Kurbağalıdere’de Yaz

Ümit Gezgin

Tarihsel bir dere Kurbağalıdere.. Çevresinde her zaman tarihi köşklerin olduğu, zamanında günümüzdekinden daha geniş, daha yeşil ve temiz bir dere olarak, çoğu zaman mesire yeri olarak da insanlar tarafından kullanılmış.

Güzellikler diyarı Kurbağalıdere.. Halil Paşa kıyısında resim sehpasını kurarak, Hikmet Onat ve Vecih Bereketoğlu gibi resimler yapmış. O anlamda güzelliğin ve estetiğin en kıymetli mekanı olarak da sanat için tarihteki yerini almış.

Şimdilerde çevre düzenlemesiyle birlikte ıslah edilmiş olsa bile, düdük gibi bir hale geldi. Motorların, bisikletlerin, skooterların hoyrat hareketi, yayaların özgürce adım atışlarını ve çevresinde derenin güzelliğini görerek yürümelerini ve hatta koşmalarını engelliyor.

Hele kayıklar, motorlar, yelkenliler, kotralar.. irili ufaklı deniz araçları öylesine istila etmiş vaziyette ki Kurbağalıdere’yi.. adeta suyunu, güzelliğini göremez oluyorsunuz…

Bir zamanlar Kurbağalıdere’nin yanından geçilemiyordu. Koku.. pis kokular dört bir yana yayılıyor, burnunuzu tıkıyordunuz. Lağım gibi kokan bu derede kurbağa bir kenara, herhangi bir canlının dahi yaşaması söz konusu olamazdı.

Binalar azken, çevre yeşilliklerle kaplıyken, elbet dere de gürül gürül akıyor, yeşilliklere boğulmuş tazeliğinde, köşklerle birlikte bir bütünlük oluşturuyor; doğal olarak da ressamlar için aynı zamanda bir cazibe merkezi de teşkil ediyordu.

Hikmet Onat’ından, Halil Paşa ve Vecih Bereketoğlu’na.. daha nice ressamına kadar birçok sanatçı, onun eteklerinde tezgahlarını açıyorlar ve en güzel resimlerini yapıyorlardı.

Vecih Bereketoğlu

Sonra sonra sanayi atıklarıyla kirlendi dere.. Yapılaşma ve kirli atıklarla şişti, çamurlaştı, pisleşti ve akmaz oldu. Uzun yıllar bu bakımsızlıkla birlikte hem görüntüsünü hem de anlamını yitirdi. Çevresindeki köşkler de nasibini aldı bu çürüme, kokuşma ve yalnızlaşmadan..

Yıkıldı, dağıldı köşkler de.. Bazıları yakıldı ve yerine betonarme sevimsiz apartmanlar veya beton iki katlı evler yapıldı. Kurbağalıdere, lağımlı dere oldu.

Şimdilerde güzel, uyumlu, eski zindeliğine modernleşerek kavuştu.. Ama yine de bazı eksiklikleri var ki ressamlar gelmiyorlar resim çizmeye..

İnsandan ziyade teknelere, motor ve bisikletlere ait gibi duruyor. Sevimli pek bir özelliği kalmadı. İçi park, çevresi gezi yolu oldu…

Hikmet Onat

Çoğu kere yolum Kurbağalıdere kenarına düşer. Fotoğraflar çeker, resimler çizer, geçmiş usta ressamların, dereyle özdeşleşen, bütünleşen ve anlamlı fırçalar doğuran tablolarını gözümün önüne getirir, internetten tekrar tekrar bakarım o dereyi, o eski ve güzel günlerini canlandıran resimlerine…

Şimdilerde dere dere olmaktan çıktı. Basit bir su yoluna dönüştü. Bisiklet, motor yollarıyla da hepten sanattan, insandan kopardılar Kurbağalıdere’yi..

Estetik bilmez, güzellikten anlamaz insanların kör bakışlarıyla ne güzel günlerine dönebildi dere, ne de anlamlı bir bütünü oluşturacak gelecek inşa edebildi…

Bir Cevap Yazın