Tarihi Yapıların Yanında

Ümit Gezgin

Geçmişi olduğu kadar, geleceği ve insanı da canlandırıyor, anlatıyor tarihi yapılar. Yaşanmışlıklar gizli içlerinde. Binaların kendileri, merdivenleri, avizeleri, pencereleri.. özellikle o eski zaman köşklerinin tarzları, stilleri.. Hepsi birer insan hazinesi, tarih ve sanat olarak hazine.. Bizlere geçmişi hatırlattığı kadar aynı zamanda farklı karakterleri, acıları, anıları ve farklı yaşanmışlıkları, giderek rüyaları, düşünceleri, tutkuları.. hatta entrikaları hatırlatıyorlar…

Tarihi yapılar.. ister köşk, ister cami, çeşme veya herhangi bir yapı olsun.. Yapanı yaptıranı ve içinde yaşayanı birlikte düşünüyor, onların hayallerini, tasarılarını ve düşlerini.. bu düş-düşünce sahibi insanların kendilerini düşünmeye çalışıyorum.

Abdülhamit‘in terzisi olan, aynı zamanda, zamanın tüccar-terzi kategorisindeki Jean Botter köşkü.. Her önünden geçişimde fotoğraflarını çektiğim bir köşktür.. Yanındaki de kızının köşküdür. İki kızı daha varmış Botter’in, onlara da köşk yaptırmış.. Ama onların yerinde şimdi apartmanlar yükseliyor..

jean Botter ilginç bir kişilik. Beyoğlu’nda kışlık evi, buradaki, eşi ve kendisi için, sonra kızları için de ayrı ayrı dört tane köşk inşa ettiriyor.. Her bir köşk de yine farklı stillerde yaptırılıyor. Kızı Louisa için yaptırdığı ve şimdilerde cafe-lokanta olarak işletilen köşk ayakta ve Botter’in ana köşkünün hemen yanında.. diğer iki köşk yok edilerek, yerlerine apartmanlar yapılmış.. Nasıl yok edildiği meçhul.. İki kızı; Marie ve Josephine‘nin köşkleri, yok edilenler.. Botter’in akrabaları var mı, yaşıyor mu? Neredeler.. bilmiyoruz…

Josephine ili ilgili şöyle bir bilgi var; kocası avukat.. 1929 yılında köşkü satarak İngiltere’ye göç ediyorlar. Köşk, 1981 yılında da her ne hikmetse bir gece yanıyor… Josephine’nin köşkünün sahipleri arasında; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Hamdullah Suphi ve Dahiliye Vekili Şükrü Kaya var.. Bu köşkün kalması, korunması ve bütün iş dizayn ve eşyalarıyla tarihe tanıklık etmesi.. hatta müze olması gerekirdi.. Ama çıkar hırsı, para kazanma iştahı.. insanların gözlerini ve vicdanlarını kör ettiği için.. ne ata mirasını tanıyorlar, ne tarihsel mirası, ne de sanatsal, dini mirası.. her şeyi yok ediyorlar… Ama bunlara izin vermemek, cezaiyi müeyyidelerle önlemler almak gerekiyordu.. Elbet te bundan sonra da bu önlemleri ciddi bir şekilde alınmak zorundadır…

Dördüncü köşk ise, Botter’in diğer kızı, Marie Botter‘e aitti. Kagir bir kürsü katı üzerine üç kat ahşap bir yapıymış. Köşkün kapı ve pencerelerinde kurt başı arması varmış. Ayrıca köşkün çok şık bir kulesi mevcutmuş. Marie Botter, İngiliz Smith Lyte ile evliymiş.. Adam neyin nesi bilmiyoruz. Bir de bunların çocukları oldu mu, anılarını yazdılar mı? Fotoğraflar, belgeler neredeler.. bilmiyoruz.. Tarihimiz ellerimizin altından kayıp gitmiş… Köşklerin bazıları dursa bile tarihleri yok ortada, yaşanmışlıkları yok… Kimsenin de umrunda değil…

Bu yapının bahçesinde insan boyunda mitolojik heykeller varmış. Köşk sebepsiz yere yıkılıp, rant kapısı olan apartman yapılmış.. Oh, ne ala…

Köşklerin önünden geçerken içim bu yüzden cız.. ediyor. Olacak şey değil çünkü.. Tarihi miras göz göre göre yok edilip, yerlerine tarihsiz, kimliksiz binalar yapılmış.. Şimdi onlar da yıkılıp daha yüksek binalar yapılıyor..

Tarihi yapılar.. Kimliğimizin bir parçası.. Onlar olmadan bizler de olamayız ve yeni nesillerin geleceği kurması için de onlara ihtiyacımız var…

Bir Cevap Yazın