Prof. Dr. Erol Eti Hocayla Konuştum…

Ümit Gezgin

Marketten bir şeyler almış hımbıl hımbıl yürüyordum. Sıcak mı sıcak Ağustos ayı, tek tük arabalar geçiyor caddeden ve köknar, kayın, kavak ağaçlarının yaprakları bile kıpırdamıyor..

Tam köşeyi dönecektim ki bir telefon.. Açtım, Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi eski hocalarından, değerli büyüğümüz Prof. Dr. Erol Eti…

-Ümitçiğim nasılsın iyi misin?

-İyiyim hocam, siz nasılsınız, umarım her şey iyi gidiyordur bu sıcaklarda.. Herhalde tatil beldesindesinizdir..

-Tabi tabi.. Ama dışarı pek çıkmıyorum.. Malum yaş.. Yaş ilerledikçe daha bi dikkat etmek gerekiyor sıcağa, soğuğa.. güneşe.. Güneş, özellikle tatil beldelerinde yakıyor kavuruyor her şeyi…

-Haklısınız hocam.. Ben de bu yüzden yazlığın olduğu Avşa adasına gidemiyorum. Gitsem kalamıyorum.. Oturacak yazacak-çizecek bir yer yok.. Sıkılıyorum.. Gerisin geri tekrar İstanbul’a kapağı atıyorum.. Burası zaten bilen, zevkine varan için, daha çok da entel dantel takımı için sayfiye yeri.. Adası var, Moda’sı var.. Caddebostan Plajı var.. Beşiktaş’ı var ki ben hemen her gün geçerim yazıp-çizmek, fotoğraf çekmek için.. Yani İstanbul’da olmak ve yaşamak kültür sanat insanları için bulunmaz nimet.

-Gençsin de böyle konuşuyorsun.. Seksenine gel de göreyim…

-Haklısınız hocam…

-Ümit, bak ben seni niçin aramıştım… Senin gazetende, on yıl kadar oluyor sanıyorum; Hüsamettin Koçan‘la ilgili bir röportaj yayınlanmıştı. Onu bana bulup gönderebilir misin? Orada Hüsamettin ilginç şeyler söylemiş, gerek Tatbiki, gerekse de biz hocalarla ilgili.. Onlara bir cevap vermek istiyorum…

-Tabii hocam, şimdi ben gazetenin o sayısını ancak arşivden bulurum.. Bir arşive bakayım hocam. Bulduğum zaman size çeker gönderirim hocam.. Sonra biliyorsunuz o röportajı genç yazar Evren Hanım yapmıştı.. Biz de gazeteye basmıştık. O zamanlar gazetenin adı Bosphorus Sanat Gazetesi’ydi.. ayda bir yayınlıyorduk.. Ne çileler çekiyordum basmak için.. Koştur koştur.. Bütün matbaa işleri.. şunlar bunlar hep üstümdeydi.. Kimse de kıymetini bilmedi.. Tatbiki’ye çok emeğimiz geçti.. Nice röportajlar yaptık eski hocalarla.. Bunları dönemin dekan hocası rahmetli Prof. Dr. Nazan Erkmen’e teslim ettik. Kaybolup gitti. Oysa Mimar Sinan Üniversitesi gibi kitaplaştırılacak, eski yeni hocalarla yapılan röportajlar cilt cilt kitaba dönüşecekti.. Maalesef Tatbiki, Marmara Güzel Sanatlar kendi misyonunu ve birikimini koruyamadı, sahip çıkamadı. Bir de ben onlara demiştim; bakın Mimar Sinan’da Hamit Kınaytürk’ün SANAT ÇEVRESİ Dergisi var, Akademi merkezli çıkarıyor ve bütün okula, hocalara, sanata hizmet ediyor.. gelin çıkardığım bu sanat gazetesi de TATBİKİ merkezli çıksın, kuruma hizmet etsin.. bunu değerlendiremediler.. Ben ne diyeyim hocam…

-Haklısın Ümit.. Ben hep seni savundum.. Böyle değerli bir insan mutlaka bizde kalsın.. Türkiye’nin yetiştirdiği önemli sanat insanlarından.. dedik ama.. işte vizyonsuzluk.. Neyse.. Sen şu Hüsamettin Koçan röportajını bul da bana gönder.. ona bir cevap yazmak istiyorum…

-Tabi ki hocam. Sevgiler, saygılar…

Bir Cevap Yazın