Yaratıcı Sanat, Yaratıcı Okumakla İlgili

Ümit Gezgin

Oğuz Demiralap‘ın kitabının ismi; “Hepinize Etkin Okumalar Dilerim”dir. Keza Akşit Göktürk‘ün de; “Okuma Uğraşı” deneme kitabı vardır ve bu her iki kitap da; “Yaratıcı Okuma” kavramı üzerinde durur. Giderek, bu yaratıcı okuma uğraşı ve olgusunu; “Gerçek, Yaratıcı Sanat”la da bağlarlar.

Gerçi, her iki yazarın da alanı, veya değindikleri konu, daha çok ‘yazın’, yani, ‘edebiyat’tır. Ama, biz bunu giderek plastik sanatların bütün alanları ve özellikle ‘resim sanatı’ ile de bağlantılı olarak değerlendirebiliriz.

Şöyle bir bakıldığında ülkemizde ressam demek, ciddi anlamda kitap okumayan insan demektir. Kısacası genelde ressamlar kitap okumazlar. Bunu plastik sanatların resimden heykele, fotoğraftan, özgünbaskı ve seramiğe kadar, bütün alanlarına yayabiliriz.

Bu alanların insanları maalesef kitap okuru değildir. Sanatsal kavramları derinlemesine bilmezler ve doğrusu neyin ne olduğunu da tam kavradıkları söylenemez. İşin tuhaf tarafı, plastik sanatlar alanında arzı endam eden ‘küratör’, ‘sanat yazarı’, ‘sanat eleştirmeni’, ‘galerici’, ‘müzayedeci’, ‘koleksiyoncu’ vb. gibi ‘sanat piyasası’nın aktörleri de; karanlıkta fili tarif etmenin ötesinde bir şey yapmazlar, yapamazlar; kitaba, okumaya uzak durmanın getirdiği ‘entel körlük’ten dolayı..

‘Entel körlük’ tam da, bizim plastik sanatlar alanını tarif eden bir sözcük. Plastik Sanatlar alanının bütün çeperlerinde bulunan herkes kendisini entel, bilge, yaratıcı, sanatçı; kısaca, üstün ve ayrıcalıklı vehmeder.. ama bu vehim, bir hayal, bir sanı ve kanı olmanın ötesinde kendisini taşıyacak ciddi donanım ve bilgiden yoksundur.

Edebiyat dünyasının tartıştığı, hiç değilse kendi cehaletlerini deşifre ederek, eleştirdiği yapılar; plastik sanatlar alanında yoktur. Bizim alanımızda ‘kör tuttuğunu öpüyor’.. anlayışı egemendir… Böylece cehalet, büyük kahramanlıklarla devam edip gidiyor, en önde duran, magazine konu olan, ‘piyasa’nın da önde gelen aktörü oluyor…

Evet, okumayla, kültürle, bilge insan olmak; hiç değilse araştırmacı bir kimlik geliştirmekle; yaratıcılık arasında doğrudan bağlantı var. Bunun plastik sanatlar dünyasının bütün aktörleri ne kadar farkında? Yayınlanan kitaplara, süreli yayınlara bakıldığında ne düzeyde olduğumuz ortaya çıkıyor. Yüzbinlerce liraya tablolar satılıyor da, elli liraya, yüz liraya kitap alıp okuma becerisi sergilenemiyor.

‘Yaratıcı Yazarlık’ gibi, ‘Yaratıcı Sanatçılık’, ‘Yaratıcı Okurluk’ da olmak zorunda.. Sıradanlığı aşabilmemiz için, ‘yaratıcı’ aşamaya geçilmesi, bu aşamaya geçmiş olanların statü ve gerçekliğinin bilinmesi ve ortamın buna göre yeniden konumlandırılması ve tartışılması gerekmektedir. Yoksa, edebiyat dünyasının içine düştüğü; ‘havanda su döğme’ gerçekliğine biz de düşebiliriz.. Veya, zaten çıkmadığımız o çukurdan, kendimizi kandırmaya devam ederek, hiç çıkamayabiliriz…

Bir Cevap Yazın