ÇEŞME GÜNLÜĞÜMDEN…ve ALAÇATI TARİHİ

                Nusret KARACA

İstanbul’un bizleri kendine tutsak eden tarihi, coğrafi, sanatsal, kültürel, bilimsel dokusu içinde olmak elbette güzel. Bosphorus…Ne senle, ne sensiz…olmuyor ya, yine de kentin taş beton yığınlarına dönüştüğü  trafik keşmekeşi içinde boğulduğumuz bu günlerde birkaç gün Ege sahilleri. Kağıt, kalem. yanımızda. Alışkanlık. Küçük notlar almaya devam. Kısa da olsa paylaşmalı diye düşünüyorum

….

ÇEŞME KALESİ VE CEZAYİRLİ HASAN PAŞA

Çeşme Kalesi,1508 yılında Osmanlı İmparatoru II. Beyazıt tarafından yaptırıldı. Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa (1714-1790) Osmanlı İmparatorluğu’nun Akdeniz’de egemenlik kurmuş ve en büyük amiralleri arasındadır. Sadrazamlığa kadar yükseldi ve 1770’de Çeşme Körfezi’nde gerçekleşen Osmanlı-Rus Deniz Savaşı’nda büyük kahramanlık gösterdi. Afrika’da küçücük iken yanına aldığı ve büyüttüğü aslanı ile dolaştığı için Avrupalı ressamların yaptığı tablolara ve heykellere konu olmuştur.

….

Ve sırada

ALAÇATI’nın TARİHİ

Birkaç yıl arayla geliriz Alaçatı’ya. Bu arada yine notlar alırız. Bu kez Alaçatı Turizm Derneği metni düştü avuçlarımıza, okuduk, gezdik, fotoğraf çektik, en kolay notları tuttuk dernek çalışması sayesinde.

Günümüzün nezih ve popüler tatil beldesi Alaçatı’nın tarihi çok eskilere uzanır. Arkaik dönem e(×) kadar. Tarihte “İyonya” olarak geçen bölge ( İzmir’in güneyinden başlayan ve Menderes Irmağı’na kadar uzanan) bölgenin tam ortasında yer Antik dönemdeki adı  “Agrilia”dır.

Alaçatı,  noktasını  Osmanlı Kuruluş döneminde burası “Piyade” ya da “Süvari” yeri olarak bilinir. Bölgede oraya yerleşen “Alacaat Aşireti” ile anılmaya başlar. 17. Yüzyıl da ise dönemin Güneyi bataklık olan bölgesi ıslahına karar verilir. 19.y.y.da ise Sakız Adası’ndaki Rum nüfusu bölgeye yerleştirilir.

Alacaat köyünde hastalıklara yol açan bataklığı kurutmak üzere, limanda bir kanal açılır. Bu kanal sonradan gemilerin yanaştığı bir liman haline gelir.  Yöredeki Türkler, kanal inşası için gelen Rum işçilere tarlalarını belli koşullarla verirler. Böylece denizden uzakta bir köy kurulur. Alaçatı’nın birer birer restore edilen taş evlerinin çoğu, 19.y.y.da inşa edilir.

Rumların bölgede yerleşmesiyle Alaçatı’da bağcılık da gelişmeye başlamış. Ekonomik durumları iyileşen Rumlar işlettikleri tarlaları satın aldıkça ticaret hayatı canlanır. Bölge nüfusu tarihlerde 12.000’e ulaşır.

1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları sırasında Balkanlar’dan kaçan göçmenlerin yurda gelmesiyle Rumlar da göç etmeye başlar. 1923’te Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “mübadele anlaşması” ile Türkiye’deki yerleşik Ortodoks Rumlar Yunanistan’a gönderilir.19. Yüzyıl sonunda bağları ve şarabı ile ünlenen bölgenin geçim kaynağı, nüfus değişimi ile birlikte tütün ekimi, kavun yetiştiriciliği ve hayvancılık olarak dönüşür. Beldenin Alacaat’dan gelen ismi Rumlar tarafından Alatzada olarak kullanılırken, sonraları “Alaçatı” halini alır. 1990’lara gelindiğinde ise Alaçatı bu kez de rüzgarıyla ünlenmiş ve sörf ile birlikte, Alaçatı’nın “turistik belde dönemi başlar. Alaçatı   tarihi dokusu ve doğal güzelliği ile turizmin ilgi çeken yerler arasındadır. Bilhassa yaz ayları Alaçatı sokaklarındaki kalabalık olağanüstüdür.

(×) ARKAİK DÖNEM(M.Ö.8.Y.Y. -5.Y.Y.arası dönem

Yunanistan tarihinde MÖ 8. Yüzyılda Yunan Karanlık Çağı’nı takiben MÖ 480’de ikinci Pers saldırısına kadar olan bir dönemdir. (Vikipedi)

(*)Kaynak/Alaçatı Turizm Derneği Çalışmaları)

Çeşme, Ilıca ve Alaçatı gezilerimde gördüklerim, dinlediklerim, okuduklarım, tanıtım dergi ve broşürleri, Belediye yayınları, web siteleri.

Araştırma/Nusret Karaca

(09/08/2019)

Bir Cevap Yazın