“Şahmeran Heykelleri” Çocukları Korkutuyor!..

Ümit Gezgin

İstanbul Belediyesi’nin 7 milyon lira vererek finanse ettiği, küratörlüğünü sanattan ne kadar anladığı tartışmaya açılması gereken; Markus Craft’ın yaptığı “Şahmeran Heykelleri”, hangi kriterlere göre seçildiği, içlerinde kimin ne kadar sanatçı olduğu ve olmadığı meçhul 34 kişinin, sanayi üretimiyle ortaya çıkmış olan, korku unsuru “Şahmeran” (yılan kadın) tasarımları, boyanarak, şehrin muhtelif yerlerine konuldu..

Şehrin konulacağı yerlerin de, bu süper kahraman, küratör ve her şeyi bilen, sanat uzmanı küratör Craft tarafından mı seçilip seçilmediği belli değil.. Bir kurul var da işleri o mu yürütüyor, o da belli değil.. Ama o kadar abidik gubidik yerlere konulmuş şahmeran heykelleri gördüm ki, gülmekten katılmamak mümkün olmadı.. Kıyıya, köşeye, kimsenin görmeyeceği yerlere bile konulmuş heykeller var. (Bunlara heykel demeye de dilim varmıyor ya.. neyse…)

Ben işin orasında değilim aslında. Yedi milyon liranın çarçur edilmesi de başka bir mesele.. Onun yanında bu heykellerin çocukları fena halde ürküttüğü.. ne idüğü belirsiz, korku saçan bu canavar heykellerin, çocukların korkulu rüyası olduğunu, gözlemledim…

Geçenlerde Bağdat Caddesi’nde yürüyorum, bu heykellerin birinin karşısında bir kız çocuğu iki eliyle gözlerini kapatmış, “Korkuyorum anne! Korkuyorum anne!..” diye hüngür hüngür ağlıyordu.. Allah Allah!. dedim içimden. Neden bu çocukcağız böyle hıçkıra hıçkıra ağlıyor..

Dikkatlice bakınca.. evet, bu şahmeran heykelleri masum yüzlü korkunç yılan kadın canavarlardı.. Çocuklar o içten sezgileriyle, bunların anlamını seziyor ve ne derece korku kaynağı olduğunu görüyorlardı. Birkaç eş dosttan da çocuklar için kabus olduğunu öğrenmem bu “ayaklı yılanların” ne derece kabus üreten, çocukları korkutan, kamusal alanda bütün çocuklara açık bu yılan heykel canavarların gelecek nesli çürüten, ruh dünyalarını mahveden nesneler olarak varlık kazanmaları doğrusu moralimi iyisinden bozmuştu.

İnek heykelleri güzelliğin sembolüydü. Bunlar ise korku sembolü.. Özellikle çocukları mahvediyor, düşlerine girip karabasan oluyor, ürkütüyor, ağlatıyor, kişiliklerini dejenere ediyor ve onları yalnızlaştırıp, korunmasız bırakıyor.. Bu sanat cevvali, uzmanı ve bilge kişisi(!) Marcus Carft bunları maiyetiyle birlikte düşünemedi mi?.. Ya onlar düşünemedi, bu projenin içinde yer alıp, para alan sanatçılar bunun farkında değiller miydi?.. Kimse kamusal alanlarda çocukları düşünmedi mi?.. Veya, neyi düşünerek katıldılar bu projeye?..

Bu projenin gerçek amacı nedir?. Kız çocuklarının okutulması olgusunun bir yalan olduğu böylece ortaya çıkmıyor mu?.. Korkutarak, ürküterek, ağlatarak, karabasan haline gelerek mi yapacaksınız bunları? Buna sponsor olan, destek olan, alkışlayan, velhasıl buna el veren herkes bunun sorumluluğunun altındadır.. Bunlara cevap vermek durumundadırlar…

Bir Cevap Yazın