hizmetler görenleri mükafatlandırmak için Padişah tarafından hediye edilirdi. Özellikle kumandanlara bir imtiyaz verildiği zaman, kılıç ve kaftan verilirdi. Yine bakıldığında kaftanlar cins ve türlerine göre çeşitlilik arzetmektedir. Murabba, keçe, çuha gibi isimler alırlardı. Padişah tarafından Mekke Şerifi ile başkalarına ihsan olunan kaftanları giydirene de kaftan ağası denirdi.

Kaftan Serisi

Kısacası “Kaftan”, bizim kültürümüzde önemli bir giysi olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun, süslü, kumaştan yapılan, astarsız elbise olarak tasarlanan kaftanlar; Metin Kafkas estetiğinin de yine bir kolu olarak karşımıza çıkmakta; görsel tasarım ve anlatım olarak, onun estetiğini biçimlendiren bir yapı boyutunda kendisini konumlandırmaktadır.

Renk, biçim ve düzenleme bağlamında, monokrom renk tasarımlarından, çok renkli anlatımlara kadar ulaştıralan resimsel ögelerle ‘kaftan’; sanatçının görsel ifadelerinde; gelenekten beslenen bir yapı içinde yeni anlatımlara kavuşmaktadır.

Hatla, çizgisel değerlerle, kendine özgü yapısıyla bütünleşen kaftan serisi anlatımları, özgün anlatımın ögeleri olarak etkileyici bir konuma sahiptir. Farklı tonda, farklı formda ve anlatımlarda yer alan kaftan serisi görsellikleri, sanatçının gelenek ögesini nasıl estetik bir anlatımla, özgün bir yönelişle görselleştirdiğinin açık kanıtları olarak karşımızda yerini almaktadır.

AMENTÜ SERİSİ ÇALIŞMALARI

Amentü Duası, İslam’ın temel inanç anlatımlarından ve imanın gereklerinden biridir. Burada inananlar Allah’a olan inançlarının yanı sıra; meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman ederler ve şehadet ederler. Tarih boyunca inancın temelini olurturan  bu ve benzeri formlar, özellikle Amentü duası, hat’tan, tezhip içi anlatımlara, mezar taşlarından, grafik ve resimsel ögelere ve anlatımlara kadar ana konu, anlatım ve sanatın odak noktası olmuştur.

Amentü Serisi

Keza, onun çalışmarı bütününde  Amentü Serisi içinde yer alan düzenlemede, çok güzel bir kayık ve benzeri deniz araçlarının formu biçiminde stilize edilerek anlatılması ve yorumlanması, giderek bu özgün hat yorumunun geometrik şema içinde ve farklı renk skalaları kullanılarak görselleştirilmesi ve kompoze edilmesi onun sanat yaklaşımının temel ögelerinden biri olarak da yine karşımızda durmaktadır.

Bakıldığında bir sonsuzluk ve mavi boşluk ortasında, kırmızı bir saltanak kayığı formunda ifade edilen ve aynı zamanda sonsuza bir yoluculuk olarak nitelendirlip, kategorize edilip, anlatılması da geleneğe özgün bir resimsel ve tablo boyutunda bir anlatım kattığını da göstermektedir.

NAZAR SERİSİ ÇALIŞMALARI

Nazar, gözle simgelenen bir anlam katmanını oluşturur geleneksel, kadim inanç ve algılamada. Antik Roma’dan Helen medeniyetine; Müslüman, Yahudi, Budist ve Hindu toplumlarındaki inanç ve değer kategorilerine kadar, geniş bir toplumsal, inanç ve kültür yelpazesi içinde “Nazar”, önemli bir algılama, önemli bir değer ve yaşam gerçekliği olarak karşımızda durur.

Nazar Serisi

Nazar’ın bir başka adlandırılması ‘kem göz’ olarak da tarif edilir ve canlı veya cansız bir varlığın başına kaza veya bela gelmesine neden olduğuna inanılan bakış, olarak da değerlendirilir. Bazı toplumlarda kem göz’ün nesneleri çatlatabildiğine inanılır. Mavi boncuğun ise, bu enerjiyi kendisine çekerek yok ettiği fikri yaygındır.

Bir ‘bakış’, değeri olarak da adlandırılan ‘nazar’, kültürden kültüre farklılıklar gösterse de, temel etmen olarak bakışın yıkıcı, yok edici, farklılaştırıcı gücü ve etmeninden bahsedebiliriz.

Sanatçı Metin Kafkas’ın ‘Nazar’ merkezli sanatsal çalışmalarındaki biçim-içerik özellikleri de yine farklılaklar arzederek, ama anlam katmanlarının yanı sıra, estetik değerlendirme ve görsel etkilerle farklılık ve etkileyicilik ve güç taşıdığını da söylemek gerekmektedir.

Soyutluk içinde somut anlatımlar, tek renk etkisi içinde yer alan sonsuz döngüsel biçim ve renk tonlamaları.. Göz’ün, varlığın, sonsuzluğun, etkinin; var oluş ve yok oluş karmaşası içindeki soyut-somut sanatsal anlatımları.. Onun sanatı içinde, gelenekten beslenen yapısının nasıl, ileriye doğru, geleceğe doğru atıldığının ve güçlü bir etki oluşturduğunun da kapsamı olarak karşımızda durmaktadır.

ESKİYE DAİR SERİSİ ÇALIŞMALAR

Sanatçının geleneği merkeze aldığı ve onu kah özgür bir form ve renk anlayışıyla yorumladığı, kah özgün bir kompozisyon duyarlılığıyla şekillendirdiği çalışmaları da kendi serisi içinde önemli bir boyut olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Eskiye Dair” başlığıyla yapılan çalışmalardan

Bu seri içinde ‘eski’, geleneğin besleyici, yönlendirici ve biçim kazandırıcı gücü olarak belirginlik kazanmaktadır. Bir kavuk formundan, soyut şekillerden beslenen yapı da karşımıza çıkıp, geometrik formun merkezi yerinde konumlanarak, estetik değerini oluşturur, veya tarihi şehir olan İstanbul’u simge tarihi camilerinin yer aldığı dairevi kompozisyon içinde yer alarak oluşur.

Geçmişten beslenen ve eskinin geometrik yapıları ve formları sanatsal çalışmasının merkezini oluşturan bu seri çalışmalarında sanatçı, soyut-somut diyaloğunun en zengin birikimlerini göstermektedir. Burada da yine varlık yokluk meselesinden, anlam katmanlarına kadar, simgenin renk  değerlerinin, kendine özgü bir dille ifadesi yer almakta, böylece sanatçı renk, biçim ve anlam simgelerini eskiden beslenerek ileriye doğru taşımaktadır.

ANA TANRIÇA SERİSİ

Ana Tanrıça kültü çok eski bir inanç ve kültür geleneği olarak konumlanmaktadır. Özellikle Willendof Venüsü gibi sanat eseri niteliğindeki heykeller, ‘bereket’ kültünü yansıtmaktadır. Kadınla simgelenen ve geçmiş tarihselliğin ve geleneğin önemli bir aracı olan bereket kültü ve ana tanrıça anlayışı, hem yaşam, hem de sanat eseri noktasında önemli açılım noktalarını barındırmaktadır.

Ana Tanrıça Serisi

Sanatçının da eserlerine bakılacak olursa, bu bereket kültü formlarından beslenmiş, tanrıça modellerinin, özgün bir anlatım yapıları içinde özgün konumlar aldığı görülecektir. Ana Tanrıça kültünün çok eskilere uzandığını bilerek sanatçı, kendi özgün yapılarını kurmaktadır. Biliyoruz ki, Sümer mitolojisinde İnanna bilinen en eski tanrıçalardandır. Bu Mısır mitolojisinde İsis bereket tanrıçası olarak karşımıza çıkar. Ayrıca Hinduizm’de de tanrıça tapımı  vardır. Bütün bu bilgilerin ve geleneksel anlatı ve yansıtmaların farkında olan sanatçı, kendi sanatının estetik değerlerini de bu merkezde kurarak, kah tek renk kategorisi içinde, kah çizgi ve farklı değerlerde kendi görselliğini oluşturmaktadır.

Doğurganlığın, bereketin, yaratımın, değişim ve dönüşümün bütün kategorilerini sanatçı, özgün anlatım modellerini;  kendi tarzıyla başarılı bir şekilde ortaya koyuyor.

KAPILAR SERİSİ

Geleneğin bütün modellerini başarılı bir şekilde ele alıp değerlendiriyor sanatçı. ‘Kapı’ formu ve anlayışı da böyle. Kapı her zaman için bütün tarihsel ve hatta güncel anlatım boyutlarında, geçişin, ilerleyişin, ışığa doğruluğun, geçide ulaşımın ve bilinmezliğin girişi, çıkışı, var oluşu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kapılar Serisi

Sanatçı da kah geleneksel sanatlarımızla bağlantı kurduğu kah modern bileşenlerle anlattığı kapı serisinde, kavramsal anlatımla tarihsel referansları bir arada değerlendiriyor ve bizlere sonsuz anlatım modellerini göstermeye çalışıyor.

Sanatçının gelenekten beslenen anlatımlar boyutunda kapılar serisi de onun özgün yenilikçiliğinin açılımı olarak bu seriler içinde yerini almaktadır.

DENİZALTI SERİSİ

Sanatçının gelenekten geleceğe uzanan seriler içinde yaptığı çalışmaların özgünlüğü; aynı zamanda onun renk, biçim, estetik ve kompozisyon değerlerini ne kadar önemle ele aldığının da göstergeleri olarak karşımızda durmaktadır.

Denizaltı Serisi

Keza, onun denizaltı veya seri dışı çalışmaları da, onun özgün yaklaşım modelleri içinde yer alarak, geleneğe değil belki ama, sanatın yönelimlerine, giderek, doğasal gerçeklik ve olgularla, ele aldığı ve seçtiği yöntem ve üslubu içinde ne derece benzerlikler bulunduğunun da ilginç paralelliklerini ve göstergelerini kapsamaktadır.

Mavinin güzel ve anlamlı tonları, geometrik formlarla simgelenen ve denizaltı dünyasının gerçekliğinden yola çıkılarak yapılan yorum; onun deniz altı gerçekliğini de ne kadar özgün bir soyutlamaya tabi tutabildiğini bizlere göstermektedir.

CAMALTI SERİSİ

Cam altı çalışmaları gerek teknik ve gerekse de estetik zorluklar anlamında başlı başına aynı zamanda bir teknik beceriyi de gerektirir. Camaltı çalışmaları tek tek göz önünde tutulacak olursa; kadın ve doğurganlık imgelerinden, Kibele’ye kadar uzanan tarihsel süreç ve geleneksellik içinde birçok boyutun ve katmanın çok özgün görselleştirildiği görülecektir.

Camaltı Serisi

Camaltı tekniğinin boyutları içinde sanatçı, kendi sanatını seriler içinde birbirini takip eden ve yenilik doğuran boyutlarıyla tekrar ele alıyor ve böylece, hem gelenekten beslenen, hem doğasal ve hem de farklı anlam ve biçim katmanları içinde, özgün bir sanatçı olmanın özgül ağırlığını bizlere hissettiriyor.

Camaltı çalışmalarındaki kadın formu, doğurganlık ve yaşam kurgusu, sonsuzluk ve döngüsellik kavramları, kah var oluş sorunsalına, kah evrenselliğe çok güzel referanslar ve görsel, sembolik atıflarla örgülenerek anlatılıyor ki; bu da sanatçının üslupsal bütünlüğü içinde bizlere anlamlı mesajları olarak yansıyor.

Sonuç olarak; Metin Kafkas sanatı çoğul anlam katmanlarında gezinen, gelenekten ve güncellikten, giderek doğasal ve gerçeklikten de beslenen, geleceği arayan ve adeta geleceği biçimlendiren bir sanat yapılanması ve seriler toplamı olarak çok önemli bir konumda durmaktadır…

Bir Cevap Yazın