Heykeltraş Müfide AKSOY’la bir anı

Gülseren Dalbudak

 Müfide Aksoy’la Üsküdar Kız Lisesi’nde Orta Okul’da tanıştık. O başka bir sınıfta İdi. Ama müzik öğretmenimiz, rahmetli, Ayhan Şenyuva, bizi yıl sonu için hazırladığı koro konserleri çalışmalarında bir araya toplardı. Hatta büyük bir gençlik korosu kurmuştu.. yanılmıyorsam 150 kişilikti.

Bu koronun iki solisti vardı. Biri ben biri de Müfide, o soprano bir sese sahipti. Ama o kadar mütevazi bir duruşu vardı ki sanki hiç o söylemiyormuş gibi sakindi. Zaten kendi kişiliği de öyle çok sessiz ve sakin biri idi. Bende aynı kişiliğe sahiptim.  Biz sessizce sıramızı bekler hocamız ne diyorsa onu yapar, şarkımızı söyler sıramıza geçerdik. Arada sohbet ederdik. Sonra okul bitti…

Bir süre  sonra vapurda karşılaştık. Ben bir bankanın sınavını kazanmıştım, yeni işe başlamıştım. Üniversitede istediğim yeri kazanamadığım için.. Müfide de Mimar Sinan Üniversitesi Heykel bölümünü kazanmış, okula  gidiyordu.  Arkasından; “Aman, heykel bölümünü kazanmış, sanki başka bölüm yokmuş gibi..” diye düşündüm.

Hayat o kadar ilginç ki, enteresan bir şekilde bizi yıllar sonra yine karşılaştıracaktı.. İşte, büyük lokma ye büyük laf etme, derler.

Müfide  o yıllarda üniversiteye gidip  bitirmişti. 1954’de İstanbul doğumlu olan Müfide Aksoy, 1971-76 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi yüksek heykel bölümünde eğitim görmüş.

Ben de yıllar sonra içimdeki sanat aşkını durduramamış, üniversiteye gitmiş,  resim bölümüne girmek isterken, heykel bölümünü kazanmış,  3. sınıftaydım.. Galiba  ahşap atölyesinde  çalışırken, bir hanımın elinde heykelle içeri girdiğini, bana dik dik bakarak öbür odaya geçtiğini gördüm.

O kadın Müfide imiş, onu ben tanıyamadım.  Ama o beni tanımış arkadaşına söylemiş.  Gülseren mi adı diye sormuş  ve biz Müfide  İle yeniden karşılaştık. Ona arkasından düşündüğüm şeyi söyledim. “Amaaan, heykeltraş olacakmış!” demiştim ve kader beni heykel atölyesinde onunla karşılaştırarak büyük bir ders verdi. O da; “Ooooh, iyi olmuş! ” dedi. Güldük.

İlginç olan bir şey daha vardı aslında ikimiz de müzikte başarılı iken ve müzikle uğraşacağımız beklenirken biz  heykeli seçmiştik. Aralıklı olsa da ve yıllarca severek yaptık bu işi.  

Müfide Aksoy,1999-2017 yılları arasında İstanbul Kültür Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmış; birçok karma sergilere katılmış ve 9 kişisel sergi açmıştır.

Katıldığı sergiler.

1976- heykel ve desen sergisi(Galeri Baraz)
1990-heykel ve desen (Galeri Bİ-ZE)
1996-Arzu Başaran la heykel ve desen sergisi(G. Ayşe’s)
1996-Gülden Kut la heykel ve desen sergisi (G.BİS)
1997- Dans isimli heykel sergisi(G.BİS)
2000-Sirk isimli heykel ve desen sergisi(G. G de)
2003-Yıldız koyu- heykel sergisi(G. Oda)
2007-heykel (G. Artisan)

Müfide Aksoy’un İ.K.Ü. yayınevinden çıkan (Biçimin Serüveni) isimli bir de kitabı bulunmaktadır.
Sanatçı heykellerinde uzay boşluğunu ve neşeyle hüznü ifade biçimi olarak kullandığını söylemektedir.

Bir Cevap Yazın