ANTİPHELLOS(HABESOS/KAŞ) VE ÇEVRESİ

Nusret Karaca

Tarih ve Doğa Gezi Yazıları

“Nerede olursam olayım kalem ve kağıtla kucaklaşmak benim için ayrı bir tad” Belli aralıklarla gittiğim KAŞ’a Ağustos 2017’den sonra Temmuz 2021 de yine bir yolculuk..

Önceden yazdığım metne ekleyiverdim yeni gözlemlerimi.. Tarihe bir not daha…

….

Büyük kentlerin bizleri kucaklayan sosyal ve kültürel-sanatsal etkinlikleri dışında kargaşasından sıyrılıp, pandemi döneminde kısıtlamalar kalkınca dingin bir mekanda doğayla kucaklaşmak ihtiyacı, 2017 Ağustos’un da olduğu gibi 2021 Temmuz ayı’nda  Khalkedon’dan (Kadıköy) Habesos’a (Kaş) yine bir yolculuğa sürükledi bizleri.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi belli aralıklarla gittiğimiz Akdeniz’in billur mavisi sularıyla kucaklaşan, altın sarısı kumsalları, güneşi ve kendine özgü gizemi cennete çevirdiği söylenen Habesos…Eğitimci, yazar, hele bir de tarihçi olduğunuzda, kalem ve kağıt yaşamınızın bir parçasıysa, tarih bilgisinin yalnızca sınıflardaki dersler ve test sınavlarıyla ile sınırlı olmadığına inanıyorsanız, tarihe not düşmeden edemezsiniz, tatilde bile…

Kaş, Toros Dağları’nın kucağındaki Antalya’nın bir ilçesi, Likya bölgesinin önemli bir bölümü… Arkeolojik bulgular, yerleşim yerinin yani bu antik kentin en eski adının Habesos olduğunu kanıtlıyor. Antik kent, tarihte “Antiphellos” adı ile anılmış. Karia ve Likya bölgeleri arasında bağlantıyı sağlayan yolların bir kesişme noktasında bulunuyor. Aynı zamanda bir ticaret limanı…

Makedonya Kralı Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında kralın egemenliği altına girmiş olan Habesos, İskender’den sonra Ptolemaios ve Selevkoslar arasında el değiştirmiş, Roma döneminde önem kazanmış. Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuş, Arap saldırılarına uğramış, daha sonra ise Anadolu Selçuklu topraklarına katılarak “Andifli” adını almış. Devletin yıkılmasından sonra Tekeoğulları yönetimi ele geçirmiş, Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı topraklarına katılmış.

Cumhuriyet döneminde yaşayanları büyüleyen Habesos, estetik coğrafyasından alınan ilham ile “Kaş” adı ile tanımlanmış. Böyle bir mekanda tarihle ve doğayla kucaklaşmak ve sonrasında Khalkedon’a bir Kaş yazısı getirmeden olmazdı. Ve gelirken Kaş’ın beldesi Kalkan, yani Kalamaki’deki mimari yapıları, kral mezarlarını, yat limanını, mağaraları görmeden ve anımsatmadan bu yazı tamamlanmazdı.

Ben de öyle yaptım ve bu notları düştüm. Ve de KASTELLORİZO ‘yu da geçmeden.

En yakın Yunan adası Rodos’a 72 deniz mili uzakta Kastellorizo (Meis..Megiste)

Ve de KASTELLORİZO ‘yu da geçmeden…

Kaş’a 20 dk. uzaklıkta

Feribotla gitmiştik 2017 yazında. bir grup yerli ve yabancı turistle…ada esnafı ile kurduğumuz diyalog, Adonis’in teknesiyle Saint George koyu, Vagelis’in mekanında” Carettalar” ve “Vagelis” ile çekilen fotoğraflar, yenilen balık ve kalamar.. motor yolculuğu kalmış belleğimde.

2.Dünya Savaşı nedeniyle oradan göç eden Avusturalya halkından adaya ziyarete gelenlerin olduğu bilgisini edinmiştim daha önce…İtalya’dan da…Türk ve Yunan halkının da adaya ilgisi fazla. Bu aralar pandemi nedeniyle bir süre dış turizm’e kapalı bilgisini aldık. %80’i kayalık olan Meis’te yerleşik halkın sayısı oldukça az. Otel ve pansiyonlar yaz mevsiminde dolu.. Mimari ise. “Bir ressamın özenerek yaptığı enfes bir tablo” gibi.

Bugünlük bunları toparlayabildim eski, yeni notlarımdan.

Yine boş geçmedik böylece!

“Kaş Belediyesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile araştırma metinleri için katkı sağlayan Serap Şahin Durmuş‘a teşekkürler…”

Ve…

HABESOS’tan SİMENA’ya (KALEKÖY) e YOLCULUK..LİKYA..

Yazmadan gezmek yok…Devam….

16 Ağustos 2017’den..

31 Temmuz 2021’e.

……

Kaş (Habesos) çıkışı..

4 yıl aradan sonra.

……

Kaş ile Demre arası Likya Antik Kenti..

Kaş ve çevresindeki gezilerimiz sürüyor. Demokrasi’nin ilk görüldüğü Likya.. Bir çok kez istilalara uğramış, iki yangın, iki deprem, iki toplu intihar yaşanmış LİKYA…

Bir birlik olamamış, Hititlerle yakınlığı olan, daha sonra bölgede hakimiyeti sonrası geçimini ticaret ve korsanlıkla sağlayan, 50 şehir devletinin güçleri oranında temsilcilerini “PATARA”daki meclise gönderen LİKYA

Yolculuğumuz mezarlar, kiliseler, anforalar arasında sürüyor..Batıkkent..Arada yüzme molası…

Kekova adası Akdeniz’deki tek Türk adası. Eskiden ana karaya bağlıyken bir deprem sonrası çökme ve BATIKKENT.

Ada önce İtalyanların elindeyken 1932’deki bir ikili antlaşmayla Türkiye’ye bırakılmış.

…..

Sıradaki durağımız SİMENA(Kaleköy)

…..

Kaleköy, tarihi adıyla (Simena) Antik Kenti, tarih, doğa ve deniz’in kucaklaştığı cennet bir yaşam alanı.

Kaleköy, Antalya’nın Demre ilçesine bağlı Üçağız köyünde bulunuyor. Kaleköy çevrede “yeryüzündeki cennet” olarak tanınıyor. Kaleköy, yıllara meydan okuyan lahitleri ve muhteşem doğasıyla yerli, yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekiyor. Yatların “olmazsa olmazı” Yaz aylarında yat turlarının vazgeçilmezi Kaleköy

Kaleköy, tarihi adıyla Simena Antik Kenti karayolu bağlantısı olmayan yerleşim yeri. Kaleköy ziyaretçilerini denizin içindeki Likya lahdi ile karşılıyor. Mavi yolculuğa çıkan Akdeniz tutkunları, Kaleköy’e uğramadan geçmiyor. Denizden 300 metre yükseklikteki Ortaçağ kalesine taş merdivenlerden, dar sokaklardan yürüyerek çıkılabiliyor. Tepede dalgalanan Türk bayrağı, adeta binlerce yıllık tarihi zenginliği ve doğal güzellikleri ile gelen geçeni selamlıyor.

Kaleden aşağı bakıldığında, Batık Kent ve doğal bir liman olan Üçağız köyü, denizin içindeki adalar, muhteşem güzelliğin parçalarını oluşturuyor.

Kalenin içinde küçük bir Roma tiyatrosu yer alıyor. Aşağısındaki onlarca lahit aynı sağlamlığıyla duruyor.

Birinci derecede tarihi ve doğal sit alanı olan Kaleköy’de yapılaşmaya izin yok. Köyde taş evlerden oluşan pansiyonlar var.  Burada tatil yapmak isteyenlerin önceden yer ayırtmaları gerekiyor. Genelde günübirlik geziler yoğun. Kaleköy, sakinlik arayanlar ve dinlenmek isteyenler için önerilecek bir adres.

Araştırmalarımda tuttuğum notlarda şöyle bir bilgiye ulaştım.(Pembe nar’dan)Bakınız bazı yabancı turistlerin Kaleköy ile ilgili düşüncesi;

Kaleköy’de tatil yapanlardan bir Belçikalı turist Valerie Charlanne, “Ben burada kendimi cennette hissediyorum. Burası dünyadaki cennet. İnsan burada huzur buluyor. Gelecek yıl yakınlarımla tekrar geleceğim”

Fransız tatilci Eric Lohrer de Kaş’a geldikten sonra katıldığı bir yat turu sırasında gittiği Kaleköy’ hakkında şunları söylemiş. “Kaleköy’ü görünce cennete geldiğimi anladım. Hemen Kaş’a dönerek otelden ayrıldım ve tatilimi burada geçirmeye karar verdim. Gelecek yıl tatilimin tamamını burada geçireceğim”

Evet; Üçağız, Kekova adası, Tersane Koyu (Hellenistik Dönem blok taşlarla yapılmış gözetleme kulesi..)Kaleköy…Likya medeniyeti’nin izleri derken, 1913 yılında Çanakkale’den çıktıktan sonra 7ay 24 gün aralıksız seyir halindeki Hamidiye Kruvazörü’nün 2 gün bu limanda bakıma alındığını, ada’nın yüksekliği nedeniyle direklerinin gözükmediğini bakımın güvenli olarak gerçekleştiğini ve Rauf Orbay‘ı anlatan bir metni okurken tarihi bir yolculuğa daha çıkıyoruz Kaş (HABESOS) dönüşü(*)

*Gezi notlarım, gözlemlerim.. Mavi Kaş, Tur Rehberliği(Özgür Kadir Bulut)Pembe Nar, Kaş Belediyesi,

(Teşekkürlerimle)

Bir Cevap Yazın