RUŞEN EŞREF YILMAZ Sergisini Ziyaret

Ümit Gezgin

Geçen hafta değerli yazar ve ressam Ruşen Eşref Yılmaz’ı Şehnaz Yalçın, Neşegül Ekinci ve Songül Ekinci ile birlikte sergisinde ziyaret ettik.

Prof. Dr. Şehnaz Yalçın ve Ruşen Eşref

Yoğun trafik vardı. Vapurlar da gidip gidip geliyordu, durmadan insan boşaltıyor, insan dolduruyordu yağlı ve havasız güvertelerine.. Genç müzisyenlerin çaldığı parçalar biraz olsun serinletiyordu insanları.

Ben vapurla geçmeyi kararlaştırmıştım; hocalar da metroyla geleceklerdi. İstanbul’da olabildiğince yeraltına inmemeyi, bütün seyahatlerimi İstanbul’u görerek, düşünerek ve yorumlayarak yapmaya çalışıyordum.

Yine öyle yaptım. Ruşen’e telefon ettim ve pazar pazar Kadıköy’den vapura bindim ve Eminönü telaş ve kalabalığına, yoğun sıcaklık ve ter içinde indim. Fotoğraf çektim, video çektim, eskiz çizdim. Oturduğum zaman uygun bir yere, çizdiklerimi renklendirir, diye düşünüyordum. Bu her zaman gerçekleşmiyordu ama, durmadan çizmemin neticesinde, yorumlamanın ve anlamanın rahatlığını yaşıyordum şehri..

Şehrin insanı değişken bir yapı içinde, bütün sosyal sınıflar ve nesiller karmaşasında telaş ve huzursuzlukla yaşamaya çalışır ve kaldırımlarda koşuştururken; ben zamanı, geçmişi ve geleceği bir arada yaşamak ve duyumsamak istiyordum. Salah Birsel‘in dediği gibi; yazarlar yazarı Ahmet Rasim‘den de bu yolda bayağı faydalanıyordum. Sadece ondan değil elbet, sevdiğim yazarlardan yine bir diğeri olan Hüseyin Rahmi‘den de…

SONUNDA BAĞIMSIZ SANAT VAKFI SANAT GALERİSİ’NDEYİM

Sallan yuvarlan sonunda ulaştım galeriye. Güzel, sevimli bir tarihi bina. Hemen Ankara Caddesi’ni çıkarken, yokuşun başında. Keskin güneşli, gölgelerin bile kavurduğu bir anda, galeriye ulaştım. Ruşen bir köşede oturmuş telefonuyla uğraşıyordu. Tokalaştık. Nasıl olduğunu, onu pazar pazar rahatsız ettiğimizi, Şehnaz hocaların da yolda olduğunu ve biraz sonra geleceklerini, söyledim.

Memnun kaldı. Ne demek, dedi. Pazarı mı olur, dedi sanatın. Sanat galerilerinin sürekli açık olmaları, gerektiğini söyledi. Müzelerin olmadığı bir toplumda, bir şehirde. Olsa bile işlemediği, insanları parasal olarak yolmayı hedefledikleri bir ortamda, galeriler, yani kimseden bir ücret almadan sanat hizmeti sunan, galerilerin, her zaman açık olması ve dışarıdaki insanların içeri girmesinin de teşvik edilmesi gerekmektedir.

Hocalar da sonunda geldi. Üç beşten sonra oturduk. Başta dereden tepeden, sonra sanattan konuştuk. Dertler, sorular, hayat, koşturmaca.. Ve sanat.. Resmin sorunları.. Resmi nasıl yaptığıyla ilgili sorular Ruşen Eşref’e..

TUTKUYLA RESİM YAPIYOR

Ruşen Eşref çok yönlü bir sanat insanı. Çevirmen, şair, ressam, hoca.. Hepsini de başarıyla sürdürüyor. Kazimir Malevich’in “Nesnesiz Yeryüzü” kitabını Almanca’dan çevirdi. Birçok kitabı var telif, çeviri olarak. Şiirlerinde özgün, yeni yaklaşımlar söz konusu. Düzyazıları derinlemesine bakışaçıları getiriyor. Resimler ise soyut dışavurumcu ve yorumcu doğa soyutlaması olarak karşımızda duruyor.

Seviyorum resim yapmayı, yazmaktan daha önemli benim için, diyor sanatçı. Yazarak değil, resimle daha çok kendimi ifade ettiğimi, düşünüyorum, diyor. Hemen her gün resim yapıyorum. Ama her gün yazı yazamazsın, özellikle şiir yazamazsın. Kelimelerin daha dar anlamlar ifade ettiğini, düşünüyorum, diyor sanatçı. Duygularımı anlatmada kelimeler kifayetsiz kalıyor, diyor. Renkler, biçimler beni daha iyi anlatıyor. Tutkuyla yapıyorum resimleri. Gecem gündüzüm resim oldu. Resim birinci planda benim için.

HER ZAMAN RESMİ DÜŞÜNÜYOR

Ressamların gitgide resmi, ressamlıklarını, yitirdiğini düşünüyor sanatçı. Profesyonelleşme adına kaybediyorlar resmi. Özellikle genç kuşak ressamları, resimle bağlarını hepten kopardılar. Tutku olmaktan çıktı onlar için, iş olmaya başladı. Ressam da tasarımcı oldu. Artık resim yapmaktan zevk almıyorlar.

Zevk almadan resim yapamadığını, resmin bir yaşam biçimi ve hayatı algılama modeli, kendini ifade etme yöntemi olduğunu, söylüyor Ruşen Eşref.

Birlikte fotoğraflar çekilirken, önümüzdeki sanat sezonunda Bağımsız Sanat Vakfı Sanat Galerisi’nde açmayı düşündüğümüz karma sergiler hakkında da konuştuk. Yeşil, mavi ağırlıklı soyutlamalarında sanatçı, hayatı algılama biçimini ve hayata karşı duyduğu istek ve heyecanı anlatıyor. Coşku benim için belirleyici ögelerden biri, diyor sanatçı.

Yanından ayrılırken sanatçının, en kısa sürede tekrar görüşmek üzere, dedik. Sanatla dolu dolu geçen birkaç saat o kadar besleyici olmuştu ki…

Bir Cevap Yazın