“BAKARKEN II” Sergisi Dolayısıyla ZEYNEP ÖZTÜRK’le Röportaj Yaptık

Buket Kılıç

Değerli sanatçı ve akademisyen Zeynep Öztürk’le, EKAVART Sanat Galerisi’ndeki Bakarken II sergisi dolayısıyla enine boyuna bir söyleşi gerçekleştirdik:

Resim sanatına nasıl başladınız?

-Çocukluğumdan beri resim yapıyorum. Kendimi bildim bileli boyalarım vardı hatta kitabımın önsözünde şiirlerimi ve resimlerimi dedelerime adamıştım. Orada da resime nasıl başladığımı şu şekilde açıkladım; Hacı dedemin yani annemin babasının yurtdışından bana getirdiği boyalarla resim yapmaya başladım. Tabi ki biraz da annemin teşvikleri ile resim yapmaya devam ettim. O zamanlar Seksenli yıllarda kimselerde olmayan boyalarım vardı. Pastel boyalarım,marker kalemlerim, sulu boyalarım vardı. İşte bu şekilde kendimi bildim bileli aslında resim ile uğraşıyorum.

Çocukken ilginizi çeken sanatçılar var mıydı?

-Küçükken ilgimi çeken sanatçı her zaman Van Gogh olmuştur. Van Gogh’un Ayçiçekleri tablosu beni çok etkilemişti ben de o resimden etkilenip pastel ya da suluboya ile ayçiçeği resmi çalışmışım. Annem bunu hep söyler fakat resmi saklamamış.

Sergideki işlerinizin oluşum ve tamamlanma süreci ne kadar sürdü? Nasıl ilerledi bu süreç?

-Eğitim fakültesi Resim bölümü mezunuyum fakat öğrencilik hayatımda sadece kolajlar ve kolajlar üzerine akrilik çalışmıştım, tuval üzerine hiç çalışmamıştım. Öğrencilik hayatım bitince evlilik hayatım başladı ve öğretmenlik yapmaya da başladım. Çok fazla boş vaktim vardı. Ne yapabilirim diye düşündüğümde; akrilik ile tuval üzerine çalışmaya karar verdim fakat ne çalışmalıyım diye kendime sorduğumda branşımdan bir şeyler olmalıydı diye karar verdim. Eğitim Fakültesi’nde öğrenciyken Tekstil/ Dokuma derslerimize Prof. Dr. Hamdi Ünal hocamız gelirdi. Onun bir konusu vardı. Halı ve kilimlerden kolaj yapıp sonra seçtiğimiz detaylardan halı ve kilim yapardık. Ben bunu tuvale nasıl aktarabilirim diye düşündüm. Bu düşünceden yola çıkarak yani Anadolu’daki halı ve kilimlerin üzerindeki motifleri stilize ederek tarihi mekanların üzerine uyguladım. Önce birkaç soyut çalışmam oldu daha sonra bunları nasıl hareketlendiririm diye düşündüm, tarihi mekanların üzerine uygulamalar yaptım. Bu sırada yağlı boya da denemek istedim. Daha önce yağlı boya çalışmamıştım bu şekilde yağlı boyayı da kendim öğrenmiş oldum. 

Şiir yazma düşüncesi nasıl oluştu? 

-İlk sergimden sonra ölü bir dönem oldu . Sergi açtıktan sonra bir süre bıraktım. Bir yandan üniversitede dersler devam ediyordu, bu esnada Instagram’da paylaştığım gönderilerin altına yazdığım yazılarla şiir yazdığımı fark ettim. Sanatta ilham var fakat benim  resimlerimde hep bir planlılık, düzen ve disiplin de var. Şiirlerimde ise ilham olduğunu keşfettim. İki resim sergimin arasında şiir yazmış oldum.

Serginin adı neden bakarken?

-Sergimde şiirlerimde var. Bu şiirlerin bazıları kendimle ilgili duygular bazıları da bakarken yazdığım şiirler. Bu şiirler insanlarla sohbet ederken sohbetin içinden çıkarttığım kelimelerden oluştu.

Şiirleriniz ve resimleriniz arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? 

-Bunu soran bir kaç kişi daha oldu “Bu şiirler bu resimlere mi? Bu resimler bu şiirlere mi?” diye. Aralarında hiçbir bağ yok fakat enteresan ki Tayfun Akkaya hocamız bazı resimlerimle bazı şiirlerimi çok güzel bağdaştırmış. Aslında resimlerim ve şiirlerimi bağdaştırmak gibi bir düşüncem yoktu. Bunu düşünmeden yapmışım. Ya da izleyici bunu bu şekilde çok güzel dile getiriyor. Çünkü Tayfun Hoca kitaptaki yazıyı da resimlerimi izleyerek yazdı.

Neden çiçek resimleri yapma fikrini düşündünüz?

-İlk sergimde Anadolunun kilim motiflerini ne ile harmanlayabilirim diye düşündüğümde Anadolunun tarihi mekanlarını çalışmıştım. “Bakarken” isimli sergimi ise oluşturma sürecinde Anadolunun çiçekleri ile ilgili bir kitap elime geçti. Çok güzel uyum sağlayacağını düşündüm. Anadolunun motifleri ve Anadolunun çiçekleri birbiri ile hayat bulsun istedim. Bu şekilde yola çıktım. İzleyiciler de çok memnun.Zaten ben de baktığımda resimlerimin hepsi birer bebeğim gibi. Belki diğer sergilerimde de Anadolunun çiçeklerinden devam ederim çünkü o çok geniş bir yelpazeye sahip. Minicik çiçeklerin büyütülmüş hali o kadar görkemli ve detaylara sahip ki… 

Şiirleriniz çok içten, hatta ben de okurken “tam da böyle hissediyorum” diye düşündüm. Sizin de okurken böyle hissettiğiniz şiirler var mı?

 -Böyle hissettiğim bir şiir yok fakat şiir okumaktan çok zevk alıyorum. Her şiirden ayrı bir keyif alıyorum. Birbirinden ayıramıyorum, hepsine saygı duyuyorum. Aynı şekilde resim sanatıyla ilgilenen herkese de saygı duyuyorum. Resim yapan herkesin resmini çok beğeniyorum. Çünkü o sanatla ilgileniyor. Güzel ya da çirkin diye ayırt etmek istemiyorum. Tüm şairlerimizi saygı ile anıyorum.

Bir Cevap Yazın