Mahir Ünlü ’den Türkçe inciler, incelikler “CÖNK GİBİ”…

Kadıköy Söyleşileri’nden

Nusret Karaca

       …..

Akşama doğru okul çıkışı, sanatçı dostlarıma uğramak artık alışkanlık oldu. Her seferinde “olağan akşam ziyareti mi?” diye esprili yaklaşımları, benim, gün içindeki tüm koşuşturmaları, yorgunlukları unutup, dostlarıma daha hızlı adımlarla koşarak kucak açmama neden oluyor aslında. Onların bana açtıkları kucaklara karşılık vermek için…

Kadıköy Kız Lisesi Kitap Günleri’nde (İstanbul Kadıköy Lisesi).. Ayaktakiler: Basri Ökmen, Eray Canberk, M. Tanju Akerman, Sema Ündeğer, Hikmet Kurter, Tekin Gönenç, Nusret Karaca. Oturanlar: Kadir İncesu, Zuhal Tekkanat (Elif Sorgun), Sadiye Akar, Mahir Ünlü

Öyle ya!… Günümüzde kucaklaşmak için koştuğumuz gerçek anlamda kaç dostumuz var ki? Sanki günümüzde birçok kişi sözleşmiş gibi kabuğuna çekilmiş, değil kucaklaşmak nerdeyse evlerinin perdelerini bile kapatacak yalnız ve bencil dünyalarına kimseleri sokmamak için.

Kadıköy Kız Lisesi (İstanbul Kadıköy Lisesi-Mahmut Muhtar Paşa Köşkü/Edebiyat Söyleşisi) Bedrettin Aykın, Mahir Ünlü, Eray Canberk

Neyse; bizim kabuklarını kırmış, üreten, paylaşan dostlarımız, kendi dünyalarının kapılarını sürekli açık tutanlar. “Girin, içimizdeki ışığı görün, aslında dünyamız aydınlık, siz karartmayın. Atın beyninizdeki tabuları. Gülümseyin ki sizin de dünyanız aydınlansın.” diyen güzel dostlar.

Güzel dostlar, güzel yerlerde buluşurlar… Tiyatrolar, sinemalar, kitabevleri, sergi ve konser salonları. Güzel Türkçemizin incileri, incelikleri oralarda öğrenilir, “Cönk gibi.”

Mahir Ünlü’yü çoğunlukla ders kitaplarından tanırız. çoğumuzun “Edebiyat” kitabı denince, yazarı olarak “Mahir Ünlü” gelir aklımıza. O araştırmacı-yazardır aslında. Bir çok etkinlikte söyleşilere katılan, donanım ve tecrübesi ile yararlanabileceğimiz bir kaynak, bir bilge kişidir.

“Kardeşim Nusret Karaca’ya…” diyerek son yapıtını imzalıyor bana değerli ağabeyim.

Güzel bir mekanda, güzel insanlar arasında bana “Kardeşim” diyen bir ustadan güzel Türkçemize bir armağan aslında, “CÖNK GİBİ”

– Sevgili öğretmenim nedir cönk?

– Cönk duyulmamış bir sözcük, onu ancak geçmişlerdeki edebiyatımızla uğraşanlar bilir. İndonezya’da Cava Dili’nde ve “Gemi” anlamında kullanılır. İçinde birçok kimselerin şiirleri bulunan, uzunlamasına açılan, ensiz uzun bir şiir dergisi.

– Siz nereden edindiniz?

– Yıllar önce Malatya’da bir kitapçıda bulmuştum. Sayfaları aşağıdan yukarı açılan, kapağı deri kaplı, içinde Arapça yazılmış seçme şiirler bulunan, el yazması, ince uzun bir defter.

– Ne zamanlar, hangi koşullarda yazılmış?

– Eskiden yolculuklarda. Özellikle kervanla yolculuk yapanların birçoğu, şiire düşkün yazarlar oluşturmuş bu cönkleri. Benim bulduğum da bunlardan bir örnekti. İçinde Kur’an yazısıyla yazılmış bölümler, Divan ve Halk şiirlerinden örnekler var.

– Bu yapıtınızla bağlantısı?

– Büyük şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca, söyleşilerimizin birinde bana şiirimizin seçkin dizelerini derlememi önermişti. Bir köşede sakladığım cönk yeniden karşıma çıkınca öneri aklıma geldi, işte koyuldum. yani yeni bir cönk oluşturmayı düşündüm.

– Bildiğim kadar kaynaklarınız fazla.

– Elli yılı aşkın birikimimde yanı başımda oldukça zengin kaynaklar var. Bunlardan yararlanıyorum.

– Seçki nasıl oluştu?

– Birinci bölümde, 19. yy sonuna değin yapıtlarımızdan, ikinci bölümde ise Çağdaş Edebiyatımızdan seçkin şiir ve düz yazılar var.

– Okullar için çok yararlı bir kaynak olacak.

– İlgi duyan öğretmen ve öğrencilerin yorumlarına sunmaya çalıştım.

– Yapıtı oluşturmaktaki amacınız bu mu yalnızca?

– İpuçları vererek, okurlara yorumlamalarında kolaylıklar sağlamak istedim. Seçtiğim şiir, düzyazı (dize, ikili, tümce, bölümce) örüleri derleyip çağdaş Türkçe’deki incileri ve incelikleri sunmaya çalıştım. Yapıtın sonuna aldığım yazınsal terim/sözcükler bölümünde ise edebiyatımızda bugün bile sürmekte olan “Teşbih”, “istiare”, “mecaz” gibi söz oyunlarıyla bugünkü “imge öğelerini” Türkçe karşılıklarıyla tanıtmayı, gereken yerlerde örnekler vererek, yine okurlara yardımcı olmayı düşündüm.

– Son bölüm?

– Son bölümü ise terim ve sözcüklere ayırdım.

– Son sözü ise yapıtınızdaki örnek verdiğim dizeler söylesin. Ne dersiniz?

– Güzel dil Türkçe bize.

Başka dil gece bize

İstanbul konuşması

En saf, en ince bize

Bugün bir bilge kişiden yararlandık yine. Bize de sürekli üreten, ürettiklerini okurlarıyla paylaşan bir ağabeyi, kalem ve kağıdımızın yardımıyla sizlerle buluşturmak düştü.

İşte kucaklaşmak buna denir.

(*)30 Nisan 2004 

Bir Cevap Yazın