ILGIN SEYMEN “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri”

Galeri Bosfor, 13 Mayıs-18 Haziran tarihleri arasında Ilgın Seymen’in “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri” isimli beşinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Affective Flows

Ilgın Seymen’in orman, toprak, deniz ve gökyüzünün birbirlerine dokunduğu ve iç içe geçtiği bir kurgu ile hazırladığı sergisinde, çevre ve özne arasındaki sınırların belirsizliği üzerine eğilerek izleyiciyi en yakından en uzağa değişen görüş mesafeleri arasında bir seyre çıkarıyor.

Asphalt, Rubble, Concrete, Gravel

Seymen’in pratiğinin öncelikle kendisi ve dünya arasında bir diyalogla başladığı, ele aldığı konular üzerine yaptığı gözlem, araştırma, okuma ve düşünme süreçlerinin sonucunda üretiminin, başlangıç noktasından soyutlanarak ve geçirdiği sürecin taşıyıcısı olarak sunulduğunu söyleyebiliriz.

Forgotten Notes on Existence

Sanatçı, “İşsiz Nesneler • Canlılığın İzleri” sergisinde, kültürel olarak yer etmiş özne-nesne, organik-sentetik ayrımlarını yeniden sorguluyor ve işlevsizleştirilen, değersizleştirilen nesneleri, cazip ve yeniden bakılabilir hale dönüştürüyor. Örneğin, binayı oluşturan beton yapıdan kopup terk edilmiş ve işlevsizleştirilmiş moloz parçalarına bir “reanimation” hamlesi olarak renkli ve pırıltılı bir müdahale yapıyor.

Odyssey of Growth

 Romantik dönem yazarlarının doğa gözlemleri üzerinden insani değerler üretme yöntemlerini kendisi için bir strateji olarak belirleyen sanatçı, çevre-insan ilişkisini bugünün koşullarında değerlendirip, bugünün materyallerinden insani değerler çıkarmaya çalışıyor. Nesnelerin dışında düşünceleri de canlılığın izleri olarak tanımladığı bu çerçevede, Emerson ve Coleridge gibi yazarların doğa üzerine yazılarından yola çıkarak hazırladığı çalışmalarda, yazı ve düşünce, formun akışkanlığında zamanın ve değerlerdeki dönüşümün etkisini hatırlatan uçucu bir hal alıyor.

Unemployed Objects

Ilgın Seymen, araştırma sürecinin sonuçlarını sunmak için en doğru taşıyıcıyı seçerken, basit ve gündelik malzemelere de var olabilecekleri yeni bir alan açıyor. Kolaj, video, buluntu nesnelerden oluşan heykel ve yerleştirme gibi farklı medyumlarından çalışmalara yer verdiği sergisiyle, sonsuz bir alan olarak tanımladığı, başlangıç ve bitiş noktaları olmayan çevreye yeniden bakmayı öneriyor. Burada canlılar ve cansızlar, doğal ve sentetik, özne ve nesne, hissedilen ve bilinen, görünen ve görünmeyen ayrımları ortadan kalkıyor ve tıpkı sanatçının dünyasında olduğu gibi birbirleriyle iç içe geçerek karmaşık bir bütünlük oluşturuyorlar.

Voyage to the Forgotten Sense

Ziyaret saatleri: Salı-Cumartesi | 10.00-19.00 Detaylı bilgi ve görsel için: info@galeribosfor.com

Bir Cevap Yazın