Kitaplar ve Hayat: Meyyale Romanı Üzerine

Ümit Gezgin

Kitaplar bize her zaman yol gösterir. Aydınlatır ve bizi geleceğe taşır. Kitap okuyan toplumlar sorunlarını daha kolay çözerler. Ve daha düzeyli bir toplum oluşturmanın gayreti içinde bulunurlar.

Kitap okuma oranlarının yüksek olduğu toplumlar teknoloji alanında da ileriye gitmiş toplumlar olarak karşımıza çıkıyor. Ben de toplum içinde kitap okuyanları görünce mutlu oluyorum.

Birçok kitabı yanımda taşıyorum sürekli okuyabilmek için. Bugün de yine sahaflardan usta gazeteci-yazar Hıfzı Topuz’un kitaplarından biri olan; Meyyale’yi aldım ve hemen okumaya başladım. Zaten birçok kitabı okuyordum; onlardan biri yine yakın zamanda aldığım; Yuval Noah Hararı’nın; Sapiens kitabı. O da tarihten günümüze insan türünün tarihini anlatan bir kitap. Ben elbet orada da sanatın gizli sırlarını ve şifrelerini arıyorum.

Keza bu sır ve şifreleri Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak kitabında da arıyorum. Ama ilk önce Meyyale’yi anlatmak, anlamak ve onun sırlarına ermek istiyorum.

Hıfzı Topuz; sandıklardan çıkardığı bilgi ve belgeler ve fotoğraflarla oluşturduğu bu Meyyale kitabında, aslında, Kafkasya’dan, Rusların soykırım ve sürgününden kaçan insanlardan biri olan, bir kızcağızın tarihi.. Aynı zamanda bütün Kafkas insanlarının da trajedisi olarak da düşünülmeli.. Kafkasya’dan, Balkanlar’dan nice insan, soykırım ve sürgünle karşı karşıya kalmış ve Kırım da dahil olmak üzere bir zamanların Osmanlı coğrafyası olan yerlerden yüzbinlerce insan, Anadolu topraklarına sığınmışlardır.

Çerkeslerin Ubıh koluna mensup Meyyale’nin hikayesi üzerine kurulu roman. Ama aynı zamanda, o dönem bürokrasisi, İstanbul’u, saraylar ve konaklar da canlı sahnelerde satırlara taşınıyor.

Meyyale ilk önce besteci Nevres Paşa’yla evleniyor, onun vefatından sonra, Vezir Hasan Hilmi Paşa ile evlenmiştir. Bu evliliklerin merkezinde aynı zamanda cariyelerin, haremağalarının çileleri, dramları ve hayatları da romanın içinde arzı endam ediyor.

Keza yine Hıfzı Topuz tarafından Pertevniyal Valide Sultan‘ın anıları da ortaya çıkarılıyor ve romanın içinde değerlendiriliyor.

Kitaptan: “1857 yılında İstanbul’da bir sonbahar sabahı. Yılın ilk yağmurları yağdıktan sonra havalar serinlemiş. Gökyüzü parça parça bulutlu. Boğaz kıyılarında tatlı bir rüzgar esiyor. Ağaçların yaprakları kızarmış. Korular pas rengine bürünmüş. Karadeniz’den balıkçı tekneleri dönüyor. Kayıkçılar Üsküdar’dan Beşiktaş’a, oradan da Sirkeci’ye yolcu taşıyorlar.”

Kitaplar yol göstericidir, insanı derinleştirir, olgunlaştırır. Güzelliğin de aynı zamanda kaynağıdır.

Bir Cevap Yazın