GÖKSU ve KÜÇÜKSU KASR-I

Nusret Karaca

İstanbul….Bosphorus…

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan ve tarihiyle, coğrafyasıyla sanatçılara ilham kaynağı olmuş bir dünya güzeli!.

Aşklar, aşıklar kenti İstanbul!

Bir yazımda daha böyle bir giriş yapmıştım.

Öyle öyküler barındırıyor ki bu şehir içinde…

Her semtin ayrı bir öyküsü olunca yine böyle başlamak geldi içimden.

5 Şubat 2022 Cumartesi

Üsküdar Beykoz yolu ile Küçüksu’dayız.

Yıllardır gelirim. Bazen tek başıma, bazen ailemle…

Öğrencilerimi de ihmal etmem!

Tarihi Küçüksu Kasr-ı na getirip gezdirdiğim olmuştur.

Her gezimde not almak, gittiğim yer ilgili yeni bir şeyler öğrenmek ve arşivimdeki notlarla harmanlayıp yazıya dökmek artık olağan hale geldi benim için.

Adeta yaşam biçimimin bir parçası oldu.

Bugün o ‘an’lardan biri.

Göksu Anadolu Hisarı, Yeni Mahalle Sırtları ve Marmara Denizi ile çevrelenmiş bir boğaz semti İstanbul’un.

Burada Büyük ve Küçük Göksu’nun meydana getirdiği iki vadi boyunca uzanan semt bir mesire alanı olarak kullanılmış ve İstanbul sakinlerinin ilgi odağı haline gelir.

Dereler, köprüler, büyük ağaçlar…

Düzenlenen eğlenceler.

Osmanlı padişahları da ilgilendikleri bu semte ve Küçüksu Kasr-ı na sıkça gelirler ve kalırlar. III. Selim ise annesi adına çayırda bir çeşme yaptırır.

Semtin dereleri “Asya’nın Tatlı Suları”diye de bilinir.

Bizans dönemi’nde bölgeye POTAMONİON(Kutsal Kuyular Dereye ise ARETEA( Güzellikler)adlarını verilir.

Bizanslılar suyun hastalıklara şifa verici ve günahlardan arındırıcı olduğuna inanırlar ve her su kaynağının başına ayazma yaparlar.

Osmanlı döneminde 16,17,18 ve 19.yüzyıllarda oldukça ilgi gören semte Fatih’in gazileri’nden Salih Dede’nin dere yoluna bir çeşme yaptırdığı yazılı kaynaklardan ulaşan bir bilgidir.

Göksu’da binicilik yapıldığı da bu kaynakların aktardığı bir bilgidir.

Bölgede değirmenlerin bulunduğu ve un ihtiyacının buralardan karşılandığı rivayet edilir.

1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile Kağıthane mesire alanı harap olunca Göksu mesire alanı en görkemli dönemini yaşar.

18 ve 19.yüz yıllarda bölgede imar faaliyetleri hız kazanır.

I. Mahmud dönemi’nde “Küçüksu Kasr-ı”

II. Mahmud döneminde ise “Küçüksu Camii” yeniden yaptırılır.

Osmanlı döneminde İstanbul’da

Anadolu Yakası’nın en önemli deresi olan ve İstanbul boğazına dökülen

Göksu’nun çevresindeki en eğlenceli mekanı olan Baruthane Çayırı’nda tuluat ve orta oyunu temsilleri oynanır.

Burası ayrıca saltanat kayıklarının yanaştığı bir limana da sahip olmakla birlikte mesire  alanları Levantenler, Frenkler ve azınlıkların da uğrak yeri olur.

Semtteki “Küçüksu Kasr-ı” I.Mahmud’un sadrazamı Divitvar Mehmed Paşa tarafından padişaha hediye bir Av köşkü olarak inşa edilmiştir.1752’de inşaatı tamamlanan kasr III.Selim tarafından tadilattan geçirerek adeta yeniden inşa ettirmiştir.

Sultan Abdülmecid tarafından yıktırılan kasr daha büyük olarak yeniden yapılmıştır.

Sultan Abdülaziz döneminde eklemelerle dış cephesine kabartma süslemeler yaptırılır. Bu süslemeler yapı tarzı olan Barok üslubunu gizler.

Yeni kasrın mimarı Nigoğos Balyan’dır.

Küçüksu Kasr-nın yanında III.Selim tarafından validesi Mihrişah Sultan adına yapılmış som mermerden bir de çeşme bulunmaktadır.

….

Evet! Bugünkü yazım bu kadar!

Gezdiğimiz ve gördüğümüz yerler ile ilgili yazılı, yazısız kaynaklardan bilgi edinmek çok daha güzel ve anlamlı!

Katkısı olan tüm kişi ve kuruluşlar ile sohbetlerde sözlü bilgiler edindiğim herkese teşekkür ediyorum.(*)

(*)İstanbul’un semtleri(Kentim İstanbul) İ.B.B.2003),S.Faruk Göncüoğlu,

İ.B.B.Ķültür A.Ş.

A Publica Of The T.B.M.M.Department Of National Palaces(İstanbul 1995)

Küçüksu Öğretmenevi Sohbetleri.

Eğitim Enstitüsü Sanat Tarihi Notları.

Milli Saraylar.

Bir Cevap Yazın