VEDAT GÜNYOL: “Kendimce Denemeler’i Bekliyorum”

Nusret Karaca

“Hocam” diye seslendi kapıdaki güvenlik görevlisi. “Size bir not var” Teşekkür ederek elime tutuşturulan notu okumadan (ne denli doğru bilemem) ceketimin cebine koyup dersim olan sınıfa doğru hızlı adımlarla ilerledim.

Mehmet Başaran, Ulviye Alpay, Vedat Günyol, Nusret Karaca, Tekin Gönenç(2001 Kadıköy Kız Lisesi-Şimdiki İstanbul Kadıköy Lisesi Kültür Sanat Etkinlikleri/Moda Mahmut Muhtar Paşa Köşkü)

Zil çalıp ders arası olduğunda notu çıkarıp okudum. Şefika Keskin adlı bir meslektaşım beni bir TV programına çağırıyordu. Kadıköy’de çeşitli etkinliklere katılan ve bu etkinliklerin sunucusu pırıl pırıl bir müzik öğretmeni. Bir eğitimci. Sanata gönül vermiş bir meslektaşım. Davetini kabul ettim.

……

Vedat Günyol, Nusret Karaca(Bostancı Hatay Restoran Edebiyat Toplantıları, 1998

Maltepe Üniversitesinin Marmara Eğitim Kurumlarının TV Stüdyosunda Marmara TV’nin konuğuydum. Ve de bu kurumun kucak açtığı ünlü edebiyatçımız Vedat Günyol’un konuğu.

Kurum bir oda vermiş Sayın Günyol’a. İçinde rahatça yaşamını sürdürebileceği bir de daire tutmuş. Vedat Günyol da kitaplarını armağan etmiş kuruma. Adına bir kitaplık kurulmuş: Vedat Günyol Kitaplığı.

TV Çekimleri tamamlandıktan sonra uzun süredir rahatsızlığı nedeniyle evden çıkamayan Sayın Vedat Günyol’un davetsiz konuğuydum.

Kapıyı bir bayan açtı. Vedat Günyol’u sordum. “İçeride yatıyor” dedi. “O zaman rahatsız olmasın. Ben gideyim. Uyusun” diye karşılık verdim. “ Hayır uyumuyor” diyerek içeri girmemi istedi. Odasına girdim, ceketini giymiş yatağında oturur buldum değerli ağabeyimi. “Hoş geldin” dedi. “Hoş bulduk ağabey” diye karşılık verdim. Oturdum. Gülümsüyordu. Öylesine söyleştik bir solukta;

+Nasılsınız?

-Teşekkür ediyorum. Gördüğün gibi belden yukarısı iyi.

+Fakat iyi gördüm sizi. Yürüyebiliyor musunuz?

-Evet.

+Belleğiniz iyi.

-İyi, iyi.. Ancak bazen unutuyorum. Bak şu sehpa üzerinde kitaplar var ya kaç zamandır bulamıyordum. Tesadüfen bir yerden çıktı. Ben de temize çıktım. Kaybettiğimi söylüyorlardı. Şimdi belki seni bile tanımadım. (Gülüşüyoruz)

+Beni bir çekim için davet etmişlerdi. Sizi görmeden gidemedim.

-Teşekkür ediyorum.

+Başka konuklar gelecek galiba.

-Evet . Bir öğretmen, öğrencilerini getirecek.

+Çok güzel… Yeni çalışmalar var mı?

– Çok uzun zamandır, denemelerimi topladığım bir yapıt var. Onun basıldığını, daha doğrusu basılmakta olduğunu öğrendim. 4 yıl bir yayınevinde, 15 yıl başka yayın evinde takıldı. Piyasaya çıkacağına sevindim.

+Sizin ve okurlarınızın adına ben de sevindim. Adı nedir?

– Kendimce Denemeler.

+Gazetelerde, dergilerde yazmaya devam ediyorsunuz. Bu sağlıklı olduğunuzu gösterir.

-En önemli sağlık. Akıl sağlığı.

+Hem dinç hem az kilolu hem esprili bir kişiliğiniz var. Kurumda herkes sizi seviyor. Az önce sizden bahsettik.

-Bak bak ardımdan konuşuyorlar.

Konuşmanın ortasında evdeki bayanlardan biri odaya girdi. Sehpanın üzerindeki yiyeceği aldı.

-Gördün mü bak. Yiyeceğim diye korkuyor. Ben biraz aksi adamım galiba. Şu kitapları da götürecekler bir poşet bulayım.

+Ben vereyim.

-O biraz hışırtılı.

+Kızımın giysi poşetiydi. Şimdi Vedat Günyol’un kitaplarını taşıyacak.

Gülüşüyoruz.

O sırada kapı zili çalıyor. Bir eğitimci arkadaş öğrencilerle giriyor odaya. Bir de kamera getirmişler. Ben de bu arada görüntüde yer alıyorum. Davetsiz konuk, davetsiz rol alıyor amatörce çekilen bu belgeselde. Usta çalışma odasına giriyor yeni konuklarla. Ben izin istiyorum. “Bir isteğiniz var mı?” diye sorduğumda şu karşılığı alıyorum. “Benim gibi olma?” “Nasıl yani, yazmayayım mı?”

Tekrar gülüşüyoruz. Ben ayrılıyorum.

……

Vedat Günyol 2001 yılındaki etkinliklerinde Kadıköy Kız Lisesinin onur konuğuydu. Kürsüden şöyle seslenmişti öğrencilere: “Ben onur konuğu değilim, olsam olsam onurlandırılan bir konuğum”.

Vedat Günyol neden çok seviliyor?

Yukarıdaki sözler ve yüzünden hiç eksilmeyen gülümseme bunun yanıtı…

Fazla söze gerek var mı?

..

.

(×)Sanat Yaprağı/MART 2011

Not: Söyleşi sohbet sırasında doğaçlama gerçekleşti. Görüşme sırasında belleğimde kalanları aynı gün Bostancı İstasyon Çay Bahçesi’nde kağıda döktüm ve yalnızca bir kere M.Tanju Akerman‘ın “Sanat Yaprağı” dergisinde yayınladım. O yüzden çok bilinmeyenler arasında. Yaşamını yitirmeden son söyleşilerinden. Anısına ve bir vefa olarak!

Bir Cevap Yazın