“YETKİN DİKİNCİLER’LE SÖYLEŞİ”

Nusret Karaca

….

(İstanbul Kadıköy Lisesi)

Nisan 2008

Kadıköy Kız Lisesi(Şimdiki İstanbul Kadıköy Lisesi) Geleneksel Kültür ve Sanat Şenliği.

Tarihi Mahmut Muhtar Paşa Köşkü’nün de içinde bulunduğu bu görkemli mekanın Konferans Salonu.

300 öğrenci yanında, öğretmenler ve konukların olduğu salonda gerçek bir emekçi. Çalışkan, üretken olduğunu bildiğimiz ancak bir duygu adamı olduğunu da karşılaştığımızda hissettiğimiz, gönülleri fetheden

Yetkin Dikinciler.

Balkonda içilen çaylar, pansiyonlu öğrencilerle yenilen yemek, köşk önünde aile birliği ve öğretmenlerle çekilen hatıra fotoğrafı.

Simdi geride, kendisiyle konferans salonunda yaptığım söyleşiden belleğimde, belleklerimizde kalanları burada yeniden paylaşmak istedim.

Yaşanmışlık içinde iz bırakan öyle güzel an’lar var ki bu kurumda.

Unutmamak ve anımsamak, anımsatmak gerekli.

Sanata, yaşama dair süre elverdiğince sımsıcak bir söyleşi.

İşte Yetkin Dikinciler’in bizlerle paylaştıkları’ndan bir demet…

*Nusret Karaca bana bir mesaj çekmiş. “Kasım’dan beri sizden randevu istiyorum. Ne olur, sizi öğrencilerimle buluşturmayı, onların sizle söyleşmesini çok istiyorum.” derken, sanki “Geleceksen gel artık!” diyordu.”

..

*Üç yıl tiyatro oynama coşkum, yaratma sevincim vardı. O sevinci korudum.”

*Yıldız Kenter’den dersler aldım

Orhan Veli’den şiirler okudum. Celal Kadri felsefe’nin benim için durağan olduğunu söyledi. Enerjinle bunu birleştir dedi.

Ardından” Tiyatro’yu düşünür müsün? “diye sorduğunda “Düşündüğüm için buradayım.” yanıtını verdim. O meğer meslek olarak önermiş bana.

*Felsefe’nin vaıoluşla ve yaşamla ilgili sorduğu soruların yanıtlarını tiyatro’da buldum.

*Oyunculuk naif bir şey. Tereciye tere satmak gibi. Kendimi öykünün içindeki karakterlerde buluyorum. Ancak o karakterlere uymuyorum, hep öyle yaşamıyorum.

*Hep kaf dağı’nın ardını ararız ama, Kaf dağı’nın ardındaki bizleriz aslında.

*Dünya’nın en güzel coğrafyası’nda yaşıyoruz. Bu önemli.

*Eğitim kurumları’nda eğitimciler öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkmasında önemli roller üstlenirler.

*Hayatım oyunculuk diyemem. Çünkü oyunculuk bitince hayat da biter. Çünkü yaşanacak çok şeyler var.

*Babam ve Oğlum’u ülke sorunlarına sırtını dönmemiş bir film olarak görüyorum. “Ulak ise bir masal.

****

Evet. Güzel ve anlamlı bir gündü. Bitiminde kendisine çıkış kapısına kadar yolcu ederken, yüzünde bir devlet okulunda sanata ,sanatçıya, sanatsal etkinliklere öne em verenlerin olmasından duyduğu mutluluğu hissettim. Son olarak beni çok gururlandıran, onurlandıran bir sözle uzaklaştı arabasına binerek…

O da bende kalsın! Ancak konferans salonundaki söyleşinin sonunda

“Eğitim dört duvar arasına sıkışır mı?” soruma verdiği yanıtı da burada sizlerle paylaşayım.

*Eğitim duvarları yıkmaktır.

Bir Cevap Yazın