ZEYNEP ÖZTÜRK “Bakarken” II, Resim/Şiir Sergisinden İzlenimler…

Doç. Dr. Ümit Gezgin

Zeynep Öztürk, “Bakarken II” sergisinde, şiirle resmi bütünsel bir kimlikle ortaya koyuyor. Aslında şiir ve resim onda, ayrı ayrı kişisel var oluşunu tamamlıyor. Resim, yoğun bir planlamanın görsel anlatımı olduğu kadar, aynı zamanda doğanın bütün detaylı ifadeleri olarak yerini alıyor; şiir ise daha sezgisel ve ilhamla ortaya çıkan bir disipline sahip Zeynep Hoca’da..

Ekav Sanat Galerisi’ndeki sergiye Beşiktaş’ta Şerif Hoca ve değerli müzisyen arkadaşımız Alp Özeren’le buluşup gittik. Galeriye ulaştığımızda yoğun bir kalabalık vardı. Bazı öğrencilerimizle yolda karşılaşmıştık. Sıcak bir Cumartesi günü, tam da maç gününün de olduğu zamanda, yollar da kesilmişken, serginin yoğun bir kalabalık içinde olması çok önemliydi.

Sergiye girince gözümüz Zeynep Öztürk hocayı aradı. Çevresinde öğrencileri, hoca arkadaşları, dostları, onu tanıyan seven insanlar, sanatseverler.. bir yığın küçük küçük kalabalık vardı… Kah kitaplarını imzalıyor, kah resimleri hakkında izleyicilere bilgiler veriyordu.

ŞİİR VE RESİM İÇ İÇE

Şiir ve resim iç içeydi. Duvarlara asılmış resimler nasıl görsel bir anlamı yeniden üretiyorlarsa, aynı zamanda hem kitaptaki şiirler ve hem de duvarlara yazılmış şiirler, görsel ve düşünsel alışverişin en güzel ve anlamlı ürünleri olarak karşımızda duruyordu.

Fotoğraf üstüne fotoğraf çekiyorduk. Bir yandan da hem aldığımız kitapları imzalatmaya çalışıyor, hem de bizim de ilk kez gördüğümüz resimleri hakkında, duvardaki bazı şiirleri hakkında soru sorma yarışına giriyorduk. Nitekim, bir çok özel ve tüzel kurumların üst düzey yöneticileri de sergiye gerekli ilgi ve hassasiyeti göstermiş, Zeynep hocadan resimleri ve şiirleri üzerine bilgi almak istiyordu.

“Kuşun kanadında olmak ister bazen ruh

Özgürce uçabilmek için.

Aslında kaçabilmek içindir o istek.

Kuşun kanadında kaçabilmek…”

Özgürlük temel etmendir Zeynep Öztürk için.. Hem şiirleri ve hem de resimler için var olan bir durumdur bu.. Özgürlük, kendini ifade etmenin, giderek yeniden tanımlamanın aracı olarak karşımızda durur. İlmek ilmek dokunan görsel bir kompozisyon, haftalar, bazen aylarca süren yoğun emekle ortaya çıkar her bir resmi. Şiirleri anlık bir hissediş ve ilhamla ortaya çıksa da, resimle şiir arasındaki güçlü bağı, özgürlük tanımı içinde sanatçı yeniden kurar.

SANATÇI SERGİYİ DEDELERİNE ADADI

Güzel ve anlamlı bir sergi bu. En önemlisi sanatçının iki sanatçı yönünün; şairliğinin ve ressamlığının ortak bileşke içinde ortaya çıktığı bir sergi. Sanatçı bu sergiyi iki dedesine adadığını yazıyordu çıkardığı şiir-resim kitabında.

Şunları diyor sanatçı: “Hayatıma dokunan iki güçlü dedem var benim…

Siyasi kimliği ile öğretmenlik mesleğini seçmemde büyük rolü olan Osman Dedem (Osman Gencal) ve beni rengarenk boyalarla tanıştırıp boş kağıtlara hayallerimi resmetmemi sağlayan Hacı Dedem (Asım Aydın)…

Farkında olmadan yolunu çizdikleri o minik kız, kıymetli öğretmenlik mesleği ve resim sanatı ile yirmi dört yıldır başka hayatlara dokunuyor. Resimlerimdeki renk armonisini duygu yüklü şiirlerimle harmanladığım bu çalışmayı bana, hayata ve insanlara şefkatle bakmayı öğreten çok kıymetli iki dedeme adamak istiyorum.

Mekanları cennet olsun, huzur içinde uyusunlar…”

ZEYNEP ÖZTÜRK’ÜN SANATI HAKKINDA YAZILANLAR

Çok boyutlu bir sanatçı kimlikle karşımıza çıkan Öztürk; resimden edebiyata, şiirden tekstile, eğitime ve yaşam koç’luğuna kadar; bütün öğrencilerine, arkadaşlarına, dostlarına ışık olmaya devam ediyor…

Sanatı ve eğitimi iç içe ve bir bütün halinde sürdüren Zeynep hocanın sanatı hakkında değerli akademisyen ve sanatçı dost, arkadaş ve meslektaşları da, yazı ve çözümlemeleriyle, farklı yorumlamalarda ve yaklaşımlarda bulunmuşlardır.

Zeynep Öztürk sergisi için çıkmış olan şiir-resim kitabına önsüz yazmış olan Akademisyen ve ressam Prof. Dr. Şehnaz Yalçın onun sanatı hakkında şunları yazmıştır: “‘Doğanın Yanılsamaları’ detaylı dokusal geometrik yapıyla stilize edilerek motifleşen çiçeklerle ve renklerin ritmiyle Öztürk fırçasında biçim öz ilişkisi özgün sağlam bir yapıyla hissedilir. “

Sanat Tarihçi, Sanat Eleştirmeni ve Sanat Eğitimcisi; Prof. Dr. Tayfun Akkaya, Zeynep Öztürk’ün sanatını değerlendirirken, şunları ifade etti: ” ‘Bakarken II’ başlıklı, şiirlerin ve resimlerin bir arada yer aldığı, yaratıcı ve özgün bir sanatsal etkinliğin yaratıcısı Zeynep Öztürk, oluşturduğu soyut sembolik ekspresyonist çiçek resimleriyle yeni bir konsept oluşturmuştur.”

Sanatçının şiirleri üzerine bir değerlendirme yazısı yazan; akademisyen, yazar ve ressam Doç. Dr. Ümit Gezgin de şunları kaleme aldı: ” Zeynep Öztürk şiiri, birçok önemli şairin şiirinde dile getirdiği anlam katmanlarını oluşturarak ilerler. Gözlem, değerlendirme, hissetme ve duyumsama gerçeklikleri, ‘sevgi’ temelli olarak belirginlik kazanır Öztürk’ün şiirinde..”

Sonuç olarak önemli, kalıcı ve anılarla dolu bir sergi olarak gerçekleşti sanatçının sergisi. Şiirin ve resmin ortak noktalarını bize göstermesi bakımından çok önemli bir sergiydi. Yazıyı da yine değerli sanatçı-hoca Zeynep Öztürk’ün bir şiiriyle bitirelim:

“Kuşun kanadında olmak ister bazen ruh

Özgürce uçabilmek için.

Aslında kaçabilmek içindir o istek.

Kuşun kanadında kaçabilmek…

Herkesten,

Her şeyden,

Belki kendinden bile…

Umarsızca,

Bencilce,

Kimseyi düşünmeden,

Kuşun kanadına takılıp,

Uçtuğunu sanarak

Kaçabilmek…”

Bir Cevap Yazın