Bahariye’de “Sevgiye Dair Renkler” Sergisi Üzerine

Ümit Gezgin

Sanat Eleştirmeni

Köklü sanat galerilerinden Bahariye Sanat Galerisi’ndeki “Sevgiye Dair Renkler” sergisi, diğer birçok sergisi gibi iddialı sergilerden biri.

Ressam Şafak Işılay galerinin önünde

Biliyoruz ki Bahariye Caddesi, Moda semtinin kültür ve sanatla yoğrulmuş bir caddesi olarak, ancak karşının İstiklal Caddesi’yle kıyaslanabilir ancak.

Sergiden

Köklü, tarihsel bir semt olmasının yanında Bahariye ve Moda, kültür ve sanat alanında da önemli bir değer ifade ediyor. Bu değere Reks Sineması, (şimdilerde kapalı olsa bile), Süreya Operası, Halk Eğitim Merkezi vb. kültür, sanat, eğitim mekanları değer katıyorlar, geleceğin şekillenmesine etki ediyorlar.

Bahariye Sanat Galerisi, böylesi zengin ve köklü bir kültür, sanat ortamı içinde, bir sanat mekanı olmanın avantajıyla yirmi dört yıldır faaliyetlerine devam ediyor.

Sergiden

Böyle bir sanat mekanında, orjinal ve yenilikçi sanat konseptlerinden biri olan, uluslararası nitelikli “Sevgiye Dair Renkler” sergisi de hem katılımcılar, hem eserler bakımından, sanatseverlere vizyon katan özellikler taşıyordu.

Sergiden..

SERGİYİ GEZERKEN

Serginin maskotu gibiydi sevimli bir kedi. Galeri sahibi Ümit Hanıma sordum, kedinin galerinin kedisi olup olmadığını, o da sokak kedisi olduğunu, her gün galeriyi ziyarete geldiğini, söyledi. Orada, kaloriferin üzerinde, sanatsever kalabalığa poz veriyordu. Tabloların altında, hem resimlere ve hem de insanlara bakıyordu. Kırmızı renk dünyası içinde, kırçıl renkleriyle ve tuvaldeki yeşil, mavilerle güzel bir uyumu temsil ediyordu.

Kalabalık, bir doluyor bir boşalıyordu. Ne de çok sanatsever var, diyordum içimden. Gerçekten de bu pandemi aynı zamanda sanat özlemini de arttırmıştı insanlarda. Kültür, sanat semtinde, sanat galerilerinin azlığı üzüntü verici olsa da, Bahariye Sanat Galerisi bu boşluğu doldurmaya aday. Yıllardır nitelikten ödün vermeden sürdürdüğü faaliyetlerini arttırarak devam ediyor.

Kadife Sokak’ta estetiğin ve sanatın merkezi olmak çok önemli bir olay. Bu semtlerde artık yoğun olarak gençler yaşıyor. Tiyatrolar, kitapçılar, sahaflar, kültür merkezleri buralarda toplanmış durumda. Bahariye Sanat Galerisi de bu gerçekliğe ve anlama sahip.

Berk Erikçi

Karma sergiye katılan, Berk Erikçi‘nin eserlerinin önünde fotoğrafını çektim. Ayaküstü de sohbet ettik. Özgün, kalıcı ve yenilikçi eserler üretmiş. Dostluğu, sevgiyi, hayvanların dünyası ve estetik bileşeniyle çok iyi ifade etmiş. Çalışmalarından dolayı tebrik ettim. Biliyorum figüratif çalışmalar zordur. Bir anlam ifade eder, öyküyü barındırır, giderek kompozisyonla birlikte resimsel espası oluşturur. Bravo, diyorum Berk Erikçi’ye..

Bilge Akon ve Ümit Bayındır

Bir diğer sergiye katılan sanatçı da Bilge Akon‘du. Mutlaka bir sergiyi gezerken sanatçılarla sohbet etmek ve eserleriyle birlikte onları fotoğraflamak isterim. Bilge Hanımın da, galeri sahibi ve seramik sanatçısı Ümit Hanımla birlikte fotoğrafını çektim. Bilge Hanım; kuşların dünyasıyla doğanın gerçekliği ve bütünlüğünü, renk-biçim uyumuyla başarılı bir şekilde vermiş. Öyle ki kedi de zaten onun eserinin yanına konumlamış kendisini. Sanatçı, sabır ve itinayla oluşturmuş resmini. Kaneviçe gibi iç içe işlemiş, renkleri, biçimleri uyumlu ve doğallık içinde oluşturmuş.

Çiğdem Üner

Keza Çiğdem Üner resmi de beni etkileyen resimlerden. Derinlikli bir anlatımı var sanatçının. Her yüzde beliren anlam, değişim içinde bir gerçekliği, psikolojik katmanları anlatıyor. Resmin temeli, kelimelerden farklı olarak sezgisel olduğu için; bu görsellikler de yine bizde, sezgisel derin ve çok katmanlı var oluşu hissettiriyor. Hüzün, kuşku, yalnızlık.. giderek çağdaş insanın kıstırılmışlığı ve belirsizliği.. bu portreler dünyasında sezdirerek ortaya çıkıyor…

Görsel sanatların dünyası edebiyatın dünyasından çok farklıdır. Kelimeler bize çoğunlukla dolaysız anlamlar ve belirgin imgeler sunarken; görsel sanatlar ve bu alanın en önemli kolu olan resim; sezgisel bir imgelem gerçekliğine sahiptir ve her şeyi dolaylı olarak anlatır. Bu yüzden de onları anlamak kültür ve sanatla ciddi olarak ilgilenmek ve bilgelenmekle olasıdır. Kısacası herkese açık gibi görünen bu alan, aslında kendi içinde türlü zorlukları barındırır ve elit, entellektüel bir özellikle varlık kazanır.

Ümit Bayındır ve Estella Eskenazi

Sergiye gezerken Estella Eskenazi‘nin soyut, lekeci ve çizgisel çalışmaları da yine, diğer sanatçıların eserlerinden farklı olarak, ‘soyut’un kendi dinamiğinde, zengin ve çoğul anlam içererek estetiğini bizlere gösteriyor. Mavilikler içindeki çizgisel doğa soyutlaması ve lekeci çok renkli, spontan oluşla kompoze olmuş çalışması, farklılık içinde bir zenginlik olarak karşımızda duruyor. Şiirsel sembolik, iç içe geçmiş lirizmi olarak bizi sarıyor. Anlam aramaktan ziyade, bizi içten kavrayan, müzikal bir etkiyle sarmalayan gücü karşısında mutlu oluyoruz.

Merve Manoğlu ve Ümit Bayındır

Merve Manoğlu‘nun klasik resimleri çağrıştırır atmosferde ve parmakların zerafeti içindeki duruş ve sevgiyle, renkle kuşanmış kompozisyonuyla ortaya çıkan resimsel değeri; sanatın etkisi, çok katmanlılığı ve renklerin gücü konusunda da bize yeterli bilgiyi, en önemlisi sezgisel anlatımı veriyor. Dikkatimi çeken unsurlardan biri bu sanatçıların özgün çalışmalarıyla sevgi ve yaratıcılığı nasıl başarılı bir şekilde yüzeyde buluşturdukları olgusu. Gerçekten de Merve Manoğlu’nun çalışmasındaki zerafet ve estetik de görsel sanatların gücünü sanatçı eliyle ortaya koyması bakımından ne kadar güzel ve anlamlı…

Sergiye katılan bütün sanatçıların eserlerini tek tek inceledim. Gerçekten de her biri sevgiye dair kendi renklerini, dahası biçim dünyası içinde anlatımlarını çok başarılı ve en önemlisi özgün bir boyutta ortaya koymuşlar.

Bu sergi de Bahariye’nin diğer sergileri gibi nitelikli özgünlüğünü gösteriyor. Sanatın merkezi olmak da böyle bir şey zaten. Özgünlük ve kalıcılık üretmek. Sanat, sevgiyle çoğalır ve topluma yayıldıkça da güzel ve yaratıcı bir toplum, dahası estetikle harmanlanmış mekanlar ve yaşam ortaya çıkar…

Bir Cevap Yazın