Orta Pliyosen’den Bir Obje: Makapansgat Çakılı

Orta Pliyosen’den Bir Obje: Makapansgat Çakılı

Burak Dipevliler

Afrika, sahip olduğu arkeolojik kimliği ile insanlık tarihinin karanlık köşelerine ışık tutmayı başaran bir bölge olmuştur. İnsanlığın burada doğup yine buradan bütün dünyaya yayılışı da göz önünde bulundurulduğunda sanat adı verdiğimiz hadisenin en erken örneklerinin Afrika’da karşımıza çıkması tesadüfi bir durum olmayacaktır.

Prehistorik sanat, bizlere her ne kadar sanatın ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı ve kökenlerinin neler olabileceğine dair ipuçları veriyor olsa da ne yazık ki sanat tarihi içerisinde – en azından bir çok ülkede- pek fazla yer edinememiştir. Öte yandan Prehistorik sanat deyince çoğu insanın aklına Lascaux, Chauvet, Altamira, El Castillo gibi ünlü mağaraların resimleri, Löwenmensch ya da Willendorf Venüsü gibi tanıtımı fevkalade başarılı yapılmış örnekler gelebilmektedir. 

Fakat tam bu nokta da değinmemiz gereken pek az bilinen fakat insanlık ve sanat tarihi için büyük derece önem arz eden örnekler. Blombos Mağarası’ndaki 70.000 ila 100.000 yıllık buluntular, İsrail’deki 280.000  yıllık Berekhat Ram ya da Fas’taki 400.000 yıllık Tan-Tan Heykelciği gibi sıra dışı parçalar…

Fakat bunlar arasından sıyrılan ve bilim dünyasında tartışmalara sebep veren eşsiz bir objemiz de bulunmakta…

Güney Afrika’nın Makapan Vadisi’nde yer alan ve içerisinde Australopitesen kalıntılarını da barındıran bir kireç taşı sahasının üçüncü seviye pembe taşlı kemik breşinden gün yüzüne çıkarılmış olan ve günümüzden yaklaşık 3.000.000 ila 2.500.000 milyon yıl öncesine ait olabileceği düşünülen Makapansgat Çakılı…

Objenin görsel özellikleri, her ne kadar bir yüzü ‘’Australopitesen’’ andırsa da üzerinde yapılan analizler hiçbir yapay müdahalenin olmadığını göstermekte…

Antropojenik özellikler taşımadığından ötürü bu parçayı sanat eseri olarak nitelendirmek pek mümkün olmasa da üzerinde durulması gereken ana nokta bu parçanın bir Australopitesen tarafından fark edilip yine bu sebepten ötürü yanında taşınmış olabileceğidir ki söz konusu durum bizlere hominidlerin sanat ve dilin gelişimi için gerekli olan sembolik düşünme kapasitelerine sahip olabileceklerini gösterir vaziyettedir.

Makapansgat Çakılı da bu haliyle sanatın uzun ve eşsiz hikayesinde yer bulan aktörlerden sadece birisi…

Bir Cevap Yazın