DATÇA…CAN YÜCEL ve ORHAN (KEMAL) KARADAĞLI

         Nusret Karaca

Tempolu bir eğitim ve öğretim yılının ardından Kültürel ve Sanatsal Etkinliklerin yoğun olarak yaşandığı Kadıköy günlerinden sonra denizin mavisiyle, gökyüzünün yıldızlarıyla ve Akdeniz’in ılık rüzgârlarıyla kucaklaşma zamanı. Şimdi Ege ile Akdeniz’in buluştuğu ,badem ve okaliptüs ağaçları, üzüm bağları arasındaki Datça’dayım…Arada okaliptus kokuları yayılıyor etrafa tatlı bir esintiyle…

Datça’dayım ama yine de kağıt kalem düşmüyor elimden. Yazmak, okumak bir başka tutku benim için. Gördüğüm her şeyini, yaşadığım her anını yazmak istiyorum Datça’nın. Geceyle gündüzün kucaklaşmasını, gökyüzündeki mehtabı, kıyıda sallanıp duran sandalları, sahilde birbirlerine sarılıp yürüyen sevgilileri, onların yürek atışlarını, parıldayan gözlerini, rüzgârın bir üfürüp bir okşadığı saçlarını…sonra yanımda yürüyen eşimi, kızımın mutluluğunu, bir oraya bir buraya koşuşturmasını…

Kucakla, sarıp sarmala beni Datça. Bir şeyler bırak bende, alıp götüreyim Kadıköy’e. Takıl kalemimin ucuna, beyaz sayfalarda her satır iz bıraksın yüreklerde. Bak nasıl da yüreğime vuruyor dalgaların.

ÜNLÜ Şair ‘in Datça’sı

Liman denilen yeni Datça’dan yüksek bir tepe üzerindeki Eski Datça’ya uğramamak olur mu! Taş binaları, çeşit çeşit ağaçlarıyla Can Yücel’in Datça’sı…

“Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça yarımadasına bırakır. “demiş Strabon.

Ünlü şairimiz Can Yücel’de 90’lı yılların başında yerleşmiş Datça’ya Bu tarih ve doğa harikası yarımadada şiirle kucaklaşmış ölene dek!

Eski Datça’da üç küçük dost ediniyoruz bizimle buraya gelen diğer konuklarla. Sonra “Şarap “adlı bir köpek katılıyor aramıza. Sıcak, sımsıcak bir Datça günü daha. Mahalleleri ve evleri dolaşıyoruz. Uğur, Utku ve Atakan adlı küçük rehberlerimizle. En hareketli olan Uğur. Hemen hemen her sokakta aile bireylerinden birinin evini gösteriyor. Burası büyükannemin evi, bakın nar ağaçları onlar da bizim.” “Burası halamın”, Burası bizim”

“Neredeyse her yer sizin Uğur.” diyorum. Bir kapıya yaslanıyor, fotoğrafını çekiyorum.

Ve yolumuz Can Yücel’in kitaplığına, ardından sıkça uğradığı kahvesine düşüyor. Eski Muhtar Orhan(Kemal) Karadağlı ile tanışıyorum. Karadağlı Can Yücel’e çok yakınmış. Şimdi Can Yücel için söyleşme zamanı. Ayranları, çayları ve sevgili Osman’ın “Narbuz” adlı çayını yudumluyoruz.

Karadağlı 12 Ağustos 1999’da İzmir’de hayata gözlerini yuman, vasiyeti üzerine hayatının son yıllarını yaşadığı Datça’da toprağa verilen Can Yücel’i anlatıyor bizlere. Yücel için her yıl 21/22 Ağustos tarihlerinde anma etkinliği düzenlendiğini anlatan Karadağlı sorularımı yanıtlıyor.

….

*30 yıllık muhtarlık bitmiş Orhan bey.

-Evet, bu seçimlerde bitti. Üç kişi katıldık. Ben diğer adayla 138-138 eşit oy aldım. Kura çekildi. Ben kurayı kaybettim.

*Bize Can Yücel’i anlatabilir misiniz?

-Onu ben Datçalı yaptım.1992-93 yıllarıydı sanırım. Datçalı olur musun?” dedim. Oldu.

*Çok yakındınız değil mi?

-Evet Benim için bir şiir yazmıştır. (Duvara asılı çerçeveyi göstererek)Şiirin yarısı tamamını göstermedi.

(Pisi pisi otların rüzgârda/sağdan sola sallayışı/Bizim muhtar Orhan konuşursa/Fena adam değil/Düşe düşe motosikletten yüzü boksör/Adam muhtar değil muhtariyet/Tahiti’de kadınlar klarnet çalmak istiyor/Kocaman büyüyen kauçuk ağacıyla yetiniyor kahvesinde)

*Burada çok kauçuk ağacı varmış.

-Boydan boya uzanan bir kauçuk ağacı vardı. Önü kesmeye karar verdim. Bir sabah geldiğimde altında oturmuş içiyordu. Bir bira alıp yanına oturdum. Bana “Milletvekili olacağım muhtar, Türkiye Can Yücel’i bir daha tanısın. “dedi. Bir de öleceğini, kanser olduğunu söylerdi.

*Daha başka istekleri de varmış. Cenazesini kadınların kaldırmasını ve öldüğünde denize karşı bir tepeye gömülmek istedi. İkincisi oldu. Birincisi olmadı tabii ki.

*Son zamanları nasıl geçti?

-Rakı, şarap içemedi. Birayı denedi olmadı. Anlamayacağını düşünerek su kattım. Hemen anladı tabii. “Yine de seni seviyorum muhtar.” dedi.

*Can Yücel kitaplığı ne zaman açılacak?

-21 Ağustos 2004 tarihinde açılacak. Yanında onun evi var.

*Yücel’in ailesi burada mı yaşıyor?

-Eşi Güler hanım Avustralya’da, oğlu Hasan Kanada’da Küçük kızı Su’nun kayınpederi yakında öldü. Anma gününde  burada olacaklar.

*Etkinlik hazırlıkları nasıl gidiyor?

-Önce mezarına ziyarete gidiliyor. Ardından yazarlar-şairler konuşmalar yapıyor, şiirler okunuyor ve yemek yeniliyor.

*Geçtiğimiz yıllarda Can Yücel’i anma etkinliği, Badem Şenliği’yle birlikte yapılıyordu.

-Evet, ama bu yıl ayrıldı.

Orhan(Kemal) Karadağlı. Can Yücel’in can dostu. Bizi uğurlarken mahallenin el sanatları sergisi nedeniyle Kaymakamlıktan gelen teşekkür yazısını gösteriyor. Gözleri yaşlı. Çok eski bir tanıdık gibi “Ağabey” diyorum, omzuna dokunarak. Eski Datça’yı, Can Yücel’i ve Orhan Ağabey’i kağıdım ve kalemimle Kadıköy’e götürüyorum, güzel dostlarım onlara yer açıyorlar sanat sayfasında Hem onlarla, hem Kadıköy’le kucaklaşıyorum yeniden. Poyraz ve yağmur karşılıyor beni. Gözyaşlarım karışıyor yağmur damlalarına. Yüreğim Datça’da mı kaldı ne? Yoksa onun için mi ağlıyorum?

 …

KÜÇÜK KIZIM Su’ya

Bir derin uykudayım ölümün içinden. Açtım ki gözlerimi.

Bir suyun gölgesi gibi.

Kendisi adeta bir suyun.

Ayakucunda sen oturuyorsun.

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum

     Can YÜCEL

….

(×)Gezi: Ağustos 2004

Yazı: Gazete Kadıköy 20/26 Ağustos 2004 sayısı.

…….

2009 Ağustos

Yine Eski Datça’dayım.

Orhan(Kemal)Karadağlının kahvesinde.

Kendisine 2004 yılında yaptığımız ve yayımlanan söyleşinin bir örneğini veriyorum. Kızı Esen hanım ve damadı Alp bey ile tanışıyoruz. Alp bey  “Bir kaç fotokopi de alalım. Evde de bulunsun. Bunu da çerçeveletelim. “diyor. Esen hanım “Etkinliklerde Can Yücel’e ait bazı eşyalar kayboldu. Hatıra diye alıyorlar. CD’ler, kitaplar azaldı. “sözleriyle bu konudaki duygularını aktarıyor  Orhan bey de “Datça’ya çok yabancı geldi, bazıları eşlerinden dolayı Eski Datçalı “diyor.

….

Ben bu ziyaretim ve konuşmaları da belleğimde saklayıp İstanbul’da yazıya döküp haber yapıyorum. Kadıköy’de dostlar yine yer açıyorlar sayfalarında..28 Ağustos 2009 tarihinde yayımlanan haberin bir örneğini Eski Datça’ya gönderiyorum yazının da çerçevelendiği ve duvara asıldığı haberini veriyorlar Eski Datça’daki dostlar.

Bugün 29 Mayıs 2022 Pazar

Ve ben bütün bu notları toplayıp bir araya getirerek Kızıltoprak Öğretmenevi Bahçesi’nde yeniden yazıya döküyorum.

 …

Kadıköy-Datça arası mesafeyi kısaltmak bu olsa gerek!

Duyguların dilidir kalem.

Ben de bugün bu dili konuşuyorum edebiyat tarihine not düşer mi bilemem!

Yaşanmışlık bir zenginliktir!

Edebiyat’ ta!

Ondan beslenmek gerekir!

Ben de öyle yapmaya çalışıyorum…

Bazen de beslemeye çalışarak!

Bir Cevap Yazın