Oyuncu, yönetmen ve eleştirmen; Ragıp Ertuğrul 52 yaşında hayatını kaybetti. 

Oyuncu, yönetmen ve eleştirmen; Ragıp Ertuğrul 52 yaşında hayatını kaybetti. 

1970 doğumlu Ragıp Ertuğrul, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde İstatistik Bölümünden mezun oldu, yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümünde tamamladı.

Ragıp Ertuğrul

Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’nda 1988’de oyunculuğa başlayan Ertuğrul, 1999’da Sanat Çevresi dergisinde başladığı eleştiri yazılarına, Tiyatro… Tiyatro, Tempo, T24.com ve Vatan Gazetesinde devam etti.

Ertuğrul, 2011’de Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen 75. Yıl Cüneyt Gökçer Ödülleri’nde “Yılın En İyi Eleştirmeni” ödülüne layık görüldü.

UNESCO Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin Türkiye Merkezi Başkanlığı görevini 2015’ten itibaren üstlenen Ertuğrul, 2017’de Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (International Association of Theatre Critics-IATC) Yönetim Kurulu’na seçildi.

Oyuncu, yönetmen ve eleştirmen Ertuğrul, tiyatro oyuncusu Dilek Türker’in yaşam öyküsünden hareketle “Soytariçe” adlı anlatı-romanı 2016’da okuyucuyla buluşturdu. REST Tiyatro’yu 2018’de kuran sanatçı, Türkiye prömiyeri yapan ilk prodüksiyonu Milan Kundera‘nın “Jacques ile Efendisi” eseriyle Ekin Yazın Dostları’nın “Yılın Yönetmeni” ödülünü kazandı.

Ragıp Ertuğrul, 2019-2020 sezonunda Joel Pommerat’nın “Tüccarlar” adlı oyununu sahneye koydu.

Ragıp Ertuğrul bir süredir lenf kanseri ile mücadele ediyordu. Yaklaşık bir aydır Marmara Üniversitesi Pendik Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda yatan Ragıp Ertuğrul için geçtiğimiz günlerde yapılan kan bağışı çağrısı birçok ünlü isim tarafından sosyal medyada paylaşılmıştı.

Tiyatro Sanatçısı; NEDİM SABAN’IN, RAGIP ERTUĞRUL’UN ardından yazısı:

“Eleştirmenler Birliği Başkanı Ragıp Ertuğrul’u ne yazık ki çok genç yaşta kaybettik bu sabah. Çok ters düşmüştük son zamanlarda, ama her şey tiyatro içindi.

Aslında aynı görüşteydik belki de, ama farklı çözüm yöntemlerine inanıyorduk. En büyük çatışma da buradan çıkıyordu, çünkü aynı görüşe sahip olmamız gerektiğini düşünüyorduk bilinçaltında.

Neyse ki bu illet hastalık onu tam vurmadan konuştuk, yazıştık. Belki kırgın ayrıldı bana, belki af etti, ama kavgamın asla kişisel olmadığını biliyordu.. bundan eminim.

Ragıp, ortak arkadaşımız Umut’un hem de salgın döneminin en yoğun zamanında ölümünde çok destek olmuştu.

Hiç hastalanmamasını, ama hastalandığı zaman da aynı desteği sağlayabilecek büyük bir yüreğe sahip olmayı çok isterdim. Gökay, Gizem her an yanındaymış.

Sevgili Dilek Türker, Gül Göker de elinden geleni yaptı büyük bir vefa ve dostlukla.

Son bir aydır her sabah Ragıp’ı düşünerek ve son üç gündür de ne yazık ki ölüm haberine kendimi alıştırarak uyandım. Burada olmasını, arada kimse olmadan sıkı sıkı kavga edebilecek güçte olmasını, kavga ederek değişim sağlanabileceğine inanacak olmasını çok isterdim.

Galiba ben de tiyatro kavgalarının dünyayı değiştirebileceği konusunda inancımı yitirdiğim için, sanatın ölümle kavgasına bir daha yenik düştüm.

Bu da bir biçimde yaşarken ölmek değil mi?”

Bir Cevap Yazın